Ana sayfa
Kategoriler
Kullanıcı adı:

Parola:


Dünden Bugüne Black Sabbath Ve Ozzy
Çetin ?an

Çok önemli olmasa da, meraklısının ilgileneceği bir sözlük araştırmasıyla başlamak istedik yazımıza:

Sabbatical Year: Üniversite öğretim üyelerinin çoğunlukla yedi senede bir yaptıkları ücretli izin yılı.

Sabbatarian: Cumartesi veya Pazar gününü kutsal kabul eden kimse.

Sabbath-Day's Journey: Onbeş dakikalık yol, kısa yolculuk.

Sabbath: Sept günü; Musevilerce cumartesileri, Hıristiyanlarca pazarları uygulanan kutsal dinlenme günü veya zamanı.

Black: Siyah, karanlık, kasvetli, kirli, uğursuz, kızgın, dargın, karartma, siyaha boyamak, kararmak...

Girişi garipsediyseniz, 1970 yılında basılan ilk albümün ilk şarkısının –ki adı 'Black Sabbath'dır- girişine bakalım:

Yağmurun ardında çalan çanlar ve Ozzy'nin giriş cümleleri:

'What is this that stands before me

A figure in black that points at me

Turn around quick and start to run

Find out that I am the chosen one

...no, no, please, God, help me...'



İnsanların, dünyanın her dilinde farklı sözcüklerle tanımlanan siyahlar içindeki figürle savaşı, Birmingham'ın en yoksul kesimlerinden biri olan Aston çıkışlı dört genci, R'n'R malikânelerine kadar yükseltecekti.

Dördü de şehrin işçi mahallelerinde doğdu. John Michael 'Ozzy' Osbourne: 1948; çelik işçisi bir babanın altı çocuğundan biri... Müzik kariyeri boyunca insanlara sunacağı karanlık ve ölüm onun yaşamına çok önceden sızmıştı. Okulu terk eden gencin bulduğu ilk iş mezbahadaydı. Başını çevirdiği her yerde gördüğü kan, bağırsak ve yüzülmüş deriler, Ozzy'yi, kâbuslarını kanlar içinde koşturan ineklerle dolduracak kadar etkiliyordu.

'60'ların ortalarına gelinmişti ve yaşlıların dünyasına sıkışıp kalan gençlerin, tepkilerini gösterebilmek için çılgın bir yolları oldu: R'n'R. Rolling Stones'un 'Street Fighting Man' adlı parçasında 'üstü kapalı bir şekilde anlattığı gibi' o günlerde parasız gençlerin yapabileceği fazla bir şey yoktu: Ya sokak çetelerine katılırsın, ya da R'n'R grubuna.

Küçük çapta bir araklama yüzünden Winston Green hapishanesine bir iki ay takılmasının ardından Ozzy, -artık rüyalarına Cream, Beatles gibi isimler giriyordu- '66 yılında ilk grubu olan Approach'a katıldı ama hiç sahneye çıkmadı. '67 yılının başlarında katıldığı Music Machine'nin basçısı Rosko Gee, zaman içinde Traffic grubuna katılacaktı.

Fırtınadan etkilenip bas çalmaya başlayan 1949 doğumlu Terry, 'Geezer' Butler, Ozzy'nin okul arkadaşıydı. Muhasebecilik eğitiminden iyice sıkılan genç, yerel gruplarla kazandığı deneyimin ardından slide gitarist Jimmy Phillips ile Rare Breed adını verdiği blues temelli topluluğunu oluşturmuştu ve bir vokaliste ihtiyacı vardı. Şehrin müzik dükkânlarından birinin camına yapıştırdığı mesajıyla grup arayan Ozzy'yi seçtiler. Kısa Süre sonra Mythology adlı başka bir grubun dağılması üzerine, ilkokul arkadaşları olan iki müzisyen daha onlara katıldı.

Yıllar önce gitarını tıngırdattığı elinin iki parmağını sakatlayan Tony Iommi (1948) her şeye rağmen yeterince hızlı çalabiliyordu. Solak gitarist ekmek parası için daktilo tamirciliği yaparken, davulcu Bill Ward da (1948) para kazanmanın yolunu kamyon şoförlüğü yapmakta bulmuştu.

