Eylül
01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Kategoriler
Kullanıcı adı:

Parola:


Arka Sokağın Sesi: HipHop
Deniz Durukan

Ülkemize ilk olarak Cartel'le giren rap müzik, daha çok Almanya'da yaşayan Türk gençlerinin yaptığı ithal bir müzik türü olarak görülmüştü. Dünyada rap yirminci yaşını kutlarken yavaş yavaş Türkiye'de de rap müzik yapan gruplar kurulmaya başlandı.

Hatta bunların bir kısmı müzik endüstrisi tarafından keşfedildi ve farklı bir imajla piyasaya sunuldu bile.

Hiphop'u yalnızca bir müzik türü olarak görmek de yanlış. Türkiye'de çok yaygın olmamakla birlikte yaşam tarzıyla, aksesuarlarıyla, bol pantolonlarıyla, yaptıkları graffittilerle arka sokakların öfkeli sesini yansıtan bir alt kültür hareketi hiphop.

Türkiye'deki rap müziğin önde gelen gruplarından Nefret ve Silahsız Kuvvet'le konuştuk. Adlarını ilk olarak "Yeraltı Operasyonu" adlı toplama albümle duyuran bu iki isim her geçen gün yerlerini biraz daha sağlamlaştırıyor. Ceza Aka Keskinkılıç ve Dr. Fuchs Aka Sihirbaz'dan oluşan Nefret'in; "Meclis-i Ala İstanbul" ve "Anahtar" adlı iki albümü, Silahsız Kuvvet'in ise tek kişilik ordusu Mic Check'ın "Sözlerim Silah" isimli tek albümü bulunmakta.

Alttayken Mutlusun, Üstteyken Mutsuz

Hiphop'un temelinde siyah kültür var. Beyazların siyahlara uyguladığı ırkçı saldırılara karşı verilen mücadeleyi konu alırken, zamanla ezilen, sömürülen insanların ortak dili olmuş hiphop. Siz kendinizi bu mücadelenin neresinde görüyorsunuz?
Nefret: Aslında hiphop insanları eğlendirmek, coşturmak için çıktı. 1985'de protest tavrını almaya başladı. Public Enemy başlattı bu tarzı. Daha sonra kendi içinde dallara ayrıldı rap müzik. Parti tarzı, piyasa işi, underground, sert, hardcore... Herkes kendi felsefesine uygun bir şekilde yorumladı. Kimi sokak yaşamını anlattı, kimi kendi dertlerini anlattı, kimi siyahları anlattı. Sonra beyazlar da yaptı bunu ve dünyaya yayıldı. Bir çok ülkede rap yapılıyor. Bugün Fransa'da da rap yapılıyor, Japonya'da da. Aklınıza gelebilecek her yerde bu müzik var. Fransa'da zenci sorununu anlatan bir rap yapıldığını sanmıyorum. Onlar kendi coğrafyasına ait sorunları anlatıyorlardır. Türkiye'deki durum da bu. Biz de kendi sorunlarımızı anlatıyoruz.
Silahsız Kuvvet: Evet, hiphop'un temelinde ezilmişlik var. Bizde de o ezilmişlik var. Biz de sorunları anlatıyoruz. Mutluluktan söz etmiyoruz. Hiphop kültürü içinde, hiphop olarak ortaya çıkanlar yapıyor bunu. Biz rap yapıyoruz. Hiphop bir kültürdür ve beş elementi vardır. Biz bu elementlerden biri olan rap'i yapıyoruz. Protest bir müzik kısacası. Elbette ezilenler var ve biz onları anlatıyoruz. Ama kendimiz ezilmiyoruz.

