Mart
01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Kategoriler
Kullanıcı adı:

Parola:


'Savaşa Hiç Gerek Yok' şarkısının hikayesini Mor ve Ötesi'nden dinliyoruz.
Papatya T?ra??n

Savaşa Hiç Gerek Yok' single formatında piyasaya sürüldü. Şarkıyı ilk olarak Babylon'da düzenlenen barış gecesinde Mor ve Ötesi ile birlikte Nejat Yavaşoğulları, Deniz Özbey ve Aylin Aslım seslendirmişti. Sonradan bu isimlere Bülent Ortaçgil, Koray Candemir, Gökhan Özoğuz ve Feridun Düzağaç da eklendi. Mor ve Ötesi'nden Harun Tekin, Kerem Kabadayı ve Kerem Özyeğen gelişmeler hakkındaki fikirlerini bizlerle paylaştılar. Herşeyden önce, birer müzisyen olarak nasıl değerlendiriyorsunuz ortamı? Harun Tekin: Valla... Savaş, kategorik olarak karşı çıkılması gereken bir şey aslında. Bundan söz ederken ayırmak lazım. Mesela, Amerika Irak'a saldırırsa, Irak halkının herhangi bir saldırısı, savaş mantığından çok, onun kendini savunma ve milli mücadele mantığı içerisinde yer alacak, ama insanlık savaşı aşabilmeli. Ama dünyada böyle bir olgunluk yok diye düşünüyorum. İnsanların büyük çoğunluğunda bu var. İktidar ve güç ilişkileri farklı bir dünya. Yani şunu demek istiyorum, 'Irak'la savaşa' hayırdan çok, 'savaşa' hayır.. Kerem Kabadayı: Savaşın temelindeki saldırganlık aslında önlenmesi gereken şey. "Irak'la savaşa hayır" derken, aynı zamanda Irak'a karşı saldırganlığa da hayır. "Bir ülkenin topraklarına vahşice müdahale edeceğim" diyen bir yönetimin kesinlikle engellenmesi gerektiğini düşünüyorum. Ve müzisyen olarak da insan olarak da herhangi bir canlı olarak da düşüncem bu. 'Barış Şarkısı' single'ı çıkartıyorsunuz. Bunun hakkında birşey söyler misiniz? Hedefiniz nedir mesela? Harun Tekin: Hedefimiz bir şey çıkarmak. Mesela hedefimiz Bush'un kulağına bu şarkının gidip de bir anda bilinç değişimi geçirmesi değil, ortak bir şey çıkarmak. Türk sanatçıların ortak bir ses çıkarması ve bu sesin büyümesi. Yani gelirken düşünüyordum, bir iki ay sonra çok daha iyi bir başka bir gösterim yapılabilir. Kayıtlar duruyor nasılsa. Çok plansız bir proje oldu bu aslında. Çok büyük isimler bir arada. Şarkının söylenmesi, şarkının kendinden önemli bir hale geldi. Bu single in çıkması şarkıdan da önemli. Ben de bu kuşağın içindeyim ve ne kendimde ne de çevremde bir 'umut ışığı" göremiyorum. Depresif bir kuşak olarak nitelendirilebiliriz. Siz çıkışı nerede görüyorsunuz? Kerem Kabadayı: Aslında mesele kuşağın depresif, içine dönük olması değil bence. Ben birkaç yıl boyunca aynen böyle düşündüm; ama aslında bu kuşağın içine dönük ve depresif bir kuşak olduğunu bizim kabul etmemiz ve o kuşağı bu şekilde görmemiz varolan yapıların yaptırımını çok daha kolaylaştıracak bir şey. Ve biz o kuşağı o şekilde görüp, tamamen kabul edersek böyle bir şey olduğunu, bu kuşağın harekete geçirilmesi hedeflenen her türlü projede, bir sıfır yenik başlamış oluyoruz gibi bir tablo var ortada. Biz öyle düşünmektense, herkesin birey olarak karşı çıkacağı, ister Türkiye'nin çıkarları, ister insanlık onuru, ister dünya barışı her bir tutunulabilecek noktadan bu savaşa karşı çıkacağını düşünüyoruz. Ve de yani bu da işte bu kuşağın, ya da daha sonraki kuşağın, öyle bir kuşak da oluştu çünkü artık, içine dönük olması bu meselelere olan ilgisi daha az demek anlamına gelmiyor. Yurtdışı ile bağlantılı bir proje düşünüyor musunuz? Harun Tekin: Şimdi bu single satılır da bir geliri olursa o gelir İnsan Kalkanları Organizasyonu'na bağışlanacak. Onun dışında bazı radyolarda çalacak bu parça. Fransa'da ve