İngiltere'nin orta bölgelerinde ve kuzeyinde çalan gençler, '67'nin sonlarına doğru isimlerini önce Polka Tulk'a, kısa Süre sonra da Earth'e çeviriyordu. Bir gece şehrin yerel plak şirketlerinden birinin sahibi ve işadamı olan Jim Simpson tarafından Birmingham'daki Henry's Blueshouse adlı kulüpte çalması için ayarlanan grup, gösterdiği performans üzerine sık sık Simpson tarafından kullanılmaya başlandı. Gecenin geç saatlerinde alkolikler için çalan gençlerin müziği R&B tarzından farklılaşıp giderek sertleşecekti.

'68 yılının Aralığı'nda iki hafta için Jethro Tull'a katılan Iommi, Barre gelene kadar Mick Abrahams'ın boşluğunu doldurmaya çalışacaktı. Bu oluşum ile birlikte televizyonda da gösterilen Rolling Stones grubunun düzenlediği Rock'n'Roll Circus adlı gösteride çaldı.

Çalışmalarını Iommi'nin dönüşüyle birlikte hızlandıran gençler, ülke dışında da iş yapmaya başlamıştı. '69'un başlarında aynı ismi taşıyan bir kabare grubunun ortaya çıkmasıyla, yeni besteledikleri bir parçanın adı olan Black Sabbath'ı kendilerine yeni isim olarak seçtiler.

'Full-time' müzik üzerine yüklenen gençlerin yaptıklarında farklı bir şeyler olduğunu anlayan Simpson onların menajeri olmuştu ve grubunu Almanya turnesine çıkarıyordu. Özellikle Hamburg'un ünlü Star Club'ünde –Beatles'ın yıllar önce yaptığı gibi- başarılı konserler verilirken dinleyici sayıları giderek artacaktı. Klavyeci Gerald Woodruffe, grubun sound'una katkılar yapmaya başlamıştı.

Giderek artan yol masrafları için aletlerini taşıyacakları bir minibüs almaya çalıştılar. –Şimdi tırlar yetmiyor... Ne işe yarıyorsa...- Bir taraftan da askerlik muhabbetleri vardı.

'69'un sonlarına doğru Simpson, Londra'daki şirketlerin kapısını aşındırmaya başlamıştı bile. On dört defa reddedilmesinden sora albüm kaydının masraflarını kendisi karşılamaya karar verdi. Dört kanallı bir stüdyoya giren topluluk, beşi kendi besteleri, yedi parçayı iki gün içinde kaydediyordu. Kaydın kopyasını gönderdikleri Vertigo şirketinin bir sorumlusunun izlemeye geldiği konserlerindeki performansları, kontrata ulaşmalarını sağlayacaktı. Ocak 1970'lerde resmen Vertigo'yla anlaştılar. Amerika ve Kanada basımlarını üstlenen Warner Bros'un bir yetkilisi, sound'larını 'so bad, it's painful' olarak tanımlıyordu. Şubat'ın '13. Friday'inde ilk albüm ve 'Evil Woman, Don't You Play Your Games With Me' piyasaya sunulduğunda çılgın yarışın startı verilmişti. Çıkarıldığı gün beş bin adetten fazla satan albüm, bahara kadar yavaşça listelere tırmandı. Özellikle Avrupa'da beklenilmeyen bir başarı kazanan albümün ardından, '70 yazına doğru ikinci albümlerinin kayıtlarına başladılar. Bu defa işi savsaklayan grup elemanları, albümü altı günde kaydedebildiler.

1970'in yazında Deep Purple, Status Quo, Atomic Rooster ve Free gibi isimlerle birlikte Avrupa'da önemli rock festivallerine katılan gençleri Patrich Meehan ve Wilf Pine ayartarak Simpson'dan uzaklaştırıp menajerliklerini üstlendiler. Ama Simpson da mahkemeye başvurarak 35 bin pound gibi bir meblağı koparabildi.

