Ana sayfa
Kategoriler
Kullanıcı adı:

Parola:


İnceden Bir Siyahlık: Nick Cave
Hilmi Tezgör

1997'de 'Boatman's Call'u yaptıktan sonra Nick Cave'in Türkiye'ye geleceğine dair söylentiler başlamıştı. Olmadı, ama söylentiler devam etti. Geçen yıl geleceğine dair söz verdi Nick Cave, bu yıl için. Nazlanmadı da değil ama geldi. Bad Seeds'le birlikte, tamamen dolu bir Açık Hava Tiyatrosu'nda sevenlerini sarhoş etti.
Zayıf olduğunu bilirdik onun ama bu kadar uzun boylu olduğunu ve vücudunu ne kadar iyi kullandığını ancak görünce anladık. Siyah cekedini hiç çıkarmadı ve son derece profesyonelce işini yapıp İstanbul'dan ayrıldı. Bir grup insan, eski sevgilisi de olan PJ Harvey'in kentte (hatta sahne arkasında) olduğunu bildiğinden, bir sürpriz yapıp sahne alacağını umdu. Ama olmadı. Belki de coşkulu topluluğun yarattığı atmosfer uygun da değildi bunun için.
Nick Cave ve Kötü Tohumlar unutulmaz bir konser verdi İstanbul'da. Kızların favorisi (artık göbekli) Mick Harvey köşesinde sakin sakin çalarken, Berlinli Bargeld bütün heybeti ve suratsızlığıyla sahnenin sağını dolduruyordu. Warren Ellis ise azdıkça azdı, Fareli Köyün Deli Kemancısı gibi. Cave pis sakallı, sert ama sevecen, tabii ki son derece karizmatik ve oldukça formdaydı. Sık sık piyanonun başına geçip baladlarını seslendirdi, bazen de sesi yetmedi ama bu önemli değildi. Pek fazla konuşmadı ama hiç olumsuz değildi, sert parçalarda tepindi, seyircileri sahne önündeki boşluğa aldı, bir ara yerde bulduğu bir sigarayı tutuşturdu ağzına ama yakmadı. İki defa bise geldi Bad Seeds ve 'Love Letter'la konseri bitirdi. Neyle mi başladı? 'Stagger Lee' ile. Ardından da 'Do You Love Me?', 'Oh My Lord' ve 'Lime Tree Arbour' geldi. Son albüm merkezli bir repertuvar çaldı Bad Seeds doğal olarak, 'Fifteen Feet…'den tutun da 'We Came Along This Road'a kadar. Dini İslam olan bir ülkede herhalde iki bin kişi 'Hallelujah' diye bağırdı aynı adlı parçada, ki bu ilginçti. Ama bizce konserin doruk noktalarından biri 'Papa Won't Leave You Henry' idi. 'The Ship Song', 'Red Right Hand' (bir başka doruk), 'Into My Arms' ve 'The Weeping Song' da atlanmadı. Eminiz birçok kişi 'Where The Wild Roses Grow'u da bekledi ama o parça çalınmadı. Genel sound muhteşemdi denemez ama bu da çok önemli değildi. Nick Cave and The Bad Seeds orada, Maçka'daki tiyatroda çalıyordu. Normal konser Süresini ise 'No More Shall We Part ile bitirdiler ama kendinden emin alkışlar onları iki kez daha sahneye getirdi. Defalarca teşekkür ederek ayrıldılar sahneden.
Böyle işte. Orada olmak isteyen, kuşkusuz beş binden fazla seveni vardır Cave'in ama şanslı kişiler, biz içerde yeri olanlardık. Hafızalarımıza bir güzellik daha eklemiş olduk.
Dost Mekan
Peyote
Hadi indir !
Stuka
Duyurular
Stüdyo İmge, Açık Radyo'da...
Club Intro