Sizin çıkış amacınız, sıkıntılarınız neydi?
Nefret: İlk önce dinleyici olarak başladık. Ortaokul çağlarında söz yazdık, amatörce söyledik, sonra da basit demo kayıtları yaptık. Derken rap müzik iyice içimize işledi. En dikkat ettiğimiz şey, yaptığımız müziğin protest olması. Karadeniz yöresi oynuyorsanız, ona göre giyinmeniz gerekir. Biz de bu işi kuralına göre oynayalım dedik. Almanya'daki insan oradaki ezilenleri anlatıyorsa, biz de burada sokak çocuklarını anlatmaya başladık. Uyuşturucuya karşı sözler yazdık. Gözümüzün önünde gerçekleşen eşitsizlikleri, çarpıklıkları anlatmaya başladık.
Silahsız Kuvvet: Yaşadığımız ülkede neler var, neler yok, bunların kısa bir özeti bizim yaptığımız. Devletin halka sunduğu imkanların yetersizliğinden, okullardaki, sokaklardaki sorunlardan tutun da, TBMM'de oturan insanlara kadar her şeyi derinlemesine sorgulayan bir müzik türü rap. Sokaklarda yatan insanlar... Şarapçısı, tinercisi, hepsi var bizim müziğimizde.

1980'den sonraki depolitizasyon döneminde uzun Süren bir suskunluk oldu. Daha sonra, 80 öncesi sol söyleme yakın, ama düzen açısından daha zararsız söylemler gelişti. Özellikle de müzik alanında. Bu noktada hiphop, hardcore, punk gibi sert söylemli müzik türleri yavaş yavaş gündeme gelmeye başladı. Sizin politik yönünüz çok keskin değil ama, muhalif yapınızdan dolayı bunların arasında sayılabilirsiniz.
Nefret: Düşünce mantıktan çıkıyor zaten. Mantıklı bir şey yaparsan düşünce suçlusu bile olabilirsin. Böyle bir korkum da var açıkçası. Amerika'da insanlar konser sırasında polisleri öne atabiliyor. Türkiye'de biz böyle bir şey yapamayız. Nefret, Silahsız Kuvvet isim olarak bile insanları korkutabiliyor. Grup ismi bile korkuturken, kim bilir parçaların isimlerine ne derler? Klibimizi yayınlarlar mı diye düşündük. Kim bu Nefret, Silahsız Kuvvet, militan mı bunlar diye bakılabilir. Her şey olabilir.

Ama öyle olmadı Nefret Sürekli müzik kanallarında klibi dönen bir grup oldu...
Nefret: Evet, ama klibimiz bile çok sonra yayınlandı. Bu da ellerinde ki materyallerin yetersizliğinden kaynaklanan bir seçimdi.

Bu sizi kırmadı mı?
Sonuçta biz işimizi yapıp, sunuyoruz. Karar onların.

Aslında Silahsız Kuvvet'in çağrıştırdığı anlam hiç de kötü değil. İlk bakışta sert gibi görülüyor ama silaha karşı kesin bir tavır var. Ama asıl silah, sözlerim demekten de geri kalmıyorsun...
Silahsız Kuvvet: Eğer bir kuvvet silahsızsa, o kuvvetin bir tek silahı vardır, o da sözleridir. Ama kesinlikle Cartel ile kıyaslanmak istemiyoruz. Onlar 750.000 satıp kaçtılar. Rap'i rap için yapmak gerekiyor.
Nefret: Bizim amacımız pop, arabesk yapanlar gibi milyonlarca albüm satıp zengin olmak değil, yurtdışına açılıp ülkemizi tanıtmak. Ülkeye bir yararımız olsun. Faşizme kesinlikle karşıyım ama vatanseverim. Her insanın bu ülke için bir şeyler yapması gerekir. Boşu boşuna milliyetçilik de olmaz, solculuk da. Amaçlarımızdan birine ulaştık mesela. Eylül ayında Almanya'da bir albümümüz çıktı. İnternetteki en büyük rap sitesi bizimle söyleşi yaptı, konserimizi kaydetti. O sitede elli tane yabancının bile bizi görmesi ülkemiz için bir reklamdır.
Silahsız Kuvvet: Yaptığımız işte politik anlamda bir şey yok. Yalnızca gerçekler anlatılıyor. Televizyonu açıp baktığınızda, haberlerde de bunu görürsünüz zaten. Şu anda Amerika'da yapılan rap müzikte para ön planda. Ama Türkiye'de 1980'li yılların ortalarındaki Amerikan rap'i yapılabilir. Çünkü çok şey yaşanıyor bu ülkede. Artık Amerika'da mutlu rap yapma zamanı geldi.