1970 yılının sonlarında ilk Amerika turnesine çıkan topluluk, önceleri Black Widow –zehirli bir örümcek türü; Latrodectus Mactans- adlı başka bir grupla karıştırılacaktı. Sahnede insan kurban etme ayinlerini canlandıran bu grubun 'Come to the Sabbath (Satan's There)' gibi parça isimleri, karmaşayı daha da körüklemekteydi.

Eleştirmenlerin müziklerine karşı olan saldırgan tavırlarının yanında –bu tavır çok uzun yıllar boyunca Sürecekti- basın şeytan meselelerine takmıştı. Şeytana tapma, büycülük ve kara bilimlere olan ilgilerinin sıradan okurun daha fazla ilgisini çekeceğini düşünen kurnaz yazarlar –bakınız E.Ardıç- hemen harekete geçtiler.

Dört arkadaş, şeytanın ve günahın cazibesini itiraf etseler de, bunda tapınılacak değil ürkülecek bir yan olduğunu belirtiyorlardı ama medyanın bu saplantısını kullanmayacak kadar da aptal değillerdi. Basın toplantılarında karmaşık cevaplar verdiler. Iommi, 'We're into God' derken Ward 'But sometime I feel Satan is God' diye ekliyordu.

Ne şekilde olursa olsun, isimleri hızla yükseldi. 'Paranoid', ülkelerinde dört numaraya kadar çıkınca 'War Pigs' olarak düşünülen ikinci albümün adı 'Paranoid' olarak değiştirildi. İlk albümün karanlık ve melankolik havası yoğunlaşarak sürüyordu.







Eleştirmenlerin Sürekli kötüleyen tepkisine karşılık Iommi, 'If we come doomy and evil, ıt's just the way we feel' diyerek kendilerini savunuyordu.

Ozzy'nin dövmeleri, Ward'ın sakalıyla desteklenen kişisel giyim ve görünüşleriyle karanlık imajlarını giderek güçlendirdiler. Dördü de Ozzy'nin babasının çelikten yaptığı ve kötü ruhları kovmaya yarayan ters haçları takıyorlardı. Pek çok insana göre onlar 'güneş yerine gölgede yaşamayı' seçmişlerdi. Medyanın tüm kışkırtıcı propagandasına rağmen vokalistleri müziklerinin temel amacını 'make people happy' diye açıklamaktaydı. Zaman içinde birkaç hayranı intihar etse de, yaptıkları müzik, insanın kendini iyi hissetmesini sağlayacak kadar karanlık ve ölümcüldü. Ölümün görkemli ve çekici varlığı, yaşamak için büyük bir gerekçeydi ama seçim insanlarındı.

Yüksek desibelli kıyamet tellalları imajını yaratmalarına rağmen, sözlerine dikkatle bakıldığında 'flower-power' ideolojisinin izlenimlerini yakalayabilirsiniz. Konserlerinden birinde Ozzy –yıllar sonra civciv meselesi uydurulsa da rengârenk süslere bürünüp, sahnede hoplayıp zıplayarak, havaya barış işaretleri çizerek, seyircilere 'We love you' diye bağıracaktı. Ama bütün bunlar medyanın içinde eriyip gitti.

Bazıları, Dylan'ın 'Masters of War'unun ardından yapılan en sert ve saldırgan savaş karşıtı parça olarak 'War Pigs'i kabul etmektedir:



'Politicians hide their tail away

They only started the war

Why should they go out to fight

They leave that to the poor.'



Bu sözler savaş karşıtı Amerikan gençliğinin desteğini alırken, 'onlara karşı biz' tutumunun yanında müziklerinin açığa çıkardığı yabancılaşma ve dengesizlik, kuşak savaşının en sert verildiği günlerde korkunç bir etki yapıyordu genç isyancılar arasında.

'71 yılındaki çıkmadan altına ulaşan üçüncü albüm 'Master Of Reality'deki 'Children Of The Grave', dönemini tam anlamıyla özetliyordu: 'Revolution in their mind – Children start to march' sözleriyle başlayan parçada sevgi ve barış ideolojisi, 'Show the world that love is still alive, yo must be brave – or you children of today are children of grave' şeklindeki kapanış sözlerine yansımaktaydı.

