Stüdyo İmge'Aman Tanrım!' Bir işkadını, elinde çantası Four Seasons Oteli'nin lobisine giriyor. 'Benle birlikte, kapıdan girmeye çalışan hayran kitlesi ve bir... rock yıldızı!' diyor heyecan içinde arkadaşına. 'Onu tanıyamadım bile', diye ekliyor, aynen siz okuyucuların, hatta kendi grup arkadaşlarının tanıyamayacağı gibi, Narin yapılı, keçi sakallı, deriler içinde, omuza kadar saçlarıyla genç bir adam, ilgi yumağını ve paparazzileri yararak asansöre ulaşmaya çalışıyor. (Bayanlar, baylar) İşte Dave Gahan! Aman Tanrım!
Yukarıda, onuncu katta yani röportaj odasında yine aynı terane. DM vokalisti sizi bir gülümsemeyle karşılarken, halkla ilişkiler adamı Roger Buda-vari ifadesini takınıp röportaj Süresi için saatini ayarlıyor.
Dave Gahan derin bir soluk alıp, kesintisiz 27 dakika Süren ve her yarım dakikada bir, 've günün sonunda', 'dürüst olmak gerekirse' gibi tekrarlar yaptığı konuşmasına başlıyor.
'Kendimi uzak tutmak çok zihin açıcı' diye giriyor söze, içine gömüldüğü otel koltuğunda terapist bir gazeteci ile yapacağı yarım saatlik seansına başlarken. 'Kurtulmak istiyordum. Çevremdeki her şeyin beni bir kapana kıstırdığını hissediyordum. Son turne büyük bir başarıydı ve 'Violator' dünya çaındaydı. Kendimi tam zirvede hissedeceğimi sanırken, böyle olmadığını anladım'.
'İstediğim her şeye sahiptim ama kendim gerçekten kaybolmuştum.', diyor aniden sakin bir ses tonuna geçerek. 'Artık kendimi tanıyamıyordum. Çok kötü hissediyordum çünkü Sürekli olarak karımı aldatıp, eve dönünce de yalanlar uyduruyordum, ruhumun tam bir temizliğe ihtiyacı vardı ve bunun nedenini bulmalıydım.'
Gahan itiraf namesi, tam bir şok! Mega uzunçalar 'Violator'ı ve Tour Of Everywhere (Heryer Turnesi)'i takiben, 1991'i kendine çok geç kalmış bir tatil ilan etti grup ve DM'in üç üyesi için üç aşağı beş yukarı beklendiği gibi geçti bu dinlenme: Ev, eş/sevgili, çoluk çocuk, Martin Gore için biraz beste işi, işkolik Alan Wilder için ise bir Recoil albümü ve Nitzer Ebb çalışması. Fakat DM vokalisti için acı, boşanma ve 'vur kendini dağlara!' şeklinde geçti bu Süre. Her şeye 'bir dur!' çektiği yer ise Los Angeles'tı. 'Bir bavul toparlayıp, ortadan kayboldum,' diyor ve ekliyor, 'Gidip L.A.'de bir yer kiraladım. Violator turnesi sırasında karımdan ayrıldım. Tüm senemi ruhuma kapanarak geçirdim, hayatımda neyin ters gittiğini bulmaya çalıştım ve dürüst olmak gerekirse, geriye dönüp her şeye –plaklar, turneler, ün, DM- devam etmek isteyip istemediğimi bile düşündüm.
'Bildiğim ve içinde yetiştiğim her şeyden karım ve oğlum Jack de dahil olmak üzere her şeyden kendimi kopardım... bana acı veren her türlü şeyden.'
Belki de, bir ülkeyi o ülkeden biriyle evlenmedikçe tam anlamıyla tanımak mümkün değildir. DM kadar bile turlasan, yaptığın yapacağın o kızılötesi ışınları ve 'sidik' gibi biraları sünger gibi emmekten öteye geçmez.
Gahan için Amerika'da yaşamak, sevdiği müzikle birarada olmak demekti.
Toronto gazetesinde Dave'in favori plaklarının Neil Young ve Alice In Chains olduğunu öğrendiğimde 'Songs Of Faith And Devotion'ı dinlemiş biri olarak şaşırmadım.
'Karım müzik işinde çalışıyor' diye açıklıyor Gahan'. Ve '91'in başında, Jane's Addiction'ında dahil olduğu birinci Lollapalooza turnesinde görevliydi. Ben de herhangi biri gibi katıldım turneye. Kalabalıkta, hayran hücumuna uğramadan dolanmak çok değişikti.'
