Ana sayfa
Eylül
01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Kategoriler
Kullanıcı adı:

Parola:


Memleketimden Rock Manzaraları !
Deniz Durukan

H2000 açılışı 29 Haziran Cumartesi günü kapı önünde oluşan uzun kuyruklar ve hummalı bir bekleyişin ardından DJ'lerin partisiyle yaptı. Dört gün Sürecek olan festivalin ilk gününde güzel bir güne başlamanın heyecanıyla gençler, Ömerli'yi doldurmaya başladı. Günün ilk saatlerini daha çok güneşlenerek ve küçük gruplar halinde muhabettle geçiren izleyiciler öğleye doğru kalabalığın biraz daha artması ve djlerin hiç ara vermeden çaldıkları parçalarla biraz hareketlendiler.

Saat 17.00 de müzisyenlerin yerlerini aldığı festivalde demo sahnesinde ilk önce Anima, ardından Catafalque, en son olarak da Kör Talih çıktı. Bu arada ana sahnede ise Ece Dorsay sahne aldı. Çok heyecanlı olan Ece Dorsay, gitarının tellerine dokunurken, adeta sevinçten zıplıyordu. Oldukça da başarılı bir sahne performansı sergiledi. Ece'den bir saat sonra 19.00 sularında Nev sahne aldı. Yeni albümünden ve Depech Mode' dan parçalar söyleyen Nev'de oldukça iyiydi. Yine yarım saatlik aradan sonra Manchıld sahne aldı.

Bu müzik ziyafetlerinin ardından uzunca bir Süre gece 23.30 'a kadar konser olmadı. Çünkü Athena son anda konseri iptal etti. Festival yetkilileri bu sorunun kendileriyle bir ilgisi olmadığını, Athena'nın da da neden böyle davrandıklarını anlayamadığını ifade etse de seyircinin morali oldukça bozuldu. Saatlerce sahne önünde bekledik, en sonunda çimenlere uzanıp Muse'ı beklemeye koyulduk.

İşin açıkçası ben çok sıkıldım. Saat 21.30 dan sonra yani konserlerin kesilmesinin ardından anlamsızca bir sağa sola dolaşarak geçirdim. Aslında yapılacak etkinlikler vardı, ufak motorlu arabalarla gezi, tırmanma duvarı, büyük minderlerin üzerinde zıplamak gibi, yaşım itibariyle bana pek ilginç gelmedi.. Neyse, bir şeyler yemek istedim. Fakat fiyatlar oldukça pahalı. Daha da önemlisi, gidip asgari beş milyonluk kart alıyorsun, o kart olmadan su bile içemiyorsun. En basiti sosisli sandaviç 3,5 milyon. En ucuz yiyecek poğaca. O da 500 bin lira. Dışardan yiyecek sokmak da yasak. Bu festivale çoğunluğu 18- 23 yaş arası öğrencilerin katıldığı sanırım akıllarına gelmedi. Üstelik dinleyicilerin ulaşımı için ayarlanmış servis araç ücretlerinin, diğer yolcu taşıma araçlarından daha pahalıya taşıdıkları gözönüne alındığında H2000'nin sanki daha farklı bir kitleye yönelik olduğu düşüncesi akla takılıyor. Rock müzik dinleyen, bu müziği sevenlerin cebi parayla dolu değil. Bırakın dinleyiciyi bu tarz müzik yapan rockçılarımızın bile cebi dolmuyor. Çok ufak bir kitle bu işten iyi para kazanıyor. Onların da villaları, limuzinleri yok.

Bütün bunlar bir yana demo sahnesinde yer alan müzisyenlerden bile yeme, içme servis ücreti alınması işin en çirkin tarafı. Diğer bir çirkinlik de, demo sahnesiyle aralarında 300 m'den az bir mesafede bulunan Dj'lerin çadırında ki müziğin konser esnasında bile hiç susmadan bangır bangır bağırması. Bütün seslerin birbirine karıştığı, sahnede müzisyenlerin moral bozukluğu ile konserini sürdürmesi, onları aşağılamaktan başka bir şey değil. O zaman böyle bir sahne yapmayın, ya da bu sahneyi ana sahne gibi daha uzak bir yere koyun. 7 bin küsür metrekarelik alana sığamama gibi bir problemleri varsa buna da söyleyecek bir söz bulamıyorum.

