Bildiğiniz gibi genel seçimler yaklaşmakta. Müzik işçilerinin bu konudaki görüşlerini aldık.
Üner AltayKerem Kabadayı - Mor ve Ötesi
Türkiye, yıllardan beri yıpranmadan saltanatını sürdürebilen 'kötü' bir yönetim anlayışı, hem başarısız hem de tasasız politik ve bürokratik kadroların, alternatifsizliğin ve demokrasinin içinden demokrasi karşıtlığının yıkılamayacağı bir seçimle daha karşı karşıya. Temel kaygıları Türkiye'nin ulusal bağımsızlığı, iç ve dış barışın sağlanması ve de bireylerin hak ve özgürlüklerinin uygar bir hukuk sistemi çerçevesinde garantiye alınması olan herhangi bir kişinin oyunu hak edebilecek bir parti programı halen açıklanmamıştır. Böyle can sıkıcı bir tablo karşısında sandık başına gidip kötünün iyisini seçme eyleminin adı demokrasi olamaz. Kanımca, geçmişte yapılan hataların ve sürdürülen kötü niyetli politikaların değişik şekillerde tekrar tekrar karşımıza çıkarılacağını düşündüğüm, adı 'yeni' kendisi kokuşmuş bir yönetim kadrosu için oy kullanmayı reddetmek, sistem tarafından gerçekte asla umursanmayan seçmen için tek onurlu seçenektir.
Orkun Tunç - Rashit
Benim için seçimler, son yaşadığımız bir yığın politik kaostan sonra hiçbir şey ifade etmiyor. Açıkçası bu konuda umutlu değilim. Hiçkimseye inanmıyorum!. Her zaman olduğu(olacağı) gibi gene bizi çıkarcı, doyumsuz, sahtekar insanlar yöneteceği için seçim olayı benim için sadece bir sirk.
Deniz Özbey - Vega
Bana sorarsanız:
Milletvekillerini millet seçmeli, parti yönetimleri değil. Milletvekillerine ismen oy verebilmeliyiz.
İsim ve soyadını; ülkemiz için yaptıklarından ve yapacaklarına inancımızdan dolayı tanıdığımız kişileri "hepimiz için" mecliste çalışmaları üzere dolaysız olarak seçebilme ve sonrasında gelişmeleri kontrol edebilme şanslarına sahip değiliz maalesef bugünki şartlarda.
Halkı tarafından dolaysız olarak onaylamadan yapıları "binbir hesap" ile oluşturulmuş kurumların anlam, kabiliyet ve hayırları sıfıra yakın olmadı mı şimdiye kadar? Zaten uzun zamandır tartışılan bu yanlışlığın bir an önce düzeltilmesini diliyorum. Ve ayrıca: Benim vatandaş olarak sahip olmadığım ve sahip olmak istemediğim bir dokunulmazlığı benim seçtiğim kişi nasıl kabul eder? Onu da hiç anlamıyorum. Bizim için mecliste çalışmaları üzrere seçtiğimiz kişiler her koşulda kanunun önünde bizimle eşit olmalı. Tersini ve bunu bir milletvekilinin kabul edebilmesini ben anlayamıyorum. Bu da başka bir konu...
Deniz Yılmaz - Kurban
Şunu söyleyebilirim ki bütün az gelişmiş ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de de, çok gelişmiş güçlerin planladığı evcilik oyunu oynanıyor.
Miskin ve organize olamayan bir milletiz. "Ne iş olsa yaparım abi"ciyiz. Ama genel olarak hiçbir işi tam bilmeyiz. Vasıfsızız. İdeali olan işte bile uzmanlaşamayan, gözlem ve araştırma yeteneği yüzeysel, en basit işi yapmayı başardığında Sürekli pohpohlanmayı bekleyen yapıda bir yönetimimiz ve insanımız var. Yani evet yönetimdekiler her zaman hatırlatırlar ya "biz sizlerin arasından çıktık"diye, bu doğru. Bilmediğimiz konuları biliyormuş gibi davranırız. Bilgiden ve estetik kaygıdan yoksunuz. İşlevselliğe önem vermiyoruz. Herşeye şaka gözüyle bakıyoruz. Örneğin insanlar, çarpık yapılaşmanın getireceği felaketleri dikkate almadılar ve olması gayet muhtemel şey oldu, "deprem". Şimdi düşünmek lazım, çarpık yapılaşmanın, tedbirsizliğin ve duyarsızlığın sonucu ölümse, yolsuzluk, hırsızlık ve çarpık siyasetin sonucu ne olabilir. Herhalde şu olur; bir Süre daha yolsuzluk, hırsızlık ve tüm bu çarpıklıklar devam eder ve artık insanlar gerçek anlamda ekmek alamadıklarında değil, bulamadıklarında yağmalar başlar, hırsızlık başlar (ki yakın zamanda banka soygunları oldu, yankesicilerin sayısı arttı v.s.). Şu zamanki bu durumun nedeni tabii ki belli, kendi içinde tutucu, başka ülkelerle ilişkilerinde kural tanımayan süper güçler var ve bu yüzden bugünTürkiye'deki durumun düzelmesi imkansız. Ancak şöyle olur, başka bir çıkar çatışmasından dolayı bu süper güçler Türkiye'nin kalkınmasını isterlerse Türkiye'nin ekonomisi de siyaseti de düzelir. O yüzden en dürüst ve bilgilisi de seçilip başa gelse, bokun üstünde sinek gibi görünür. Türkiye'deki siyasetin geleceği yok. Ama önemli olan bir şey var. Altyapı ve bunu kurmak zaman alır. Bugünkü genç insanlar, alt kültürler değil ama altta kalanlar, kendi çabalarıyla insanların ilgilisini gerçekten bilgi verici, nitelikli, beceri isteyen eser ve ürünlere çekmeye çalışanlar. Yani sen, ben, biz, siz, onlar. Umarım birgün gerçekten biz de kendi içimizde örgütleşmeden, dernekleşmeden ve kimseyi sıkmadan organize olabilir ve diğerlerine de seslenebiliriz.