'70-72 arasında yaptıkları yoğun turneler büyük bir popülerliğe ulaşmalarını sağladı, ama ne pahasına... '70 turnesinden evine dönen Ozzy'nin sinirleri hastanelik olacak kadar gergindi. Bir yıl sonraki on ay Süren turneler ise gırtlağının canına okumuştu. '72 yılı turneleri tam anlamıyla işkence halini alıyordu. War kara sarılık –hepatitis- yüzünden hastanelik olurken, Butler'ın böbrek sorunları iyice azmıştı. Grubun görsel odağı haline gelen Ozzy'nin durumu ise içler acısıydı. Zamanının çoğunu gırtlak iltihabı –larenjit- ile savaşarak geçirirken, sıla özlemi beyninin her yanını sarmıştı. Birmingham'da karısı Thelma ve iki çocuğuyla birlikte olma arzusu giderek güçleniyordu. Tüm bunların üzerine, bir de groupie ve grubun karanlık yanını arzulayan uçuk hayranları, gergin sinirlerini daha da bozmaktaydı. Nashville'deki bir konserlerinde, Ozzy soyunma odasının etrafında siyah cüppeler giyip, ellerinde mumlar tutarak gezinen hayranlarını görünce çıldırma noktasına gelmişti ve yanındaki roadie'ye 'atın bunları dışarı' diye bağırdı. Giderek artan mutsuzluğuna –fiziksel sağlığını tehdit eden anti-depresan haplarla dayanmaya çalışan vokalistin sinirleri tehlike sınırlarını giderek aşmıştı.

'73 yılını dinlenmeye ve kayıt çalışmalarına ayırdılar. Iommi'nin Sürekli içinde sakladığı değişim ve müzikal yenilenme belirtileri, yapımcılarını değiştirerek iyice su yüzüne çıkıyordu. Piyano ve mellotron eşliğindeki 'Changes' adlı balad, akustik gitar solosu içeren 'Laguna Sunrise' insanların aklına klasik soruyu getirdi: 'Sabbath yumuşuyor mu?' Yılın sonlarına doğru çıkarılan beşinci albüm değişimin daha da güçlendiğinin kanıtıydı.

Eski günlere göre daha az saldırgan ve kaba bir sound'a yönelmelerinin, kendi yaşamlarını da daha mutlu olmaya başlamasıyla orantılı olduğunu belirten müzisyenlerin satış durumu oldukça başarılıydı ve '74 yılında Black Oak Arkansas ile uzun bir Amerika turnesine daha çıkıldı.

1975 yılına gelindiğinde yeni bir müzikal çağın sinyalleri verilmekteydi. Gelişen müzikal yapılar, radyo ve listelerdeki hard rock imparatorluğunun temellerini sarsmaya başlamıştı. Diğer sert gruplar gibi Sabbath da düşüşten nasibini alacaktı. İngiltere ve Amerika'da çıkılan altı aylık tanıtım turneleri –eski klavyecileri Woodruffe sound'u desteklemekteydi- kapalı gişe oynasa da 'Sabotage'ın liste durumu hiç de parlak değildi.

Ruhlarını, ne yaptıklarını anlattıkları toplama albümleriyle geçmişlerinin gücünü yeniden göstererek biraz nefes almaya çalışan Black Sabbath 'Technical Ecstasy'yi üretti. Eleştirel desteğin yanında yine ilk kez eleştirel başarı- ticari başarısızlığın tadını hisseden grubun morali iyice bozulmuştu.

Bu etki, özellikle hassas bir çocuk olan Ozzy üzerinde yoğunlaşmıştı. Babasının kanserden ölümünün ardından teselliyi alkol ve drug'da arayan vokalist, kısa bir Süre için akıl hastanesinin kanatları altına sığınmıştı. Diğer yandan grubunun hard rock sound'undan daha uzaklaşması başka bir mutsuzluk kaynağıydı. '77'nin sonlarındaki İngiltere turnelerinin ardından, birkaç ay için grubundan ayrılarak Dirty Trick grubunun bazı elemanlarıyla başlattığı Blizzard Of Ozz projesi başarısızlıkla sonuçlandı.





