Cihangir Baht?kara
Kız! Günlük! Naber!… Bu sayfaların hepsi senin mi lan! Malı büyütmüşsün görmeyeli! N'oldu? Ağır mı geldi! Ulan biz seni hatırlamasak bi arayıp sorduğun yok… N'oldu bu Cihangir lavuğuna, öldü mü kaldı mı? Ne biliim Allah göstermesin bi yerde kabağı mı yardırdı bu puşt? Hiç merak etmiyosun… Sen de mi havalara girdin! Artist mi oldun başımıza! Oh! Şeyinden aşşa holivut! Popondan kıl aldırmıyosun! (böyle miydi lan bu laf, neyse uysa da uymasa da öptüm…) Biz sana her bokumuzu anlatıyoruz… Ne biliyim envai çeşit denyoluğumuzu, sırrımızı, bokumuzu, püsürümüzü senle paylaşıyoruz, sen napıyosun! Öyle alık alık (belki de sinsi sinsi) dinliyosun sadece… Ulan arada sen de bi çift laf et! Misal; 'Ulan Cihangir çok baba bi herifsin, delikanlı çocuksun, alem buysa en kral denyo sensin' falan de! Gururumuzu okşa biraz, halimizi hatrımızı sor, g.tümüzü kaldır! (Bugün terbiyem çok fena bozuk, ama özünde ahlak sahibi bi herifim, erdem şeysine inanırım yani, o kadar…)
Neyse olum! Alınma… Çok fena saçmalıyorum bugün! Yine yalnızlık çukuruna attım kendimi bile bile, elimde avucumda da ne kadar merdiven varsa hepsini bi tarafıma soktum… Sonra dilime vurdu anlıycaan.. Dürzülüğüm tuttu yine! İnsan böyle durumlarda napıyo, bütün ibnetorluğunu en yakınından, en sevdiğinden çıkarıyo! Yani şunu diyiim, senin delikanlı bi günlük olduğunu alemde bilmeyen yok! İçin rahat olsun… Dünya tersine dönse vazgeçmem senden yani! Sevildiğini bil..
Ah ulan günlük! Sen olmasan var ya boku yemiştim ben olum… Ne diyodu şair 'Bi kişi bile etmezdim yalnızlıktan' Kuran çarpsın… Erkin Baba'nın kulakları çınlasın, Yalnızlar rıhtımında karı gibi ağlamaktan artık gözlerim mi kıçım mı yosun tutardı bilmiyorum! Yani öyle böyle diil…İyi ki varsın lan adi puşt! Bak havalara girme yine hemen!
Yani! Sayın Günlük nasıl derler bu akşam seninle şu yanlızlık dalgametresini masaya yatırıcaz… Orasını burasını kurcalıycaz… Kıçımız göğe ericek, burnumuz kıçımıza değicek… Şimdi sayın Kırca… Pardon sayın günlük… Konuyla ilgili çok acayip entel, dantel, süper erotik bi şeyler geldi aklıma ama evvela izninle bi işiyip geliyorum! Gelirken kendime bi bira alıcam, sen istemezsin tabi yine.. Eyvallah…
Heh, ne diyoduk… Şimdi bu yalnızlık şeysi, nasıl derler çok sakat bi şeydir en başta… Ulan böyle ciddi konuşmaya çalışınca çocukluğundan beri çok fena şeyi çarşafa dolarım…. Ne anlatıcamı da unuturum…. Neyse bi daha deneyelim… Şimdi şöyle söyliyim.. Bu yalnızlık şeysi bi kere çok erotik bi konu olduğundan efendime söyliim cümle yazar, çizer, vurur, kaçar ve işer-sıçar tarafından çok fena irdelenmiş, mıncıklanmış ve en nihayetinde orası burası sarkmış bi meseledir… Yani üzerine çok şey söylenmiştir.. Hatta çok değerli, çok saygın, çok sakallı ve çok saçlı bi yönetmenimiz tarafından çekilen bi filmde geçen 'Çok yalnızım be atam!' şeklindeki traji-matrak bi vecizeyle de hatırımızda yer etmiştir bu yalnızlık zamazingosu… (Bak günlük böyle uzun cidi cümleler kurmaya çalışıyorum, dedim ya heyecanlanıyorum böyle durumlarda… Cümleler devrik olabilir… Yoksa Türkçem düzgündür… Artistlik yapma! Alt tarafı günlük tutuyoruz! Kitap yazmıyoruz burda… )
Ulan bak yine işi t.şağa vurduk… Bi çuval hüznü berbat ettik…Şimdi ne diyoduk güzel kardeşim 'Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar, Yeryüzünde sizin kadar yalnızım, Bir haykırsam belki duyulur sesim Ben yalnızım ben yalnızım yalnızım'… Eee… N'olmuş yani yalnızsak… Yalnız olduğumuz kimin s.indedir. Ya da acaba birilerinin s.kinde olma arzusu mudur yalnızlık… Bir nevi 'beni anlayın, beni sevin, şeyimi (kırılganlığımı) ağzınıza alın' şovu mudur… Yoksa insanoğlu lavuğunun kaçınılmaz yazgısı mıdır… (Ulan lafın entelliğine bak, Dostoyevski misin be Cihangir!) Baba belki de asıl ibnelik insanın kendini yalnız sanmamasıdır, dibine kadar yalnız olduğunun farkına varamamasıdır… Ne diyosun… Etrafında gördüğün canciğer kankalardan yediğin okkalı kazıklardan, 'hayatımın aşkı' zamazingolarının fos çıkmasından sonra şapa oturduğun vakit çakozladığın nasıl derler 'acı gerçek'tir belki de bu yalnızlık şeysi… Acı, kıllı ve kalın bi şey… (Bak aklına kötü bi şey gelmesin… Senin için fesat o'lum… Şurda entel entel dertleşiyoruz)…
Ne diyodu yerli melankolik ve acayip güzel yalnız babalardan Tanju Okan 'En iyi dostum içkim sigaram, onlar da terkederdi olmasa param'…. Yani günlük kanka 'dışardaki hayatta' darbe almadan, daha Türkçesi kıçımızdaki deliği haddinden fazla genişletmemek için evvela şöyle 'yakışıklı, s.ikici' birer 'yalnız adam' olmayı becermek gerekiyor galiba… Karı gibi ağlasak da, zırlasak da 'ay yok mu beni ziken' diye Taksim Meydanı'nda acı acı bağırsak da olayımız bu çünkü… No Exit yani… Ne diyodu Türkiyeli Rock'ın taçsız kralı Erkin Baba 'Kim olursan ol/Ne istersen yap/Sen de bu dünyada tek başınasın/Nefes alırken/Nefes verirken/Gülüp ağlarken tek başınasın. (Söz-Müzik: Nuri Kurtcebe)
Sayın günlük bey denyosu sen beni boşver… Saçmalıyorum yine… Sen keyfine bak… Nasıl derler Kılavuzu Cihangir Bahtıkara olanın burnu yalnızlıktan kurtulmaz…Şimdi beni şöyle baba bi 'yalnız adamdan' dinliyceem baba bi yalnızlık şarkısı paklar… Ha türkü, ha şarkı, ha şanson, ha manson… Bu akşam çok fena yalnızlık triplerindeyim senin de ağzına s.çtım affet günlük kanka… Bakma sen benimki bok yemenin Fransızcası işte…
Köprü altı cam cam öpsün beni Jaques Brel…
Hadi iyi geceler…
Çok tenha bir ortamda, çok tenha bir kafayla, çok fena yalnızkene yazıldı…
Cihangir Bahtıkara