Ana sayfa
Kategoriler
Kullanıcı adı:

Parola:


Karanlık müziklerin uzmanı Mutlu Yetkin, Cradle of Filth'den Dave Pybus'la grubun Mart'ta çıkacak olan yeni albümü 'Damnation and a Day' üzerine söyleşti.
Mutlu Yetkin

Mart'ta yayınlanacak albümünüz 'Damnation and a Day'i dinledim ve bence her zamanki gibi anıtsal bir albüm olmuş. Lakin albümün içine girmenin diskografinizin diğer ürünlerine oranla biraz daha zor olduğunu düşünüyorum. Midian'dan bu yana Cradle Of Filth'te neler değişti? Daha kötücülüz. Evet, bizi boyband olarak görenlere, rock star olduğumuzu düşünenlere karşı ne olduğumuzu göstermek için daha uçlarda ve her zamankinden güçlü bir albüm yapmaya karar verdik. Albümü beğendin mi? Evet fazlasıyla. Her açıdan Cradle of Filth'in Opus Magnum'u olacak gibi gözüküyor. Evet, ben de böyle düşünmek istiyorum. Orkestrayı da hesaba katarsan bu albümden sonra daha büyük ne yapabileceğimizi tahmin edemiyorum. İnsanlar Sony ile anlaştıktan sonra bizim çok satanlar listesi için müzik yapacağımızı düşünüyorlar ama duymuş olmalısın albüm bir blast-beat ile açılıyor. Her zamanki gibiyiz ve hala uçlardayız yani. Ama kimbilir belki bundan sonra sonsuza dek pop şarkıları yazarız. Haha.. Albüm çok büyük ve zengin bir konsept üzerine kurulu : cennetten kovulan meleklerin John Milton'esque bir öyküsü. Bu, iki albüm önce işlediğiniz Erzsebeth Bathory'nin öyküsünden daha geniş bir konu. Bunu işlemek nereden aklınıza geldi? Esasında bu Dani'nin aklına geldi. Biz stüdyoda şarkıları yazıyorduk ve Dani'nin fikirleri bu konsepte doğru olgunlaştı. Şarkılar birleşmeye başlayınca Dani daha önceki konseptlerimizden daha büyük bir şey istediğini söyledi. Bathory konusu kalede yaşayan bir kadınla ilgiliydi bu ise, biliyorsun Lucifer'in cennetten kovulması ve dünyaya inip herşeyi mahvetmesi ile ilgili. Fakat bu çok zengin bir konu olduğu için şarkıların tek başlarına kimlikleri de var yani onları albümden bağımsız olarak da dinleyebilirsiniz. Pek tabii albümü ciddi yapan yalnızca bu konsept değil. Evet, parçaların kendi kimlikleri olduğu çok doğru. Peki bu durum konserlere nasıl yansıyacak? Yani, 'Live Bait For The Dead'de fark ettiğim kadarıyla playlist'lerinizi daha hızlı, sürükleyici parçalardan oluşturuyorsunuz. 'Of Mist and Midnight Skies' veya 'Bathory Aria' gibilerini sahnede çalmanın güç olduğu kesin. Konserlerde ne çalacağımızdan emin değilim. Parçaları canlı performansı düşünerek yazmıyoruz ve bazı parçalar bilgisayardan geçiyor. Demek istediğim birçok parça çalmak istiyoruz ama önünde sonunda biliyoruz ki bu imkansız. Bu yüzden yeni albümden dört beş parça seçiyoruz ve bunlarla başlıyoruz. Bu zor bir durum. Acı olan, örneğin ben ilk albümün ilk parçasını seçmek isterim fakat bu riskli olur. İnsanlar ilk on dakikada blast-beat'lerle karşılaşırlarsa yorulabilirler. Sizi Türkiye'de görmek gibi bir şansım olmadığının farkındayım fakat eğer sizi yakalarsam sizden Bathory Aria gibi parçaları dinlemeyi çok isterim. Çünkü bu parça ve bunun gibileri büyüleyici bir