'78 başında yeniden harekete geçen Black Sabbath, 'Never Say Die' ile düşüncelerini özetlerken, başarısızlık onları bekliyordu. Üzerlerine atılan toprak gerçekten çok fazlaydı ve '78 güzündeki Amerika turnelerinin ardından sessizliğe gömüldüler.

Şu noktayı tekrar hatırlatalım: Black Sabbath kurulduğu günden itibaren eleştirmenlerin saldırısına uğramıştı. Sürekli ortalığı karıştıran yasal basına rağmen, underground basın ve plak alıcıları sonuna kadar onların yanındaydı. Oysa artık punk zirvedeydi ve onları destekleyecek kimse kalmamıştı.

'79 yılında vergi sorunları yüzünden Los Angeles bölgesine yerleştiler. Alkol ve kokain kullanımının yanında, artık otuzunu aşmış olan Ozzy yeni isimlerle, yeni soluklarla çalışmak istiyordu. Diğer üyelerle olan ilişkileri de iyice gerginleşmişti. Uzun Süredir beklenen olay, Ozzy'nin ikinci ve son kez ayrılmasıyla gerçekleşti. İyice fosilleşmeye başlayan diğer üyeler de dağılmaya hazırlanıyorlardı.

Iommi yenilgiyi kabul etmeye henüz hazır değildi. –Asla de etmeyecekti.- Dave Donato'nun vokalliğinde girişilen başarısız bir deneyimin ardından liderliği üstlenen Iommi, yeni vokalistini bulmuştu: Ronnie James Dio.

Bilim-kurgu, ortaçağ sanatları ve yaşamı üzerine yoğun bir ilgisi olan Dio'nun sözleri ve besteleri için Black Sabbath imajı biçilmiş bir kaftandı. Yazık ki, her şey Iommi'nin kafasındaki gibi hızla ilerleyemedi. Yönetim problemlerinin yanında, Butler'ın kişisel ve ailevi sorunlarını çözebilmesi için zamana ihtiyacı vardı.

'80 baharında piyasaya sürülen 'Heaven or Hell', vokalistin yoğun etkilerini taşımaktaydı ve Dio, yerini aldığı Ozzy'ye karşı ilk raundu kazanacak kadar başarılıydı. Ozzy bile 'Ronnie is a better singer than I am. I'm just a good frontman' diyerek yeni oluşumu övgüyle karşılıyordu.

Büyük satış rakamlarına ulaşan albüm çıkarken, Black Sabbath ilk kez Ozzy olmadan turneye çıkıyordu. Tekrar Vertigo'yla anlaşmışlardı ama popülerliğin yeniden yükselişini fırsat bilen eski şirketleri NEMS, grubun izni olmadan bir konser albümünü piyasaya sürmüştü.

Belalar daha tükenmemişti. Altışar ay arayla anne ve babasını kaybeden Ward, düştüğü bunalımdan kurtulabilmek için yalnız kalmaya ihtiyacı olduğunu söyleyerek turnenin ortasında çekip gidiyordu. Kalanlar bu olayı saygıyla karşılayıp, iptal edilen konserlerden uğranan zararı kabullendi. Ama Ward aynı hareketi tekrarlayınca tepki çok daha sertti ve kaşar davulcu Carmine'nin küçük kardeşi Vinnie Appice (ex-Rick Derringer, Axis) bagetleri eline alarak turneyi tamamlıyorlardı.

Uzun uzun turnelerin ardından '81 yılında yedi ay boyunca 'Mob Rules' üzerine yoğunlaşacaklardı.