Almanya'da Açık Radyo'nun irtibatta olduğu üç tane radyo var, adlarını şu an hatırlayamıyorum, oralarda çalacak. Ayrıca dünyada Massive Attack'ın başını çektiği bir proje olduğunu var ve böyle bir şarkı Türkiye'den önemli bir katkı olur diye düşünüyorum. Bir de şu var; bütün olay bizim merkezimizde dönen bir şey değil; yüzlerce kişi çalışıyor, insanlar sabahlıyor, olmayan paralarıyla bir şeyler yapıyorlar... Bir Türkçe şarkı eksikti, biz de böylece projeye dahil olduk. Artı, eline mikrofon alıyorsun, televizyona çıkıyorsun, röportaj yapıyorsun... Şimdi tam zamanı, bu bir çeşit güçse, onu bir şeylerin yararına kullanmanın. 'Canlı Kalkanlar' ne yapıyor? Harun Tekin: Organizasyonel olarak canlı kalkanlarla ilgili net bir bilgim yok. Ama mesela, Amerika'da birçok grup yürüyüş yaptı ve olay oldu. Bildiğin ne kadar haber varsa... Diyebilirsin ki bu senin derdin, öyle değil aslında, ismi ve belli bir saygınlığı olan kimsenin bu savaşı desteklediğini görmedim. Bir Steven Spielberg'in siyasi görüşünü ben şimdi anlamış oluyorum. Hıyarın tekiymiş, öğrenmiş olduk. Yani "zaten süper bir heriftir, her zaman ne yapsa arkasındayımdır" diye düşündüğüm birisi değildir. Kerem Kabadayı: Aslında bu tavırlar, Afganistan operasyonundan beri belirginleşmeye başladı. Yani Batı kültürü ve Doğu kültürü, bunlar ayrı medeniyetler ve asla birleşemezler, bir araya gelemezler. Yani aslında o görüşe çok fazla karşı çıkan düşünür ya da profesör, akademisyen var; ama onların sesleri olaylar vahşileştikçe daha fazla çıkmaya başlıyor. Harun Tekin: Bir de sesin çıkması da dediğimiz zaman çok önemli bir yere geliyoruz: Medya hadisesi. Sesin çıkması için meydanda bir milyon kişi toplanıyor. Şimdi meydanda bir milyon kişinin toplanması, medya buna yer vermediği zaman, hiç olmamış gibi aksettirilmeye çalışılıyor. Ama aslında meydanda bir milyon kişi toplanır da medya buna yer vermezse aslında yok olan şey medyanın kendisi oluyor. Ve bütün dünyada böyle bir Süreç var. Artık nerelerden ne biçim bir baskı geldiyse yamulmuş durumda. Belli haber alma kaynakları ve internet yönünde gelişen bir dalga var. Türkiye'de Açık site var mesela, dışarıda da buna benzer internet üzerinden giden bir hareketlenme var. İnsanların sesinin çıkması demek de yapılan eylemler anlamına geliyor. Yapılan paneller inanılmaz. Hintli bir kadın romancı var. Onun yaptığı konuşmalar mesela. Bir panele kaç kişi katılır? Dinleyici olarak. 20.000 kişi var. Bunlar güzel sesler... Kerem Özyeğen: Birinci dalga küreselleşmeye karşı olan bir hareket de var ki; o da güzel. Yeni dünya düzenine doğru gelecek insanlık, umuyoruz. Çünkü Interpol abarttı yani. 60'lara göre günümüzün avantajları neler? Ne gibi farklılıklar var sizce? Neler yapabiliriz, neleri kullanabiliriz? Harun Tekin: 1968'lerde ağaçta portakaldık; ama sonuçta oradan öğrendiğimiz şeyler, bir takım kazanımlar oldu. Feminizm hareketinin getirdiği şeyler, Deniz Gezmiş hareketinin biraz özgürleşmesi... Ama 68'de olan şey, temel olarak yok edildi, yani herkesi öldürdü. Türkiye'de Deniz Gezmiş'i öldürdüler, dünyada da bir çok kişiyi öldürdüler. 71 darbesi bu girişimlerin hepsinin söndürülmesi, yıkılması anlamına geliyor. Şimdi şöyle bir son durum var, 'iletişim' olanakları daha gelişmiş, 'internet' diye bir şey var. Onun dışında da kültürel emperyalizmin de daha kuvvetlenmiş olma ihtimali var, bu konuda çok bir bilgim yok. O zaman da bir şeyler yapıyorlardı.
Dost Mekan
Peyote
Hadi indir !
East of the Sun
Duyurular
Stüdyo İmge, Açık Radyo'da...
Club Intro