Ana sayfa
Kategoriler
Kullanıcı adı:

Parola:


Hip Hop'un büyük patronları.
Nezih Onur

Gangster filmlerinde çok sık rastlanan 'Bu tamamen iş dostum. Asla kişisel bir şey değil.' repliği hip hop'un en sevdiği repliklerden biridir.

Ancak, işin gerçeği, hip hop her zaman kişisel olmuştur. Son yirmi yılda, plak endüstrisi bir işbirliği içinde, gittikçe homojenleşirken, kişisel beğenilerden ziyade diptekilerle ilgilenen bir çok hip hop firması tek bir kişinin görüşlerince yönetilmiştir. Bu firmaların yönetim odalarındaki koltuklarda kişiliklerin yüzleri olmayan ya da değiştirilebilir kıyafetler olarak oturmalarına karşın bir çok firma yöneticisi de, yaptıkları anlaşmalarla, meşhur olmuşlardır. Sugar Hill Records'dan Sylvia Robinson, Ruthless Records'dan Eazy-E, Bad Boy Entertainment'tan Sean 'Puffy' Combs, Uptown'dan Andre Harrell, No Limit'ten Master P ve So So Def'den Jermaine Dupri gibileri sanatçıları kendi firmalarına bağlayıp onların kayıtlarını yaparak; Def Jam'den Russell Simmons ve Tommy Boy'dan Monica Lynch gibileri ise medyada olabildiğince yer alarak isim yapmışlardır. Priority Records'dan Bryan Turner, Rap-A-Lot'tan James T.Smith ve Loud'dan Steve Rifkind gibi bazı güçlü oyuncular ise perde arkasında kalmayı tercih etmişlerdir. Death Row'dan Marion 'Suge' Knight ise basında her zaman ön sayfa haberi olmuştur.

Sylvia Robinson hip hop daha henüz var olmadan da bir yıldızdı. Listelerin tepesine çıkması ise ilk kez 1956'da – Mickey & Sylvia ikilisi olarak yaptıkları 'Love Is Strange' parçasıyla – gerçekleşmişti. 17 yıl sonra, fakat bu kez tek başına yaptığı, 'Pillow Talk' ile yeniden patladı. 70'lerin sonuna gelene kadar, Robinson bir prodüktör ve şarkı yazarı olarak yerini iyice sağlamlaştırmış, ayrıca, Vibration ve, eşi Joe Robinson ile birlikte işlettikleri All Platinum gibi, birkaç firma da kurmuş ve Shirley and Company'nin 'Shame Shame Shame'i gibi – ki bu da Sylvia'nın yazmış olduğu parçalardan biridir – çok sayıda soul ve disco hit'i yaratmıştır.

Robinson'ın satışları, rap sahnesi yeterince büyüyene dek, platin seviyesine gelemedi. Uyanık bir iş kadını olarak Sylvia rap'teki müthiş potansiyeli hissetmiş ve onun New Jersey'deki bürosuna gelmesini beklemeden kendisi bir şeyler yaratmaya karar vermiştir. Sugarhill Gang projesi ve şarkı sözlerinin Cold Crush Brothers'dan, ritm kalıbının (groove) ise Chic'in 'Good Times' parçasından alındığı single 'Rapper's Delight' bu şekilde ortaya çıktı.

Olaylar hızla gelişti. Sylvia'nın firması, bir yıl içinde ve 'Rapper's Delight'ın o kadar da yenilikçi bir numara olmadığını kanıtlarcasına, 10 single daha çıkardı. Sylvia Robinson hip hop kültüründeki gelişmelerin tümünü önceden hissedememiş olabilir ancak firması Sugar Hill yeri yerinden oynatan bir çok single çıkarmıştır. Bunlardan belki de en ünlüsü Grandmaster Flash & the Furious Five'ın, dönemin toplumsal bilincini yansıtan, 'The Message' parçasıdır. Ancak, kayıtlarında Malcolm X'in sesinin de bulunduğu 'No Sell Out', pikaplardan düşmeyen bir baş yapıt 'The Adventures of Grandmaster Flash on the Wheels of Steel' da en az 'The Message' kadar dönemi açıklayan parçalardır. Sylvia kendisi de bir single doldurdu. Bu, History of the World: Part I filmindeki bir Mel Brooks rap'inden etkilenerek yazılmış 'It's Good to Be the Queen' parçasıydı.