Siz de Türkiye'nin zencileri olarak mı görüyorsunuz kendinizi?
Silahsız Kuvvet: Amerika'da 1986'da başladı hard-rap. Türkiye'de ise 1995'de Cartel'le başladı. Şu anda biz happy soundu yakalamakta zorlanıyoruz. O kadar anlatacak şey var ki. Arena'yı, Uğur Dündar'ı izleyin yeter.

Bir Hiphop grubu olarak politikaya bakışınız nasıl, bu konuyu biraz daha açalım mı?
Nefret: Politikayı da, politikacıları da hiç sevmem. Mesela ben idama karşıyım. Bunu şarkımda anlatırım. Bundan dolayı bana sağcı da, solcu da diyemezler. Çünkü ben yalnızca rap'çiyim. İzm'lerle işim yok benim. Bunları müziğe bulaştırmak da istemiyorum.

Siz ilk olarak "Yeraltı Operasyonu" adlı toplama albümde göründünüz. Neden yeraltı? Yeraltıyla yerüstü arasındaki fark nedir?
Nefret: İnsanların kendi parasıyla televizyonlara çıkıp, zaten fakir olan bir ülkede hava atması benim hoşuma gitmiyor. Kim kiminle çıkmış, kimi aldatmış beni ilgilendirmiyor.
Silahsız Kuvvet: Sosyeteyi bir mafya olarak görüyorum ben. Plak şirketlerinin de mafya özelliği var. Eş dost kayırmacayla dönen işler. Yapılan müziklerde Sürekli yalan aşklardan bahsediliyor. Gerçeklerle ilgisiz konular. Sırf bunlardan dolayı bile yeraltında yaşanabilir. Aslında yeraltında yaşamak çok zor. Yerüstüne çıkmak için de elinden birisinin tutması gerekiyor.

Yeraltında yeterince güçlü müsünüz? Ya da güçlü müydünüz?
Silahsız Kuvvet: Evet, güçlüyüz. Metallica bile yeraltındaydı. Sonra bir prodüktör tuttu ellerinden. Rap'çi Eminem de yeraltındaydı. Ama Türkiye'de hangi prodüktör bir rap'çinin elinden tutar ki?