melankoliye sahip. Tamam bunu diğerlerine ileteceğim! Daha çok parça çalışmamız lazım! Çoğu Metal fanı büyük şirketlere karşı bir antipati besliyor. Siz Sony ile yaptığınız anlaşmadan memnun musunuz? Albümün kayıt Sürecinde şirketin ilgisi sizi tatmin etmiş gibi gözüküyor. Evet. Orkestranın ayarlanmasından stüdyo saatlerinin seçimine kadar herşey çok profesyonelceydi. En güzeli stüdyoya geldikleri ve bizi dinledikleri zamandı. Stüdyoya gelen üç yetkilinin albümün ilk parçasını çaldığımızda nasıl çarpıldıklarını tahmin edebilirsin. 'Herşeyi her zaman bu kadar hızlı mı çalıyorsunuz?' diye sordular. Cradle Of Filth şu çılgınlar grubu diye düşünüyorlardır herhalde.. haha.. İyi geçiniyoruz kısaca. Cradle of Filth müziğinde her zaman görkemli neo-klasik aranjmanlara yer vardı ama ilk defa bir orkestra ile birlikte çalışma şansını 'Damnation and a Day'de elde ettiniz. Müziğinizi bir orkestra ile birlikte duymak nasıldı? En başta çok garipti çünkü yapacağımız şeyin bir Metallica albümü gibi olmasını istemiyorduk. Bilirsin orada grup müziği yapar ve orkestra farklı bir boyutta apayrı bir şey çalar. Böyle olmasını istemiyorduk. Bu bizce çok özel bir şey değil. İstediğimiz şey Cradle Of Filth parçalarını tüm CoF havasıyla, bir orkestrayla birlikte duymaktı. Yapılacak herşeyin müziğin bir parçası olmasını istedik. Bu yüzden orkestral kısımları klavyede öncelikle dinledik ve müziğe çok uyumlu olduklarını gördük. Orkestra performans açısından mükemmeldi, fazlasıyla profesyonellerdi. Deneme yapmadan çalmaya başlıyorlardı. İnanılmazdı. Duyduğum kadarıyla orkestrasyon kullanan diğer grupların, Therion veya Lacrimosa'nın aksine sizde orkestranın CoF müziğiyle uyumlu çiğ bir sound'u vardı. Tam da bu yüzden bir Doğu ülkesinden, Macaristan'dan bir orkestra seçtik. Müziğe uyumlu bir atmosfer, karanlık bir doku, bir çeşit Transilvanya havası verebilmesi için. Örneğin Londra'dan bir orkestra ile çalışsaydık bu olmazdı. Müziğinizin bütün bir orkestra tarafından icra edildiğini duymak inanılmaz bir deneyim. Dani bence bir şiir dehası ve CoF liriklerinin içine tam olarak girmek için kişinin klasik mitolojiden Gotik Korku edebiyatına, Grimoire'lardan şiire kadar kapsamlı bir edebiyat birikimine sahip olması gerekiyor. Peki bu kadar sofistike liriklerin İngilizce konuşmayan ülkelerdeki fanlarınızı korkuttuğunu düşündünüz mü hiç? Demek istediğim 'come to satan' gibi basit mottolarla ortaya çıkan gruplar insanlara daha kolay ulaşabiliyor, onları sizin ele geçirdiğiniz kadar güçlü ele geçiremeseler de. Lirikler her grubun olduğu gibi Cradle'ın da önemli bir parçası ama bence İngilizce bilmeyen bir kişi de Cradle müziğinden aynı ölçüde zevk alabilir. Çünkü önemli olan ortadaki güçlü müzik. Lirikler bunun yalnızca bir parçası. Bazen biz de Dani'nin ne demek istediğini anlayamıyoruz. Şahsen ben birden fazla sözlüğe ihtiyaç duyuyorum. İnan biz de! Dani son zamanlarda Lovecraft'ian temalar ile yakınlık kurdu. Midian'ın açılış parçası 'Cthulhu Dawn' ve gelecek best of'unuzun başlığı 