'Dinleyicilerin bizimkinden, The Cure'unkinden ya da diğer birçok grubunkinden farkı yoktu'.
Amerikalılar olayı sadece yeni, alternatif müzik olarak görüyorlar' dediğinde aklıma, Gahan'ın İngiliz basını tarafından bilmem kaç defa 'tekno-popçu' damgasını yediği geldi. 'Jane's ise uzun zamandır gördüğüm en inanılmaz şeydi. Kimi zaman çok boktan fakat kimi zaman çok yüce ve fantastik.'
'Bu seneyi, yapmak istediğim müziğin ne olduğunu aramakla geçirdim' diye devam ediyor Gahan. 'Amerika'da ortalarda dolaşan bir sürü iyi müzik vardı, Avrupa ya da Londra'da olduğundan çok fazla. Bu tekno işinin çok sıkıcı olmaya başladığını hissediyordum.'
Ve gelelim asıl hikayeye: 1992'nin başlarında DM, 'Songs' için stüdyoya girer ama Gahan için bu bambaşka bir yerden –coğrafi anlamından öte- dönmek demekti.
'Geri döndüm' diyor, 'Jane's gibi gruplardan ilham almış olaak. Pek müzikal anlamda olmasa da tutkularından etkilenmiş olarak. Tehlike beni gerçekten cezbetmeye başlamıştı. Son birkaç yıldır kendimi gayet rahat ve güvenli hissetmiştim ve gerektiği kadar sıkı sarılmamıştım işe. Ocak ayında Madrid'deki stüdyoya döndüğümde, sanırım herkes benden biraz ürküyordu. Hakkımda ne düşüneceklerini bilemiyorum' diyor ve devam ediyor heyecanla. 'Sanırım o aralar etrafa kötü dalgalar yayıyordum. İsteklerim konusunda çok saldırgan davranıyordum ve asıl yapmamız gerekenin, tekrar şevk dolu bir grup halini almak olduğunu düşünüyordum'.
Tabii ki tüm bunları diğer üç Mode'lunun geçmiş zaferleri kopya ettiği anlamına gelmiyor. Tınısının hemen tanınabilirliğine karşın, DM her zaman ustalıkla bir adım önde olmayı başarmıştır.
İtiraflar konusundaki karşı konulmaz dürtüsü, Gahan'ı aşık bir boa yılanı gibi sımsıkı sarıyor. Bu istekle sürdürüyor Gahan, 'Details' adlı dergide de bu ay, bir röportaj var, burada Fletch benim için şöyle diyor: 'Sanırım hayatındaki tek şeyin müzik olduğunu ve bütün diğer şeylerin anlamını yitirdiğini hissediyordu. Ama bu doğru değil çünkü aşık olmuştu ve asıl bu her şeyden önemliydi', Fletch şöyle devam etmiş: 'Ben de ondan uzak dumaya çalıştım.' İşte tam anlamıyla olan da buydu ve bu benim için tam bir tecrit oldu. Kendimi Madrid'deki odama kapadım ve işler ne zaman biraz ters gitse odama kaçıp, kapıyı kilitleyip, resim yapmaya başladım' diyor. 'Gelecek, turneden sonra zamanım kalırsa gerçekten resimle ilgilenmeyi düşünüyorum. Biliyorum bu, bizim gibi grup elemanları için basmakalıp bir zevk gibi görünüyor ama ben bu işten çok zevk alıyorum' ve gülerek ekliyor. 'Aslında basmakalıp olması filan beni hiç ilgilendirmiyor, zaten her gün yaptığım işlerin hepsi böyle değil mi!'
Gahan LA'de kendini yenilerken, suskun ve eşsiz adam Gore, tam da Dave'in kişisel sıkıntılarını ve gelişimlerini yansıtan parçalar yazmaktaydı. 'Gruptakilerden daha fazla rock ve blues etkileri taşıyorum. Bu yüzden, Martin bana, 'I Feel You' ve 'Condentination' gibi parçaların deneme kayıtlarını (demo) gönderdiğinde 'harika' diye düşündüm. Ve şarkı sözleri ruh halime çok uygundu. Mart herşeyi benim adıma yapıyor gibiydi.'