Turnelerini sürdüren Black Sabbath'ın yanında punk ve new wave dalgasından yoğun yaralar alarak da olsa kurtulan hard rock, sesini daha da sertleştirerek yeniden zirve savaşına başlamıştı. Kendi grubunu kurmuş olan Ozzy bu dalgada nasibini almak üzere hareketlenmişti. İkinci solo albümü 'Diary of A Mudman'i bilinçli olarak da piyasaya Süren vokalist, eski grubuna da saldırıyordu. İlişkiler giderek sertleşti. Sahne şovuna Ronnie adlı bir cüce ekleyen Ozzy, özellikle Dio ve Iommi'ye yönelik kişisel saldırılarının yanında 'Black Sabbath today is Black Sabbath in name only' yorumlarını getirmekteydi. Herkesin kendi işini yaptığını, üstelik iyi yaptığını düşünen yumuşak huylu Iommi, Ozzy'nin yaptıklarıyla büyük bir şaşkınlığa düşmüştü.

Bütün bu tartışmaları ve medyayı kullanmayı iyi bilen Ozzy'nin albümü milyonun üzerinde satarak top 15'e girerken, Sabbath 29. Sırada kalacaktı. –US'de elbette-. Giderek artırdığı çılgınlık ve şov dozuyla popülerliğin yeni doruklarına yükselen vokalist, grubuna verdiklerini geri almaya kararlıydı.

Black Sabbath'ın konser albümü çıkarmaya hazırlandığını duyan Ozzy, New York'taki iki konserinde Sabbath'ın klasikleşmiş parçalarını yorumlayarak ikili bir konser albümü hazırladı. 'Speak Of The Devil' adını verdiği albüm altın barajını rahatça aşarken, Dio'nun çıkışını geciktirdiği 'Live Evil'in satış durumunun kötülüğü, grup içi gerginlikleri de arttırıyordu. Savaşı kazanan Ozzy, grubu karmaşanın göbeğine itti.

'82 güzünde Ronnie, yanına Vinnie'yi alarak Dio'yu kurmak üzere ayrıldı. Iommi, boşluğu Cozy Powell ve David Converdale ile doldurmayı istese de iki müzisyen Whitsnake için yoğunlaşmayı seçeceklerdi.

'83 Şubatı'nda yerel bir pub'da Ian Gillan ile karşılaşan Iommi yeniden grubunu stüdyoya sokacaktı. Vokalist Gillan'ın yanında Ward grubuna geri dönmüştü. '83 yazında turneye çıkan topluluk sonbaharda 'Born Again'i piyasaya sürdü. Ward'ın turneye çıkması, davula Birmingham günlerinden tanınan Bev Bevan'ın (ex-Move, ELO) geçmesini sağladı.

'84 baharına kadar turneler sürdü. Sabbath klasiklerini bekleyen dinleyiciler 'Smoke On the Water' yorumlarına büyük tepkiler verince Iommi yanlış adım attığını alıyordu. ELO'ya dönen Bevan ile birlikte Gillan da Deep Purple'a gidiyordu. Bevan, ELO'nun boş zamanlarında Sabbath'a yardım etmeyi sürdürecekti.

85'in başlarına kadar Iommi, Ward, Butler ve uzun Süredir grupla birlikte olan klavyeci Geoff Nichols beraberliklerini korusa da aktif ortamdan çekilmişlerdi.

'85 Temmuzu'nun 13'ünde Black Sabbath'ın ilk kadrosu, Live Aid konseri için biraraya gelerek Philadelphia'da üç parça çaldılar.

Tekrar savaşı başlatan Iommi, yüzeye çıkmanın peşindeydi. Black Sabbath Featuring Tony Iommi adıyla piyasaya sürülen 'Seventh Star' yeni kadroyu sunuyordu: Iommi, vokalde Glenn Hughes (ex-Deep Purple, vs.), davulda Eric Singer, basta Danny'nin ağabeyi Dave 'The Beast' Spitz, klavyede eski dost Geoff Nichols.

