'Farklı olanlar; farklı olmaya çalışmayanlar.' : Oojami.
Stüdyo İmgeLondra'dan çıkan Oojami'ni arkasındaki güç, Türkiye doğumlu Necmi Cavlı. Cavlı'nın ev stüdyosunda kaydettiği ilk albümü "Salut de Constantinople", The Wire ve Folk Roots gibi dergilerden olumlu eleştiriler almış. Daha sonra canlı performansa daha yatkın bir sound'a doğru yönelen Cavlı, Oojami grubunu kurmuş ve "Bellydancing Breakbeats" albümünü yayımlamış. Oojami'nin ritim temelli müziğinin melodik yapısı farklı kültürlerden geliyor. Ud ve darbuka sesleri İngiltere dans sahnesinin electronica ve techno ritimleriyle kaynaşıyor.
2 Mayıs Perşembe 21.30'da, 3 Mayıs Cuma 23.00'de Babylon'da sahne alacak Oojami ile sizin için söyleştik:
Müziğinizi sözlerle tarif etmeniz gerekse bize neler söylerdiniz?
Elektronik müziğin doğu melodileri ile Oojami'nin kendine özgün bir sentezi.
Sound'unuzda oryantalist bir bakış açısı yok mu?
Oryantal etkiler var ama bu tamamen Oojami'ye özgün bir sound'a oturdu. Böyle olmasaydı Amerika'da, İngiltere'de, Almanya'da vs. gördüğü ilgiyi anlamak zor olur. Bu alanda üretilen hemen herşey o kadar çok kopya ve re-mix kokuyor ki insanlar müzikte bir tutku ve heyecan duydukları zaman üretim kalitesi zayıf olsa bile etkileniyorlar. Daha kaliteli seslerle büyük stüdyolarda üretilmiş oryantal etkili, özellikle batıda satmaya yönelik üretim çok. Türkiye'de de bu son zamanlarda artıyor. Ama bunların bazıları iyi olmasına rağmen çoğu sound teknisyenlerinin ürettiği albümler, sanatçıların değil. Önemli olan yaptığın müziği yürekten hissetmendir, ona kendi kişiliğini vermektir. Bu artist ile artizan arasındaki farkı oluşturur.
Anglo-Turkish bir grup olarak adınız geçiyor, bunu biraz açar mısınız?
Oojami bir fusion grubu değil. Örneğin daha çok tanınan Talvin Sign da bir fusion grubu değil. Oojami'yi Anglo-Turkish bir grup olarak tanımlayan bazı basına ben bunun böyle olmadığını, Oojami'nin Türk etkisinde global bir grup olduğunu söyledim. Oojami değişen dünyanın getirdiği globalleşmenin bir ürünüdür. Türkiye'de ve burada da yaşayan bazı Türkler'de batı hayranı bir yaklaşım var. Bu müzikte de aynı. Kültürümüzdeki oryantal etkilerden adeta utanılıyor. Hala batıda moda olan şeyler iletişimin bu kadar gelişmiş olduğu bir çağda on sene sonra kopya ediliyor. Bunun bence en önemli nedeni Türkiye'de alternatif kültürün olmamasıdır. Her yeni akım, müzik de dahil, varolan müzik kurumlarının dışında ve onların tepkilerine rağmen gelişir ama bir kere popülerleşince de var olan kurumlar onları ticari bir hale dönüştürüp tamamen içlerini boşaltırlar. Bu bütün müziklerin başına geldi. Örneğin rock, drum & bass , house, hip hop vs. hepsi alternatif olarak çıktı fakat daha sonra hepsi pop müziği gibi ticarileştirildi. Ne yazık ki Türkiye ancak bunları underground olmaktan çıkıp normal piyasaya çıktıktan sonra duyup dinliyor. Yine ne yazık ki birtakım insanlar bu moda, bu işte para var diye kopya etmeye başlıyorlar. Bunun böyle olması kaçınılmaz. Çünkü bizde alternatif kültür ve klüpler yok. Oojami'nin Türkiye'den çıkması bu nedenle mümkün değildi. Britanya ve Amerika'daki başarımızın sonucu bize Türkiye'de bir ilgi uyandı. Oojami'nin müziğinin ne olduğunun anlaşılmasının zor olması bence şaşırtıcı değil. Değişikliğe ve yaratıcılığa karşı hoşgörülü bir geleneğimiz yok, ya da bu bir ölçüde yok edilmiş.