Gore'un şarkıları, sözleriyle Dave'in değişen düşüncelerine ne denli başarıyla eşlik ediyorsa, grubun uzun vadedeki enstrümantal desteği de onun yeni tutkusu için o denli cesaret verici bir rol üstlenmişti.
'Anton tamamen benimleydi' diyor Gahan. 'Son birkaç sarsıntılı yılda beni desteklemekten başka bir şey yapmadı. Faklı bir alana yönelmemiz konusunda olumlu düşünüyordu ve yazdığımız her parçanın grubun her elemanından farklı beklentileri olduğunu hissediyordu. Yani kıçımız üstünde oturup, başkasının işleri bizim için çekip çevirmesini beklemememiz gerekiyordu. Dizginleri ele almalıydık.'
Grup, ilk defa başka müzisyenleri stüdyoda biraraya getirdi, 'Song' için. Bu konuk katılımlar alçakgönüllü gibi görünebilir –koro, bazı yaylılar ve tef gibi- fakat bunlar bir tavır değişikliğini kanıtlarıdır.
'Condemnation'ın yoğun soul havası, DM'un geçirmekte olduğu değişimin tam bir örneği. Dokunaklı ve 'suçları üstleniyorum' tarzı muhabbetleri de başka bir vokalist için tam bir içli ağlatı olabilecek bu parça için Gahan, 'bugüne kadarki en iyi vokal başarımım (vokal performans)' diyor.
'Sanırım, hepiniz plaktan dinlediniz, uzunçalar, bu güne kadarki tüm DM plaklarından daha duygu yüklü. Sert elektronik ve sampling (alıntılama) ile akustik enstrümanları tam bir grup havası içerisinde kaynaştırmayı başardık; her şey makineler yerine bedenden geliyor.'
Bir dahaki DM turnesi kesinlikle yeni ve daha canlı (live) bir yaklaşım sunacak.
'Gruptan daha fazla katılım bekliyorum' diye belirtiyor Gahan. 'Giriştiğim tüm mücadeleleri başarıyla sonuçlandırdım çnkü, plağa başladığımızda gerçek bir davulcunun bizim için iyi olacağını düşünüyordum.'
'Bu işi uzun zamandır yapıyoruk, neden tınımıza bir eleman daha katılmasın diye düşündüm. Bastırmaya devam ettim ve en sonunda Alan (Wilder) davula geçip 'peki yapacağım bu kahrolası işi' dedi.'
Röportajın bitimine 2 dakika kaldığ uyarısını aldığımda Dave hâlâ bana açılmaya devam ediyordu.
''Songs Of Faith And Devotion'ı yapmak bana çok iyi geldi' diyor Gahan uyuşmuş bacaklarını açmak için ayaklandığında, 'işini seviyorsun galiba' dediğimde heyecanla 'Evet, evet, son birkaç yılda işimi gerçekten çok sevdiğimi anladım.'
'Sanırım hem kendine hem de seni izlemeye gelenlere meydan okumak zorundasın' diyor bana doğru eğilerek, 'Eğer aynı gösteriyi sunup aynı şeyleri sergilemeye devam etseydik sanırım inanılmaz derecede sıkıcı olacaktı, hem bizim, hem de seyirciler için. Son zamanlarda yaptığım tek şey grubu iteklemek ve daha iyiye doğru götürmek için çabalamaktı. Hiçbir zaman grubumuza zarar vermek istemedim.'
Dave Gahan gülümseyerek ekliyor. 'Fakat bu hâlâ bir DM plâğı, her yönüyle'
Herşeyin çoğu kez gerçeğinden ayrı bir biçimde geliştiği bu güzel ülkemizde genelde 'popçular' olarak adlandırılan bir kesim tarafından çok da anlaşılmadan beğeniyle dinlenen Depeche Mode'u kapak yapan köktendinci (radikal) müzik dergisi melody Maker'da çıkan ve yazar Jenifer Nine tarafından gerçekleştirilen bir görüşmeyi bu 'talihsiz' topluluğu biraz daha yakından ve ilk ağızdan tanıma olanağı yaratmak üzere yayınlıyoruz. 5 Nisan 1993 tarihinde yayınlana bu görüşmenin Depeche Mode'u olumlayıcı tutumu da oldukça dikkat çekici. Ödün vermez bir derginin bu tutumu ödün vermez rock dinleyicisi için her türlü yaratıya tarihsel bir değer biçme kaygısı açısından ilgi çekici bir örnek oluşuruyor, sanırız.
Çeviri: Kenan Erçel