Felaket tellallarının aksine bu kez başarılı olmuşlardı. Turne hazırlıklarına giriştiklerinde Iommi büyük bir sorunu biliyordu: 'Glenn has always been a really good friend and a great singer' diyen gitarist 'He's not a performer anymore, he's a studio artist' olarak korkusunu açıklıyordu. Albümün destek turnesi için çıkılan Amerika yolculuğu Hughes'in Purple günlerinden sonra çıktığı ilk turneydi. Üstelik bu kez kendisini dört tellisinin ardına da saklayamazdı. İlk günlerinde gösterdiği performans düşüklüğü vokalistin moralini darmadağın etmeye yetti. Grup üyeleri onu dengelemeye ve korumaya çalışacaktı. 'We really did try to keep Glenn away from everything' diyen Iommi, alkol, junk ve kaçışı engellemek için 24 saat boyunca vokalistini koruma görevlisinin gözetiminde tutacaktı. Ne kadar çalışsalar da, Hughes'in ölümüne çöküşü devam edip, çalışmaları da asmaya başlayınca yapılacak fazla bir şey kalmıyordu. Deneyimsiz ama umut verici genç Ray Gillen yeni vokalistleri oluyordu.

Iommi artık yeniden tökezlemek istemiyordu. Kayıt çalışmalarının başında, Gillen yeni kurulmakta olan Blue Murder'a katılınca, deneyimsiz isimle çalışmaktan huzursuz olan yapımcılarının içi oldukça rahatlıyordu. Uriah Heep, Ozzy, Gary Moore gibi isimlerle çalışmış olan basçı Bob Daisley, Spitz'e yardım etmek için kayıtlara katılırken, perküsyon desteği için eski dost Bev Bevan devreye giriyordu. Vokalist sorununu Birmingham köklerini kullanarak çözen Iommi, gruba Tony Martin'i aldı.





Ortaya çıkarılan 'Eternal Idol', tüm çalışmalara değmişti. 'The Shining uzun yılların ardından ulaşılan ilk liste hit'leri oluyordu. Bu arada Blue Murder'da istediğini bulamayan Gillen, Ozzy'nin gitaristi Jake E.Lee ile beraber, blues çıkışlı Badlands'ı kurarken, davulcu Singer'ı da yanında sürüklüyordu.

Çıkışı desteklemek için çıkılan turnede davulu Terry Chimes (ex-The Clash) bası Joe Burt (ex-Virginia Wolf) gibi isimler üstleniyordu. Pek çok insana göre uzun yıllardır yaptıkları en iyi çalışmalardan biri olan albümün turnelerinde Güney Afrika Cumhuriyeti'nde çalmaları büyük tepki alacaktı. Birleşmiş Milletler'in kara listesine giren grup, sonradan bu konserleri için resmi olarak özür dileyeceklerdi ama çeşitli konserlerinin iptal edilmesini önleyemedi.

'88 yılına girildiğinde davulcu sorunlarını deneyimli Cozy Powell ile çözen Black Sabbath, artı puan toplamaya devam ediyordu. Dört ay Süren kayıt çalışmaları –bas için Laurence Cottle kiralanmıştı- 'Headless Cross' ile sonuçlandı. Martin'in vokali iyice beğeni kazanırken, hard rock'ın tahtı için oynamaya başladılar.

Uzun Süren unutulmuşluğun ardından zirveye yaklaşan Sabbath'a Butler'ın yeniden katılacağı dedikoduları yaygınlaşmaya başlamıştı; ama basçının Ozzy'yi seçmesi herkesi şaşırtacaktı.

'89 baharında Neil Murray bası üstlendi. Yılın sonlarına doğru Sovyetler Birliği turnesine çıkıldı. Leningrad'da günde iki kere sahneye çıkarak on konser verildi.

'90 yazında kadrosunu koruyan şekilde 'Tyr' çıkarıldı. Kısa Süre sonra uzun Süredir beklenen gerçekleşiyor ve Butler basını eline alarak yuvaya geri dönüyordu. Martin ile uyumsuzluk baş göstermeye başlamıştı.

'90 yılı boş geçerken Iommi, Butler ve Powell üçlü oluşturma denemelerine giriştiler. Ülkenin en gezginci davulcularından biri olan Powell ile grup çalışmasına gitmek çok zordu. Çok iyi bir davulcuydu ama hiçbir grupta uzun Süre kalamayan bir serseriydi –başka bir açıdan.