Tüm bu başarısına karşın, Sugar Hill'in şöhretinin bir dolar kadar değeri yoktu. Joe Robinson uzun Süredir Roulette Records'un başkanı Morris Levy'nin iş arkadaşıydı. Morris Levy'nin ise Cenova mafyasıyla yakın ilişkisi olduğuna dair söylentiler vardı. Yine söylentilere göre, Robinson, CBS Records'u tehdit ederek yeni bir rap firmasıyla dağıtım anlaşması yapması için zorlamıştı. 1983'te, Sugar Hill, kanıtı olmayan suçlamalara göre, bir mafya üyesi olan Sal Pisello'nun yönettiği bir operasyon sonucunda, MCA Records ile bir anlaşma imzaladı. Bu olayın devamında, Sugar Hill, Pisello ve MCA tarafından dolandırılıp iflasa zorlandığını iddia ederek, MCA'ya karşı bir suçlamada bulundu. Fakat, suçlayan kişilerin mahkeme dışında bazı tatsız durumlara maruz kalmasıyla, Sugar Hill kendi yaşamına uzunca bir Süre için son vermek zorunda kaldı. Bazı Sugar Hill sanatçıları kendilerine başka yuvalar buldular (Grandmaster Flash Elektra'ya geçti, Sugar Hill'in kendi grubu da Tackhead ismiyle solo olarak takılmaya başladı), fakat çoğu, müziklerinin sağladığı servetten en ufak bir pay alamadan, ortada kaldılar.

1984 yazına gelindiğinde, Sugar Hill, o sırada tepe noktasında Tom Silverman'ın Tommy Boy Records firmasının bulunduğu, bu iş dünyasının dışında kalmıştı. Aynı günlerde, New York Üniversitesi'ndeki bir yurt odasında, Russell Simmons ve Rick Rubin L.L.Cool J'in 'I Need a Beat' parçasını kaydediyorlardı. İkisi de hip hop dünyasının acemisi değillerdi. Simmons partiler düzenleyerek işe başlamış – ki bu DJ'leri ayarlamak ve küçük çapta bazı sokak alavere dalavereleri gibi şeyleri kapsıyordu – ve sonunda, Kurtis Blow ve Run-D.M.C. gibi isimleri bünyesinde barındıran (Joseph 'Run' Simmons Russell'ın küçük kardeşiydi) Rush Artistic Management firmasını yönetir olmuştu. Rubin ise, punk gruplarında çalmak ve rock barlarda DJ'lik yapmakla başlayıp plak üretimine doğru gelişen farklı bir yol izlemişti. Rubin'in ilk üretim çabalarından en çok akılda kalanlardan ve, dağıtımı Arthur Baker'ın Partytime etiketiyle yapılmış olsa da, üzerinde ilk kez Def Jam logosu bulunan biri T. La Rock ve Jazzy Jay'in beraber yapmış oldukları 'It's Yours' single'ıdır.

Simmons ve Rubin'in karşılaşmaları Jazzy Jay vasıtasıyla olmuş ve bu ikili hemen faaliyete başlamıştır. Güçlerini birleştirip, 4.000$ tutarında bir sermaye ile Def Jam'i kurdular ve yatırdıkları parayı da çok kısa bir Süre içinde geri aldılar. Rubin'in yurt odasında 700$'lık bir yatırımla kaydedilen 'I Need a Beat' 100.000'den fazla satarak rap'in en büyük yıldızlarından ve en büyük firmalarından birinin gelişini de ilan etmiş oldu.

Def Jam'in sert ritmler, insanın doğrudan yüzüne karşı bir tavır ve sokak olaylarından oluşan formülü hip hop dinleyicisini kalbinden vurdu. Simmons, 1990'da, Rolling Stone dergisine bu durumu 'Bizim yapmaya çalıştığımız, rap kitlesinden doğru olanı alıp bunu satmaktır' şeklinde açıklamıştır. Alıcıları bulmak işin en kolay yanıydı. İlk senesi içinde, firma yedi single çıkardı ve CBS Records ile 600.000 adetlik bir dağıtım anlaşması yaptı. Gösteri daha yeni başlamıştı. Def Jam, gelecek üç yıl içinde, üç tane önemli albüm çıkaracak – 85'te, L.L. Cool Jay'in Radio'su; 86'da, The Beastie Boys'un Licenced To Ill'i (listelerde üst sıralara yükselen ilk rap albümü) ve, 87'de, Public Enemy'nin Yo! Bum Rush the Show'u – ve Slick Rick, EPMD, 3rd Bass gibi efsanelerin doğmasına olanak sağlayacaktı. Firmanın ilgilendiği tek şey rap değildi. Simmons R & B şarkıcısı Oran 'Juice' Jones, Rubin ise thrash metal grubu Slayer ile anlaşmalar imzaladılar.

Bu ikili, ticari olarak alt edilmesi mümkün olmayan bir takımdı, ancak yine de, bazı sıkıntılar oluyordu. Hem Simmons hem de Rubin canlı performanslarda yer almayı seviyorlardı ama, 'Cold Chillin' in the Spot' örneğinde olduğu gibi, bir single'ın yalnızca kaydedilmesi Simmons için giderek yeterince tatmin edici olmaya başlamıştı, artık sahne ışıkları altında olmak istemiyordu. Hatta, filmini kendisi yapmış olmasına ve hikayenin kendi kariyerini anlatmasına karşın (Simmons rolünde Blair Underwood vardı) Krush Groove'da hiç çalmamıştı bile.

