Üner AltayDün gece Babylon'daki Bonnie Prince Billy konserine gittim. Daha önce de Palace, Palace Brothers, Palace Songs gibi isimlerle de albümler yayınlayan Will Oldham'ın kendine bulduğu takma isimlerden biri bu. Oldham, tanındığı ismin şöhretini arkasına alıp daha fazla albüm satmak gibi bir kaygısı olmadığı ve öncelikli derdi müziğini insanlara ulaştırmak olduğu için birkaç yılda bir isim değiştiriyor. Böylece insanlar onun albümlerini daha önceki işlerinden tanıdıkları için değil iyi müzik yaptığı için alabiliyorlar. Onun bu özelliğini bilenler ise karşılarında her zaman Amerikan country müzik geleneğini arkasına alan bir öykücü olduğunu biliyorlar.
Genelde konser yazılarında yapıldığı gibi, Will Oldham'ın çaldığı şarkıların bir listesini çıkaracak kadar iyi bilmiyorum şarkılarını. Ama sanırım bu da çok önemli değil, çünkü ne de olsa o bir öykücü. Onun anlattığı öyküleri dinledim ve sizlere bunları anlatabilirim. Ancak önce, dün gece, Will Oldham o küçük sahnede, küçük akustik gitarıyla tek başına çalıp söylerken "hayatını müzikten kazanan birisi için ütopya bu olsa gerek" diye düşündüğümü söylemek istiyorum. Onda, sesi ve gitarıyla hem duygularını insanlarla paylaşan hem de hayatını kazanan bir adamın rahatlığını görmek mümkündü. Birkaç gün önceki MTV müzik ödüllerinde müziğin acımsızca öldürülmekte olduğunu naklen seyrederken içimi kaplayan karamsarlığın ardından Oldham konseri benim için çok kafa açıcı oldu. Gerçek müzik bir şekilde meraklılarına ulaşıyordu işte. Bu noktada onun gibi pek çok ismi ülkemize getiren Pozitif ve Kod Müzik'e minnettarlığımı sunmam benim için bir borç.
Will Oldham dün gece sahnede kaldığı iki saat boyunca gerek şarkılarında gerekse şarkı aralarında kendisini dinleyenlere pek çok hikaye anlattı. Özellikle ortamı dolduran kuru kalabalık çıkıp gittikten sonra insanlar sahne çevresinde yerlere oturarak, Oldham'a sigaralar ikram ederek, ona çalmasını istedikleri şarkıları söyleyerek hep birlikte iyi vakit geçirdiler. Oldham bazen kendinden istenen şarkıların nasıl çalınacağını hatırlayamıyordu. Bununla ilgili hikayesi bütün gece anlatıklarının en ilginçlerinden biriydi belki de; İnsanlara, üzerlerinde ilaçlar denemeleri karşılığında 12000 dolar veren bir tıp merkezinde kalmıştı ve kendisine verilen ilaçlar yüzünde şimdi bazı şeyleri hatırlayamadığını söylüyordu. Ama bu belki de iyiydi çünkü şarkıların hatırlayamadığı bölümlerini yeniden yaratmaktan mutluydu. Kendi kız kardeşiyle aşk yaşayan bir adamın hikayesini (bu şarkının başka biri tarafından yazıldığını üstüne basa basa söyledikten sonra) anlatan şarkı normalde toplumun ahlak kurallarına aykırı olarak kabul edilen bu durumu kendi hikayesini anlatan adamın bakış açısından o kadar çarpıcı bir biçimde aktarıyordu ki; "Biz birlikte büyüdük, başka hiçbir kadını tanımıyorum ki". Bunu belki de Todd Solondz'un Happiness'ındaki baba ile oğul'un birbirleriyle ağlayarak konuştukları sahne, izlediği bütün sahneler arasında en çok sevdiklerinden biri olan birisinin algılayışı farklıdır. "Beni bu karanlıktan kurtarabileceğini hissediyorum" dediği 'I see a Darkness', 'Horses', 'Black/Rich Tune' gibi şarkılar seyircilerden gelen isteklerden aklımda kalanlar. Keşke onun şarkılarını daha iyi biliyor olsaydım ve konseri size daha iyi anlatabilseydim. Çok güzel bir konserdi. Yazının sonunu da 'Black'in bir mısrasıyla bağlayayım. Konser o kadar güzeldi ki "Sisin içinde kılıçlarını ışıldatan Tanrılar tarafından ölçülemez bu."