Deniz DurukanPentagram metal müziğin Türkiye'deki en önemli temsilcisi olmanın dışında, aynı zamanda bu alanda öncü bir grup. Son albümü Unspoken'i Türkiye'de Böcek yapımdan çıkaran Pentagram, sözlerinin tamamı İngilizce olan albümün kayıtlarını Atina'da, master işlemlerini de İngiltere'de tamamladı. Unspoken, Türkiye'den önce yurt dışında tam elli bir ülkede Sanctuary Records Group tarafından yayınlandı.
Yurt dışında da sesini duyurmaya başlayan Pentagram, bu albümde Anatolia'nın izlerini sürüyor . Daha doğrusu bu izleğin uzantısını bize taşıyor. Mezopotamya uygarlığından figürler kullanarak, bu düşünceyi albüm kapağına da yansıtan Pentagram, özellikle albüme adını veren Unspoken'la bir baş yapıt ortaya çıkarmış. Bu bestede yer yer senfonik temalara da değinen Pentagram, Anadolu'nun kendine has kokusunu, sesini oldukça iyi yansıtmış. Yine albümde kendi kültürümüzün ürünü olan ney ve zurnayı kullanarak müthiş bir kompozisyon çıkarmış. Bu kadar başarılı bir çalışma çıkarmalarına karşın, izledikleri yayın politikası, kafalarda bir takım soru işaretleri doğmasına neden oluyor.
Pentagram, Unspoken'ı yurt dışına yönelik bir proje olarak düşünmüş. Bu iyi mi? Elbette iyi, ama izledikleri yöntem tartışılır. Müzik beyaz eşya mı ki, ülkelere göre tasarımı yapılsın ve pazarlansın! Müzik dilinin evrensel olduğunu kabul ettiğimize göre, neden sözler İngilizce, niye yurt dışında Unspoken, Türkiye'de ( yakında çıkacak olan) "Bir" albümü. Şapkamızı çıkarıp düşünmek gerek. Eğer yaptığımız müziğe Türkçe söz uymuyor, ondan İngilizce diyorsanız, eyvallah! Ama biliyoruz ki, bir önceki albüm olan Anatolia'da Türkçe sözlü parçalar da vardı ve soundlarına pek ala uymuştu. Yurt dışında listeye girmek için İngilizce sözlü şarkılar yapmak, bu şekilde kendini tanıtmaya çalışmak, gerçekten kalıcı bir iz bırakır mı? Yoksa geçici bir başarı mı getirir?
Tabii ki Pentagram'ın başarı kazanmasını isteriz, hatta bundan göğsümüz bile kabarır. Bizim tek isteğimiz "söylenmemiş" olanı Pentagram'dan duymak...