Etnik müzikleri electronica ve techno ile kaynaştırmak moda oldu. Siz bu yöntemin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Çok hızla yayılıyor ama bunun nedeni moda olması değil batıdaki yaşam biçiminin giderek çok kültürlü bir hal alması ve milli kültürlerin bunun karşısındaki direnişinin giderek azalması. Varolan kültürler tarafından yutulmadan özgün bir yaşam buralarda zor da olsa mümkün. Kültürel global müzik batıda yaşayan, burada doğup büyümüş farklı kültürlerden insanların yarattığı bir olgu. Dolayısı ile bu tür kültürel etkili global müzik giderek artacaktır. Bu moda da olabilir ama bir müziği moda olduğu için yaparsanız hiç bir zaman başarılı olamazsınız. Herkes o kadar farklı olmaya çalışıyor ki sonunda herkes birbirine benziyor. Farklı olan sadece farklı olmaya çalışmayanlar oluyor. Oojami farklı olmaya çalışmadığı için farklı oldu.
Bu alanda sevdiğiniz örnek aldığınız isimler var mı?
Sevdiğim isimler çok; Dzihan & Kamien, Smadj vs..
Türkiye'den kimleri dinliyor kimlerden etkileniyorsunuz?
Elime geçen herkesi dinliyorum. İnsanın dinlediklerinden etkilenmemesi mümkün değil ama hiçkimsenin üzerimde doğrudan bir etkisi yok. Bazen dinlemeyi tercih etmeyeceğim bir müzik de beni etkileyip, bana fikir verebiliyor.
Çalışmalarınızda Türk, Asya ve Afrika etkileri görülüyor. Hangi kültürden neyi alacağınıza nasıl karar veriyorsunuz? Örneğin hangi bölgenin ritmlerini bir başkasına tercih ediyorsunuz?
Bir tercihim yok, dünyanın her yerinden etkiler var çünkü Londra'da dünyanın her kültüründen insan yaşıyor ve ben onlarla ilişki halindeyim. Öğretmenlik yaptığım okulda 67 kültürden öğrenci vardı. Afrika ve Asya'ya defalarca gittim oralarda bazı müzisyenlerle tanıştım, kayıtlar yaptım. Ama ben hayatımın en önemli kısmını Türkiye'de yaşadım ve müziğimde Türk etkiler her zaman daha ağırlıkta olacaktır. Eğer yaptığınız müzikte yaşadığınız sosyal ve kültürel deneyimlerin etkisi yoksa yaşamıyorsunuz demektir. Oojami başlangıçta " bir çocuk gibi tutku ve heyacan taşıyan bir müzik" olarak tanımlandı. Kısaca özetlersek Oojami'nin müziği adam olmaya karşı çıkan bir müziktir ve böyle kalmaya çaba sarfedeceğim.
Çok farklı kültürlerden eklektik bir hava yakalamışsınız.
Eklektik bir dünyada yaşıyoruz ve benim müziğim benim yaşamımı yansıtmıyorsa bunun bir anlamı yoktur. Bazı insanların öyle olabilir ama benim dünyam siyah beyaz değil.
Dünya müziği ile içli dışlı olan çevrelerden nasıl tepkiler aldınız?
İyi tepkiler aldım. En ciddi müzik yayınlarının (Billboard, Musik Weekly, Froots, The Observer, BBC vs.) yanısıra PlayBoy, Boys and Toys vs. gibi magazinlerden, heryerden çok şaşırtıcı bir ilgi var. Bu bazen beni kendimden şüpheye düşürüyor çünkü bunların hemen çoğu benim sevmediğim, okuyup dinlemediğim basın.
OOJAMI'nin anlamı nedir?
Oojami'nin hiç bir dilde bir anlamı yok. Dünyanın heryerinde akılda kalabilecek ve ilginç görünen bir kelime uydurdum.
Müziğiniz içindeki farklı kültürlerin birbirini daha iyi anlamasına katkıda bulunduğunu düşünüyor musunuz? Böyle bir amacınız var mı?
Elbette burada yaşayan birisi olarak batılı insanların kafasında bizim kültürümüze karşı olan olumsuz düşüncenin değiştirilmesi Sürecine katkıda bulunmak istiyorum. Bunu kıç yalayıcılığı yapmadan kendi kimliğinizi koruyarak yapmak kolay değil. Sonuçta benim yaptığım okyanusta bir damla. Ama mermeri aşındıran damlanın ağırlığı değil devamlılığıdır derler.
Türk müzikseverler için bir mesajınız var mı?
Her fırsatta eğlenin ve mutlu olun mutlu bir dünyayı ancak mutlu insanlar yaratabilir.
Oojami:
Necmi Cavli - sequencer,
Karim Dellali – vurmalılar,
Katherine Hands –keman,
Sanjey Varma - vurmalılar,
Andy Hopkins, bas,
Ahmad Mohammed - vokal, perküsyon,
Nicola Cavli –keman
& DJ Nelson Dilation.