Artık sizin de elinizden tuttular, hala underground görüyor musunuz kendinizi. Bakışınız değişti mi?
Nefret: Biz zaten piyasaya çıktık. Kendimizi feda etmiş oluruz ama, bu şekilde de Türkiye'de rap müzik başlar diye düşünüyoruz. Zamanında Unkapanı piyasasında gezmediğimiz plak şirketi kalmadı.Grubun ismini değiştirin, şarkıları değiştirin, klipte dansöz oynatın ki Cartel'in şarkısına benzesin gibi saçma sapan teklifler geldi bize. O zaman underground olmanın ne anlamı kalıyor? İmajını satan birini dinlemek hoşuma gitmiyor açıkçası. Öyle de olmadık. Kendi fikirlerimiz değiştirilmediği Sürece underground kalmaya devam edeceğiz. Herhangi bir talep veya zorlama gelse bile tarzımızdan ödün vermeyi düşünmüyoruz. Albümle ya da yeraltında, her ne şekilde olursa olsun, underground kalmaya devam edeceğiz.
Silahsız Kuvvet: Cartel'den sonra bir çok albüm çıktı Türkiye'de, fakat bunlar imaj-maker'lar tarafından şekillendirildi. Örneğin Fresh B çok iyi bir DJ'dir ve çok iyi bir rap dinleyicisidir. Ama çocuğun şeklini değiştirdiler ve şekilci bir albüm yaptılar. Kendisi de memnun değil. Gidip de Silahsız Kuvvet'in ismini değiştirmek demek, bu albüm çıkmayacak demektir. Underground, bir anlamda bizim için daha iyi. Kendi kitlemize ulaşmak istediğimizde paramızı da kazanırız, müziğimizi de yaparız. Türkiye'de rock var, hatta black metal gibi Türkiye'de yapılması çok zor olan bir müzik türü bile var, rap niye olmasın?
Nefret: Türkiye'de yaşayan gençlerin seçme şansı yok. Ergenlik çağına gelen bir gencin önünde seçenek olarak yalnızca arabesk ve pop olmamalı. Her tür müzik olmalı. Bir insana Sürekli arabesk ve pop dinletilirse, Sürekli onların klipleri dönerse ister istemez etkilenirler. Rüyalarına bile girer.
Silahsız Kuvvet: İnsana sunulan yemek çok önemli. Bizim önümüze de Sibel Can, Hülya Avşar konuluyor. Sosyetenin, plak şirketlerinin ve medyanın mafyalığıdır bu. Artık bu ülkede aşktan başka sözü edilebilecek şeyler de olmalı. Pentagram'ın, Sultana'nın klipleri yasaklanmamalı. Sultana yasaklanıyorsa, "Azıcık Ucundan Versen" de yasaklanmalı. Ama onun arkası kuvvetli. Sultana'nın o şansı yok. Çünkü rap yapıyor.
Nefret: Plak şirketlerinin ileriye dönük yatırım gibi niyetleri yok. Anında para kazanmaya çalışıyorlar. Yeni bir Sezen Aksu, yeni bir Tarkan yaratma çabasındalar.

Underground gruplar olarak bir araya gelme, belli bir güç oluşturma yerine kendi aranızda bile çekişiyorsunuz...
Nefret: zaten rekabet istiyoruz. Rekabete karşı değiliz, ama düşmanlık olmasın.
Silahsız Kuvvet: Hiphop piyasasında güçlü insan çok azdır. Arkası kuvvetli mantığı bizde yok. Olamaz da. Çünkü bu işi yapanların eti, kemiği belli.

Peki, sonuçta yeryüzüne çıkmak hoşunuza gitti mi?
Silahsız Kuvvet: Pek gitmedi. Underground olmak daha iyiydi. Yerüstüne çıkınca bazı şeyleri gözden geçirmek gerekiyor. Örneğin şarkı sözlerini.
Nefret: Yerüstüne çıkmak gerekiyor. Çünkü Amerika'da el altından, bandrolsüz olarak satılan CD'ler çok fazla. Üstelik pahalı olmasına karşın çok satılıyor. Ama Türkiye'de böyle değil.
Silahsız Kuvvet: İki evremiz var. Yeraltı ve yerüstü. Alttayken mutlusun, üstteyken mutsuz.

Hiphop yalnızca müzikten ibaret değil. Dans, grafitti, aksesuarlar...
Silahsız Kuvvet: Zincir, şapka, bol pantolon, kısa saç hiphop aksesuarlarıdır.
Nefret: Biz buyuz işte. Hoşumuza gittiği için böyle giyiniyoruz. Bizimki özenti değil.
Silahsız Kuvvet: Hiphop bir yaşam tarzıdır, tıpkı rock gibi. Rock ve hiphop arasındaki tek benzerlik şu: yaşam tarzı. Sabah kalktığında yüzünü yıkar yıkamaz müzik sesini açar, o ritmi duymak istersin. Ve sallanmaya başlarsın. Sokakta yürüyüşün bile değişir.