Bunun dışında tuvaletler ise içler acısı. Aslında kullanım açısından her türlü rahatlık düşünülse de, daha ilk günden kapıların bozulmasına bir anlam veremedim. Bunda seyircinin bir kabahati mi var, yoksa kapıların rayları mı üstün körü yapılmış bilemiyorum. Ayrıca tu- valetlerin alt yapısı sanırım oturturulmamış. O bölgedeki topraklar vıcık vıcıktı. Yine gece çakmakla veya mumla girmenizi gerektirecek kadar karanlık bir tuvalet bekliyor sizi. Allahtan bedava olan tek yer tuvalet ve duşlardı. Düşünsenize bi de o eliniz titreyerek verdiğiniz yeme içme paralarını, idrar ve dışkı yoluyla da kazanmaları hiç şaşırtıcı olmazdı. Tam aksine almamaları beni şaşırttı. Büyük incelik göstermişler.

Neyse 23.30'da başlayan Muse konseri gerçekten muhteşemdi. Beklememize değdi. Ertesi gün 16.30 da başlayan ana sahnede Metro, ardından The Climb çıktı. The Climb oldukça başarılıydı.Maximum Roach, The Notwist'in ardından gecenin ağır topları, Bülent Ortaçgil ve Teoman sahne aldı. Oldukça içkili olan Teoman, son şarkılara doğru dili sürçmeye başladı, ama yine de keyifliydi. Demo sahnesinde ise Pazar gününe oranla daha fazla grup çıktı. bunların içersinde Direc- t en başarılı olanlarındandı. Henüz bir albümü yok Direc-t'in. Ama izleyicisi, seveni oldukça fazla bir grup.

Üçüncü gün ana sahnenin açılış grubu olarak çıkması beklenen Replikas'ın çıkmaması bekleyenleri hayal kırıklığına uğrattı. Saat 19.00 da çıkan Vega ise oldukça iyiydi. Dinleyiciden olumlu tepki aldı. Ardından çıkan Telepopmusik grubu bir şarkılarında Atilla Taş'a back vokal yaptırdı. Demo sahnesinde ise Alt Geçit, adı bahsedilmeye değer gruplardan bence.Bunun dışında gecenin en dikkat çeken grubu kuşkusuz Mor ve Ötesi'ydi. Bir kere inanılmaz iyiydiler. Tam anlamıyla sahneyi doldurdular. Gitarlar ise onlar tarafından hiç bu kadar sert çalınmamıştı. Tek kelimeyle muhteşemdiler. Öyle ki arkalarından çıkan Reamonn, Mor ve Ötesi'nin yanında sönük kaldı. Bence Mor ve Ötesi en son çıkan grup olmalıydı. Elbette canlı çalmak, bir müzik çalarda şarkıları dinlemekten çok farklı. Eğer bir de ses tesisatı iyiyse durum çok daha başka oluyor.İşte H2000'nin bu alandaki başarısından övgüyle bahsetmek gerekir. Ses tesisatı mükemmeldi. Ayrıca dev ekranla sahnenin gösterilmesi, ışık sistemi gibi teknik ayrıntılar profesyonelce düşünülmüş. Yine kamping alanı, çadırların kuruluş düzeni son derece organize bir şekilde yapılmış. Bütün bunlar sevindirici. Çünkü böylesi büyük bir organizasyonu gerçekleştirmek kolay değil. Yurt dışı ve içinden müzisyenleri getireceksin, bağlantılar yapılacak, otel ve uçak gibi ayrıntıları ayarlayıp, onların en iyi şekilde rahat etmesini sağlayacak, her türlü tersliği önceden önlemeye çalışacaksın. Bunlar çok zor.Elbette eksik olan şeyler olacak.Ama nasıl daha fazla para kazanırız mantığı insanın moralini bozuyor. Çünkü konserin en güzel anında içki içmek için dışarı çıkmak zorunda kalıyorsun. Çünkü biraların fiyatı 2.5 milyon ile 3.5 milyon arasında değişiyor. Zaten seyircilerin büyük bir kısmı da böyle yaptı.Çitlerin arkasında kurulan seyyar tezgahlardan yarım ekmek arası köfte ve bir kutu biraya iki buçuk milyon vererek karnını doyurdu. Ayrıca yine kampın karşısındaki otobüslerin durduğu Hacı'nın Yerinde de ekmek arası karışık ızgara ve içeceğini 2,5 milyona alıp, inanılmaz bir ziyafet çekebilirsiniz. Eğer festival yöneticileri para konusunda bu kadar hırslı olmasalardı -üstelik katılımın oldukça fazla olduğu düşünüldüğünde- çok daha fazla para kazanırlardı. Bilmem anlatabildim mi?
Dost Mekan
Peyote
Hadi indir !
Hipnoz
Duyurular
Stüdyo İmge Facebook grubu...
Club Intro