Deniz DurukanThe Climb'ın ikinci albümü
Principia, aylar önce çıkmasına karşın bu albüm hakkında yazmayı bilerek geciktirdim. Bazı albümleri yazmakta acele etmem. Günlerce hatta aylarca rafımda bekler. O albümü yazma isteği duyduğum an, tekrardan defalarca dinler, ilk dinleyişte kaçırdığım bir çok farklı şeyi keşfederim. Üstelik üzerinden zaman geçtiği için o albümü yazmakla, tekrardan dinleyiciye hatırlatmanın iyi bir fikir olduğunu düşünmüşümdür. Gelelim asıl mezvuya:
The Climb, 1999 yılında çıkardığı, kendi adını taşıyan ilk albümünde hardcore'a yakın parçalar yapmıştı. İkinci albümü
Principia ile kendini değiştiren The Climb, biraz daha soft, ama kişiliğini oluşturmuş bir grup olarak çıkıyor karşımıza. Genelde slow şarkılardan oluşuyor albüm. "Empaty", " Gone" ve "Everbody Knows" gibi parçaların yanı sıra "Candy" gibi ivmesi yüksek şarkılar da var. Gerçi "ağır ritimler" kelimesini pek kullanmak istemiyorum, çünkü vokalin soft yorumu müziğin hızını kesmiyor. Şarkının yapısında eğer hız varsa, o kullanılıyor. Üstelik bu son derece uyumlu bir şekilde yapılıyor. Elbette bunun altında hem genel olarak grubun, hem de vokalin başarısı yatıyor. Gökalp'in çok yumuşak bir ifadesi var, ama şarkının ritmine, ruhuna paralel giderek, gerektiğinde yırtıcı da olabiliyor.
Albümdeki şarkılarda genelde depresif bir hava seziliyor. Sözler, kurgulanarak yazılmış aşk öykülerinden oluşuyor, özellikle de olay dolaylı anlatılmış gibi... Ayrıca, yer yer kilit kelimeler kullanmaktan da kaçınmamışlar.
Faith No More'dan etkilenimler taşıyan bu albüm, dinleyene alternatif metalin kapılarını açıyor. Bunun dışında, albüm kapağını da çok başarılı buldum. Newton'un "Principia of Mathematics and Philosophy" kitabından esinlenilerek tasarlanan kapakta, denklemler grafik olarak yer alıyor. Sanırım bu kapakla, şarkılardaki o "kilit sözcüklerin" denklemini kurmak istemişler.
Davulda Alen Konakoğlu, vokalde Gökalp Ergen, gitarda Melih Balta ve bas'da Kağan Batir'in olduğu
Principia son derece başarılı bir albüm.