'Lovecraft & Witch Hearts' bunun işareti. Konseptüel merceğiniz daha da genişleyecek mi? Lovecraft'i sever misin? Evet. Favorilerim arasında. Providence, Rhode Island'da onun doğduğu ve öldüğü yerde iki kez bulundum. Ben şahsen Lovecraft'ın atmosferini çok seviyorum. Çok donuk, karanlık ve insanın zihninde tasarladıkları ile doldurabileceği bir atmosfer. Aynı zamanda Lovecraft fazlasıyla underground bir yazar. Yaşadığı Sürece yazdıklarının günışığına çıktığını hiç görmemiş biri. Bu onu benim için özel yapıyor. CoF bence Heavy Metal tarihinde ciddi bir dönüm noktasını temsil ediyor. 80'lerin kaslı gitar kahramanlarıyla anılan, misojinist ve seksist bir imajı olan metal'e karanlık erotik bir imgelemi tanıttınız. Bu sizce Metal'e daha fazla bayan dinleyici kazandırdı mı? Evet, bence de öyle. Ben bir çocukken her grup bir boyband gibiydi ve bu kızların ilgisini fazla çekmezdi. Ama Vampirler veya Lucifer gibi romantik konular onlara daha ilginç geliyor. Peki fan'larınız arasında bayanların oranı ne? Hmm yüzde elli.. Bir Slayer konserinde bu yüzde doksan erkekler yüzde on kadınlardır. Cradle konserinde ise iki grup eşit. Bu da her açıdan güzel. Evet kesinlikle. Özellikle biz erkekler açısından! Cradle of Filth herşeyden çok Metal ile Gothic arasında ciddi bir köprü kurdu. İngiltere'nin Goth akımının doğum yeri olmasından hareketle merak ediyorum Gothic sound'undan hoşlanıyor musunuz? Eski veya yeni? Hmm çok değil. Yani bir çok şey dinlemeye çalışıyorum ve yeni gelen gruplar çok iyiler. Ama daha çok eski şeyleri seviyorum ben. Ne kadar eski? Örneğin Venom.. veya?? Amerikan Hardcore'u.. Bad Brains, Minor Threat, Misfits. 80'lerde bunları seviyordum. Bunların içine kaykay yaparak girdim. Hiç Dani ile tanışmadın değil mi? Hayır, henüz değil! Eğer onunla tanışırsan kolundaki 10 inchlik yarayı gör. O yarayı kaykaydan düşünce açmıştı. Onunla aynı background'dan geliyoruz ve zamanında çokça Punk dinledik. Evet, Punk güzel fakat şimdinin Punk'i değil. Şimdinin Punk'i diye bir şey yok zaten. Şimdilerde yalnızca Pop Müzik var. Eskiden gruplar bir karavanda yaşar ve ucuz yemek veya basitçe hiçbirşey için çalarlardı. Bu onları özel ve güçlü kılan şeydi. Cradle Of Filth, Sony ile anlaşmadan önce de kıskanç dillerin hışmına uğramıştı. Dimmu Borgir ve Kovenant gibi gruplarla birlikte kara listelere alınmış ve hain addedilmiştiniz. Şahsen bu tonda tepkiler alıyor musun? Evet. Vempire albümümüz çıktığı zaman İskandinav grupları bizden hiç hazzetmemişlerdi. Onlar için Black Metal sahnesinin bir parçası olmaya çalışan bir İngiliz boyband'dik ve komiktik. Şimdi Cradle of Filth çok büyüdü ve onlar burada, bizim bulunduğumuz yerde olmak istiyorlar. İskandinav grupları hala dinliyor musunuz? Yani Dark Throne, Immortal ve diğerlerinin şimdiki durumları için ne düşünüyorsunuz? Dark Throne.. Dark Throne'u sever misin? Hayır, bence çiğ distorsiyon ve eski model gürültüye bağımlılar. Benim için pek bir şey ifade etmiyor bu. Hangi albümlerini dinledin? Hmm, Transilvanian Hunger, ki bence en iyisi... A Blaze In The Northern Sky'i biliyor musun? Şu ilk albüm mü? Bence Black Metal'den çok Death Metal o. Yo, bahsettiğin 'Soulside Journey'. 