Ana sayfa
Kategoriler
Kullanıcı adı:

Parola:


Son bir kez sarılsak birbirimize ve uyusak. Kendi trajedisinin yanına annesini de alan Meri..
Suat Bilgi

Yıllar önce yine Açıkhava'da izlediğim David Byrne konserinden bu yana bu kadar heyecanlanmamış, bu kadar keyif almamıştım. Açıkhava'ya girince gördüğüm manzara, şu son festivaller kapsamında enteresandı. Daha bir gece önce Cake konserinde yaşadığımız manzaranın da kendine has enteresanlıkları vardı tabii, h2000 ve diğer etkinliklerin de. Basınımızın medarı iftiharı 'daima genç' kalan kalemleriyle yaşları henüz yirmilerinde 'ulu' kalabalık birarada, eller havada, şarkılı, biralı, bol ağlamaklı ve acıklı, % 100 eğlenmeye dayalı konserler serüvenimizin önemli bir etabı idi Meri'nin konseri; benim gibi insanlara yaşlanmışlıklarını hatırlatan, kalplerimizin ne kadar yumuşayıp sebebi belirsiz duygularla bizleri ağlama noktasına taşıyan, geçmişte yaşanmış her türlü ilişkiyi tek tek hatırlatan ve insanı güzel ama bir o kadar hüzünlü anlara taşıyan mükemmel bir konserdi. Bir tarafta yaşadığı heyecanı gizleyemeyen Tuğrul Eryılmaz, hemen önümde her şarkı sonunda belli ki kalbinin küt küt atmasına mani olamayarak kendini sahnenin önüne atan ama her seferinde 'görevliler' tarafından oradan uzaklaştırılan Dahan Baydur... Gördükçe müzik tanrısına teşekkürler ediyorum; iyi ki burdayım.
'Şehirlerarası' gurubuyla çıktığı sahneden elinden gelse inmeyecek heyecanını, yalpalayan vücudunu ve fiyakalılığına toz kondurmayan halini gördükçe tekrarlıyorum bu teşekkürlerimi...
Ellerini her cebine sokuşunda özellikle de Nico için söylediği şarkıda gözümün önüne onun o kendine has sesiyle Alain Delon'a 'orospu çocuğu' dediğini duyar gibi oluyorum. Tahammül edebildiklerimizin ve edemediklerimizin olduğu bir dünyada tahammül edemediklerinden uzakta, mutlu ve heyecanlı göz makyajı yaparken, Nico'nun o güzel ve hüzünlü hayatı da geçiyor gözümün önünden... O'na 'yaşlanmışsınız' dercesine bakan genç kadınlarımıza adeta yaşlanmadığını ve hala güzel bir kadın olduğunu göstermek istercesine oynadığı ve okşadığı saçlarıyla, masumiyetini ispatlamak istercesine öne fırlamış göğüsleriyle Meri dün akşam hepimizin Meri'siydi. Ama hiçbirimize yetmedi!
Dün akşam bir ara, yapılmış son festivallerde harcanan paraları da düşünerek kendimi müthiş bir rüyanın içinde buldum; Akustik gitar ve keyboard'da Wally Badarou, French Horn, Robert Carlisle, Mikey Chung, basda Mark Egan, Rob Devito, Rufus Reid, trompette Mark Isham, John Marshall, Lew Soloff, Glenn Drewes, saksofonda Chris Hunter, Wee Ellis, Steve Slagle, gitarlarda Peter Maunu, Robert Quine, Steve Winwood, Ron Wood, Marc Ribot, Barry Reynolds, Keith Richards, Bill Frisell, viyolada Lamar Alsop, Al Brown, Darryl Way, Ann Barak, Julien Barber, Kenneth Fricker, Juliet Haffner, Ron Lawrence, Caroline Levine, akordeonda William Schimmel, Garth Hudson, piyanoda Sharon Freeman, Mac Rebennack, klarnette Bob Mintzer, Alex Foster, çelloda Beverly Lauridsen, Clay Ruede, Mark Orrin Shuman, Frederick Zlotkin, davulda Charlie Watts, Dougie Bowne, Anton Fig, Tony Smith, Charlie Drayton, Anton Fig, perküsyonda Don Alias, Kurt Wortman'dan oluşan bu müthiş orkestranın ortasında deliler gibi dolaşıp, dans edip şarkılar söyleyen bir Marianne Faithfull... Bana şimdiden 'delirmiş bu adam' dediğinizi duyar gibiyim. Ama rüya bu işte ferman dinlemiyor... Üstelik giderek annesine benzemenin büyük trajedisini yaşayan bu kadın, annesinin kendi trajedisini de düşündüğünde benim onun için kurduğum bu düş çok mu?
Dost Mekan
Peyote
Hadi indir !
Stuka
Duyurular
Stüdyo İmge, Açık Radyo'da...
Club Intro