Ana sayfa
Kategoriler
Kullanıcı adı:

Parola:


Ah ulan günlük! (Yaktın bizi Sadri Baba ya da Efkarlıyım Abilerrrr!)
Cihangir Baht?kara

Ah ulan günlük! Bugün n'olur fazla üzerime gelme! Gelmeyin, gelmesinler... Bak valla çok fena döverim istemeden! Elimden bi 'Cihangir'lik çıkar... Nası diyiim, çok fena efkarlıyım... Senin anlıycaan 'görmemişin hüznü olmuş, tutmuş bokunu çıkarmış' modunyadım güzel abim! (Bak nasıl da hüzünlü bitirim tadındayım bugün. Ama Kuran çarpsın içimden geliyo, ayak diil). Hani şöle bi oturuşta 80 (yazıyla seksen) paket sigarayı inceden ciğerlere ışınlayabilir, bi kaç koli birayı hızla ve utanmadan kana karıştırabilirim... Acayip sevdiğim ama bi yandan da istemeden de olsa 'hayatımın içine ettiği' için acayip kızdığım Sadri (Alışık) Baba gibi 'Efkarlıyıımmm Abilerrrr!' diye böğürmek istiyorum, kafamı hatta 'tamamımı' pencereden dışardaki hayata sarkıtıp.... Valla günlük, bugün işin çok zor... Benden çekiceen var yani... Çok zorum bugün, çok zor.. Argoyu mizah dergilerinden öğrenen genç kardeşlerin tabiriyle (ki aslında bu tabir en alttan çıkmıştır o da ayrı bi inceleme konusu) 'psikopata bağladım' çok fena... Şöyle de izah edebiliriz günlük kardeş halet-i ruhiyemizi; rahmetli agresif romantiklerden Fikret (Kızılok) Abi'nin sözleriyle: Sakın gelme hazır değilim/Deliyim kaç gündür/Lodosum tuttu, poyrazım soğuk/Sakın gelme, dönesim yok/Çok uzaktayım, çok/Bi şarkı var aklımda/Söylemesi ayıp, Sözleri kayıp/ Kaç zamandır dilimde sakın söyleme.. (Bkz. MFÖ'nün M.V.A.B albümü, kaçıncı şarkıydı unuttum, artı kaçıncı şarkı olduğu çok da şeyimdeydi –umurumda- o da ayrı konu.) Günlük kanka niye yazmaya Sadri Baba'yla başladım bugün biliyo musun? Ya da şöyle sorayım merak ediyo musun? Beni hiç bağlamaz merak etsen de etmesen de... En efendi tabirle –seve seve- dinliyceksin beni. Elin –pardon- sayfan mahkum... Bak sakın bi yerin kalkmasın, havalara girme ama senden başka kimseyle dertleşmek içimden gelmiyo kıymetini bil, seviliyosun yani! Dur şöyle dolaptan bi kaç koli bira kapıp geliyorum! Bak bu sefer sen de içicen, annamam! Boru diil Sadri Baba'yı anlatıcam sana. Çok sevdiğim Sadri Baba'nın çaktırmadan, 'acıyla karışık' nası ağzıma s.çtığını anlatıcam sana... Ayık kafayla kaldıramazsın... Nasıl derler 'diipen sıtrong' mevzular bunlar... Ah ulan günlük! Bu Sadri Baba var ya, bok varmış gibi 'hüzünlenmenin, efkarlanmanın, özür dilerim karı gibi ağlamanın ve hatta son kertede şapa oturmanın' inceliklerini öğretti bize öğrete öğrete... Ama hata kimde güzel abim? Bende tabii, yani ortadoğu ve Balkanların ve hatta Avrupa'nın bir bölümünün en karizmatik denyosu Cihangir Bahtıkara'da... Ulan ne biliyim git kendine Tecavüzcü Coşkun'u idol yap daha iyi... Ne rahat bi herifti o öyle be!Adamın şeyinden aşşa Yeşilçam Sokağı... Yüzüne tükürsen yarabbi şükür diyo... Sonradan jön bi abiden temiz bi sopa yiyiyo o ayrı konu... Ya da git fiyakalı tecavüzcülerden Önder Somer'i idol yap... Ne biliyim ya da daha makul ol. Tarık Akan'ı seç... Baba bütün filmlerde kızların ağzına s.çıyo ama yine de ondan iyisi yok! Tam deveye diken, kadına seven(!) modu... (Bügün biraz daha edepliyim, hüzünlüyüm ya ondandır merak etme) Neyse dur dağılmayalım yine... Ne diyoduk... Eee biz n'aptık... Gittik kendimize Sadri Baba'yı idol yaptık... İyi adam olmayı, köpek gibi aşık olmayı, sürüm sürüm sürünmeyi, 'harbi' takılmayı bi bok sandık... Kıçımızda donumuz, kafamızda saçımız yokken başkalarının kıçına don bulmayı, başına merhem olmayı marifet bildik... Hani hatırlarsın, Sadri Baba'nın o güzelim –pardon- baş belası filmlerinde olurdu ya... Hayat kendisinin hızla ve ısrarla ağzına s.