'A Blaze In The Northern Sky' ilk Black Metal albümüydü. Herneyse, bu albümlere sahipsen eğer orada ismimi görürsün. 1991'de bunların artwork'lerini ben üstlenmiştim ve Dark Throne elemanlarını da tanırım. Vokalist bende iki kez kaldı. Şimdi biri bana gelip Black Metal'in içinde değilsin diyor. Hayır, onları ben insan olarak tanımış oldum. Yani şöyle, Harrison Ford'u gördüğünde onun Han Solo olduğunu düşünürsün değil mi? Ama karşındaki Harrison Ford'dur. Ben de Dark Throne elemanlarını, 'insan olarak' fazlasıyla iyi tanıyorum. Bu yüzden bana Black Metal'de değilsin diyenlere siktir diyebilirim. Anlıyorum.. Garip olan zaten sizi suçlayanların çoğunluğunun Nazi/Irkçı saçmalıklar içinde olması. Sanki piyasadan birilerini dışlayarak piyasayı kontrol etmeye çalışıyorlar. Evet, elitizmin cool olduğunu düşünüyorlar. Ama biz bunun içinde değiliz. Yani Marduk veya Satyricon veya Immortal'dan birilerini gördüğümüzde onlarla iyiyiz çünkü biz müziği seviyoruz. Pek tabii bugün Black Metal'den ancak subjektif açılardan bahsedebiliriz çünkü BM eskiden olduğu gibi saf değil. Şimdi ortadaki şey daha özgür, daha açık ve daha popüler bir müzik. 'Damnation and a Day'den herhangi bir parça için bir klip çekmeyi düşünüyor musunuz? Çektik bile. Onbirinci parça, 'Thanks God For Madness' için. Snuff filmlere benzer bir klip oldu. Marquis de Sade'ın 'Sodom'un 120 Günü'nden esinlenmiş bir klip. Bilirsin, sapkınlığın uç noktaları, dışkı yemek veya çocuklarla ilişki gibi.. Pek tabii bunların hiçbirini göstermiyor klip, yalnızca ima ediyor. Tahminimce yasaklanacak. Marilyn Manson ve birçok grubun kliplerini çeken bir yönetmen tarafından çekildi. Tabii o kadar para döktüğün ve zaman harcadığın bir videonun yasaklanacağını bilmek çok kötü. Marquis de Sade? Bu çok ilginç. Kanımca Sade en güçlü ve orijinal düşünürlerden biri. Uçları temsil ediyor. Aynı sizin gibi.. Evet, bizim de düşündüğümüz buydu. Sapkınlıkta sınır diye bir şey yoktur. Yani bu tip eylemler bir insana normal geliyorsa burada sapkınlıktan veya sınırlardan bahsedemeyiz. Ama ben o kadar da hasta değilim ve dışkı yemekten hoşlanacağımı zannetmiyorum. Yo, Sade'ın yazısı güçlü ve ifadesi orijinal. Bu açıdan karşılaştırdım sizi. Yanlış anlama.. Anlıyorum. Bu açıdan doğrusun. Son olarak, kendi plak şirketiniz Abra Cadaver başka grupların ürünlerini de yayınlayacak mı? Evet, yayınlayacak. Fan'lar öncelikle bir Cradle Of Filth albümü istedikleri için bunları yayınladık. Sevdiğimiz gruplar var ve turdan döndükten sonra bu konuya yoğunlaşacağız. Çok eski veya çok yeni gruplar değil. Bir veya iki albümle tanınan gruplar bunlar ve insanlara sevdiğimiz müziği iletmek istiyoruz. Röportaj için teşekkür ederim. Umarım başağrısı vermemişimdir. Hayır bunu bütün gün yapıyorum. Byee
Dost Mekan
Peyote
Hadi indir !
Stuka
Duyurular
Stüdyo İmge, Açık Radyo'da...
Club Intro