Rubin ise tam tersine, sahnede olmayı çok seviyordu. 1985'te, Madonna'nın Like a Virgin turnesinin açılışında çaldıklarında, Beastie Boys'daki DJ rolüne derinlemesine kaptırmıştı ve grubun geri kalanı aynı şekilde düşünmese de, kendini tam anlamıyla bir Beastie olarak görüyordu. Licenced to Ill albümünün 4.000.000 adet satmasından ve bazı tartışmalardan sonra, Beastie Boys Def Jam'den ayrıldı. Bu arada, Slayer'ın Reign In Blood albümü çıktıktan sonra, Rubin ile, albümü Yahudi ve Arap'lara karşı bulan, CBS Records başkanı Walter Yetnikoff arasında bir tartışma yaşandı. Bir taraftan da, Rubin ve Rush'taki sağ kolu, aynı zamanda, Def Jam'deki yeri gittikçe önem kazanan Lyor Cohen arasında özel bir kan davası da yaşanmaya başlamıştı. Cohen işi büyütmek ve genişletmek konusuyla daha çok ilgileniyor, Rubin'in taktiklerini ve estetik anlayışını beğenmiyordu.

Sonunda, Rubin firmadan ayrıldı Geffen'deki bağlantılarını kullanarak hem Slayer albümünün dağıtımı için olanak buldu hem de, daha sonra (1993'te) kısaca American Recordings diye anılacak olan, Def American firmasını kurdu. Def American, Sir Mix-A-Lot ve Geto Boys sayesinde, bir miktar hip hop tadı taşıyordu. Daha sonra, Geffen grubun 1991 albümü Geto Boys'daki şarkı sözlerine itiraz edip albümün dağıtımını reddedince, Geto Boys Def American'dan ayrıldı. American daha çok rock'a ağırlık veriyor ve Danzig ya da The Black Crows gibi gruplarla çalışıyordu.

Simmons ise, bu sıralarda, genişlemeye ve farklılaşmaya başlamıştı. Televizyon için üretim yapan bir firma kurdu ve HBO'da yayınlanan Def Comedy Jam ile beklenmedik bir başarı elde etti. Simmons'ın film şirketi, 1997'de, aynı zamanda, Eddie Murphy'nin geri dönüşü de olan, The Nutty Professor'ı yaptı. Simmons, Phat Farm isimli firmasıyla, moda işine bile girdi. Gittikçe bir multimedya patronu oluyordu ama gönlü hala hip hop'taydı ve bunu Onyx, Method Man ve Foxy Brown gibi yıldızlar yaratarak gösterdi. Def Jam'in PolyGram Music ile yeni bir dağıtım anlaşması yaptığı 1993 yılında (Simmons, daha sonra, 1999'da, firmasının isim haklarını Universal Music Group'a satmıştır), firmanın Los Angeles büroları açıldı ve, Doğu Sahili'ndeki başarılar Warren G, Domino ve, platin seviyesinde satış rakamlarına ulaşan, R & B çalgıcısı Montell Jordan gibi sanatçılarıyla anlaşmalar imzalanarak Batı Sahili'ne de taşındı.

Büyük ölçüde Eric 'Eazy-E' Wright'ın başarısına bağlı olarak, Batı Sahili'nin rap dünyasında önemli bir yeri vardır. Eazy Los Angeles'a komşu olan Compton bölgesinde iş yapan bir uyuşturucu satıcısıydı ve kara parasını aklamak için Ruthless Records ile plak anlaşması yapmıştı. Daha sonra bir takım gelişmelere de yol açacak olan Los Angeles'lı rap grubu World Class Wreckin' Cru ile tanışması ona grubun DJ'i Andre 'Dr. Dre' Young ile takılma şansını da vermiş oldu. O'Shea 'Ice Cube' Jackson'ın yazdığı şarkı sözleri ile, Eazy, 1987'de, 'Boyz N the Hood'u kaydetti ve bu single ile Ruthless bölgesel bir güç haline geldi.

1989'un sonlarında, Eazy, The D.O.C. ve Michel'le'nin ('No More Lies' Dre'nin yalnızca gangsta rap değil, aynı zamanda, başarılı olabilecek R & B parçaları da yapabileceğini kanıtlamıştır) hit parçaları yardımıyla, firma ülke çapında bir pazar oluşturma yoluna girmişti. Firmanın en büyük başarısı ise Eazy'nin Dre, Ice Cube, MC Ren, DJ Yella ve (kısaca) Arabian Prince ile birlikte kurduğu grup N.W.A ile oldu.

devam edecek...
Dost Mekan
Peyote
Hadi indir !
Stuka
Duyurular
Stüdyo İmge, Açık Radyo'da...
Club Intro