ıçmaktadır aslında. Veresiye içtiği tahta iskemleli, tahta masalı meyhanede -ki sahibi Nubar Terziyan ya da Hulusi Kentmen olduğu için veresiye içebilmektedir, yoksa nah içer- zor durumda kalmış başka bi dostuna, sanki hayatta kendine ait bi boku varmış gibi 'Üzülme be dostum, buluruz bi çaresini' kalenderliğiyle moral vermeye, yarasına merhem olmaya çalışır... Aslında Sadri Baba'mız bilmez ki, dost sandığı, yardım eli uzattığı o lavuk aslında 'yılanın önde gideni'dir... Sadri Babamızın, yanıp tutuştuğu kıza sulanmaktadır utanmaz puşt. Yani öyle acayip şiddetli bi dayağı haketmektedir ki sorma... Artık bi hafta suda bekletilmiş kızılcık sopasıyla mı olur, şöyle kalpten gelen bi Osmanlı tokadıyla mı olur bilmiyorum! Eee, ne diyoduk... Ama bizimki saf ve temiz bi abi ya, (Sadri Baba sana burda içim yanarak 'salak' demek istiyorum ama inan seni çok seviyorum) gidip o boktan herifle bile dertleşir, kalbini, ruhunu açar başına gelecekleri bilmeden... Ta ki yine her zamanki gibi inceden hüzünlü ama beleşe mutlu olabildiği bi sahilde –özür dilerim edepsizlik dozunu arttırıcam- o adi puştu sevdiği kızla kol kola görene kadar... Ah ulan günlük Sadri Baba kızı o herifle gördükten sonra n'olurdu peki hatırlıyo musun? Gidip lavuğun suratına şöyle sağlam bi tane geçirir miydi sanıyosun! Onu bile yapmazdı... Bi anda ağlamaklı olur, boğazı düğümlenir, ya kendi kendine ya karşılarına çıkıp, kırgın ama yine şiir tadında –acıyla karışık- bi kaç vecize patlatır, hayatının, hayallerinin içine eden 'çılgın ikili' ye o güzel selamını çakıp, onları hayatın adaletine emanet eder ortamdan aynen uzardı... Kızdan bahsetmeye bile gerek yok! Ne diyodu Erkin Baba özetle 'Bir sevgili uğruna/Sen de benim gibi/Yanma Arkadaş/ Yırt at gitsin resmini/ Unut artık ismini/ Anma arkadaş..'. Tabi tilki döner dolaşır nereye gelir? Doğru Hulusi ya da Nubar amcanın meyhanesinde veresiye hüzünlenmeye, efkarlanmaya... Şöyle klarnetini ağlatan, ya da kemanını konuşturan kıyak bi dostu da masaya gelip bir iki bi şeyler döktürürse değmeyin Sadri Baba'nın efkarına... Artık o 'Efkarlıdır abiler'.... Sakın dokunmayın ona, rahat bırakın! Hayattan ve körü körüne, acayip güvendiği, sevdiği insanlardan çok fena kazık yemiş ama yine de kimseye tek kötü söz söylememiş, tek bi fiske vurmamıştır. Çirkefe, yalana, dolana bulaşmamış olmak hayattaki tek kazancıdır üstadın... Yetmez mi... Peki ben bu kadar seviyorum da niye mi kızıyorum Sadri Baba'ya? Bize böyle 'acısını içine gömen nahif adam' triplerini öğretip sonra acımadan 'gerçek hayat' i.nesinin kucağına attığı için... Oğlum lan günlük; Bugün ne veresiye 'efkarlanabileceğimiz' bi meyhane, ne de öyle şeker tadında, gözünde dolar işareti değil fena halde insan olduğunu ele veren bir ışık taşıyan meyhaneci amcalar var... Belki de hiç olmadı o da ayrı konu.... Eee nedir peki! N'oldu şimdi... Oturduk mu şapa! (en ince tabirle) Usta! Bak ne diyorum! Bize 'içimizdeki Sadri'yi koruyup kollayacak, kol kanat gerecek –kodummu oturtan- bi de Cüneyt Abi lazım! Tek vücutta iki kişi! Olamaz mı! Cihangir Bahtıkara Efkarlı bi günde, efkarlı bi saatte, efkarlı bi ortamda yazıldı... Ah Ulan Günlük! Eski Yazılar: -Kül Yanar Mı? -Sayko-matrak Bir Rüya
Dost Mekan
Peyote
Hadi indir !
Stuka
Duyurular
Stüdyo İmge, Açık Radyo'da...
Club Intro