Bu tarz yaşam ailelerinize pek hoş gelmeyebilir. Görüntünüz ve bakış açınız son derece farklı.
Nefret: Başta destek vermediler. İşin ciddiyetinin farkına varmamışlardı. Yeraltı Operasyonu adlı toplama albüm, daha sonra da kendini albümümüz çıktıktan sonra tam destek verdiler. İlk başta aileler tepki duyuyor. Rap müzik Amerikan emperyalizminin ürünüdür, çocuklar kapılıp gidecekler diye korkuyorlar. Ama korkulacak bir şey yok. Sonuçta Amerika'nın reklamını yapmıyoruz, emek verdiğimize inanıyoruz.

Sokak çocukları, çevre sorunları, politikadaki kirlenme, duyarsızlık gibi konularla ilgileniyorsunuz. Bunlar varoşları da ilgilendiren sorunlar. Onlarla aranızda bir köprü oluştu mu?
Silahsız Kuvvet: Onlara ulaşamadık. Ama Cartel bunu yaptı. Çünkü bizim klibimiz yayınlanmadı ve Yeraltı Operasyonu'nun reklamı yapılmadı. Özellikle Türkiye'de medya çok önemli. Medya bir silah. Ya da on bin, yirmi bin dolar gibi çok ciddi paralar istiyorlar.

Agresif, öfkeli çocukların havası var şarkılarınızda. Gerçek yaşamda pek öyle görünmüyorsunuz.
Nefret: Aslında dengeliyiz. Yerine göre...
Silahsız Kuvvet: Serseri mentalitesi yok bizde. Rap sokak diliyle yapılır. Biraz işin edebiyatına kaçıyoruz. Edebiyat bölümünde okumamın etkisi de olabilir. Kimi zaman sokak diliyle, kimi zaman pürüzsüz bir dille anlatıyorum. Sonuçta sert bir dil kullanıyorum. Rock'la, heavy metal felsefeyle örtüşüyor. Onlarda da aynı özellik var.

Nefret grubu müzik dışında ne işle ilgileniyor?
Nefret: Ben Aktaş elektrikte işçiyim. Diğer arkadaşım (Fuchs Aka)da stant görevlisi. Söylediklerimiz yaşamın içinden çıkan şeyler.

İsimleriniz niye böyle? Ceza, Mic Chek ?
Silahsız Kuvvet: Rapte herkesin bir nick name'si vardır. Futbolcuların forma numarası gibi bir şey. Onun adı neden Ceza? Çünkü o sözleriyle birilerine ceza veriyor. Bir rap'çi aklından geçeni aynı anda mikrofona yansıtabilmeli. Ağzından çıkanı kulağın duysun diye bir deyim vardır ya, bir rap'çi bunu en iyi beceren insandır.

İlk başlarda rap'te Alman soundu vardı. Oradaki üçüncü kuşak Türklerin söylemi hakimdi. Şimdi kendi topraklarımızın soundu ön planda.
Silahsız Kuvvet: Türkiye'nin müzik kültürü çok geniş. Türkiye tam bir hazine. Etkin köken olarak çok sağlamız. Türkiye'de birçok türkü var. Rap de türkü bazında ele alınabilir. O kıvama gelebilir. Ben albümümde bu türkülerden yararlandım. Sazı, udu kullanmakla rap'tan uzaklaştın demek yanlış olur. "Sözlerim Silah"sa, o zaman tamamdır. Rap'in melodik kısmı onların beğenisine kalmış.

Peki son arzularınız neler?
Nefret: Müziğimle, insanların kullanabileceği iyi bir miras bırakmak istiyorum. Silahsız Kuvvet: İnsanlar beni anlamadan bir tarafa gitmeyeyim. Önce anlasınlar, sonra öleyim.
Dost Mekan
Peyote
Hadi indir !
East of the Sun
Duyurular
Stüdyo İmge, Açık Radyo'da...
Club Intro