Geezer'in karısı ve Dio'nun karısının biraraya gelmesiyle, kocaları da birbirlerini yıllarca görmeseler de biraraya gelip ufak çapta bir jam session yapıyorlardı. Dio 1990'da dağılmıştı ve vokalist, Black Sabbath'ı yeniden canlandırmanın hoş olacağını düşünüyordu. Iommi de bu fikri destekleyince Black Sabbath'ın efsanesi yeniden yükselme yoluna giriverdi.



Powell, her zamanki gezginliğiyle soloya yönelince, davulu Vinnie Appice'ın üstlemesi başka bir hoş sürpriz oldu. Hızla girilen kayıt çalışmaları sonuçlandığında tüm rock dünyası büyük bir merak içindeydi. Bir anlamda düşlerdeki kadro yeniden toplanmıştı.

Sonuç: 'Dehumanizer'.

Yorum: Albümü dinlemeniz gerekir. Karar sizin.

Son olarak küçük bir not: Powell'ın seyrek gerçekleştirdiği sololardan biri 'The Drums Are Back' '92 yılında piyasaya sürülürken hiç beğenilmeyecekti –Eleştirmenler tarafından elbette-. Tony Martin hayranları, '92'deki ilk solosu 'Back Where's Belong'u dinleyebilir. Size uzun uzun 25 yıllık bir hikâyeyi anlattık. Çeyrek asrın hakkından geldiniz.



CHILDREN OF THE GRAVE



Revolution in their minds – the children start to march

Against the world they have to live in.

Oh! The hate that's in their hearts.

They're tired of being pushed around and told just what to do.

They'll fight the world until the've won and love comes flowing through.

Children of tomorrow live in the tears that fall today

Will the sunrise of tomorrow bring in peace in any way

Must the world live in the shadow of atomic fear

Can they win the fight for peace or will they disappear?

So you children of the world listen to what I say

If you want a better place to live in spread the words today

Show the world that love is still alive you must be brave

Or you children of today are children of the grave.



Düşüncelerinde devrim – Çocuklar geçtiler yürüyüşe

İçinde yaşamakta oldukları dünyaya karşı

Kalplerinde nefretle

İtilip kakılmaktan ve söyleneni yapmaktan yorgun

Kazanana ve sevgi yayılana kadar savaşacaklar dünyayla.

Yarının çocukları bugün akan gözyaşları içinde yaşarlar

Yarınki gündoğumu barışı getirecek mi bir şekilde?

Mecbur mu dünya atom korkusunun gölgesinde yaşamaya?

Barış için savaşı kazanacaklar mı, kaybolacaklar mı yoksa?

Yaşanacak daha iyi bir yer istiyorsanız, bugün seçin kelimelerinizi

Dünyaya sevginin hâlâ yaşadığını gösterin

Cesur olmak zorundasınız.

Yoksa, siz bugünün çocukları mezar çocukları olacaksınız.



WHO ARE YOU



Yes I know the sacret

That's within your mind

You think all the people

Who worship you are blind

You're just like Big Brother



Giving us your trust

And when you have played enough

You'll just cast our souls

Into the dust

Into the dust



You thought that it would be easy

From the very start

Now I've found you out

I don't think you're so smart

I only have one more question

Before my time is through

Please I beg you tell me

In the name of hell

Who are you?

Who are you?



WHO ARE YOU



Evet, beynindeki gizi biliyorum

Sana tapan insanların

Kör olduğunu düşünüyorsun.

'Büyük Ağabey' gibisin

Bizi gözetimi altına alan

Ve yeterince oynadıktan sonra

Ruhlarımızı toza çevireceksin



Başlangıcından beri

Kolay olacağını düşündün.

Fakat artık seni fark ettim.

Ve o kadar gösterişli bulmuyorum sei.

Yalnızca bir sorum daha var

Zamanım dolmadan önce

Yalvarıyorum sana cehennemin adına

Söyle bana

Kimsin sen?



LOOKING FOR TODAY



It's complete but obsolete

All tomorrows becorem yesterday

In demand but second-hand

It's been heard before you even play



Up to date but came to late

Better get yourself another name

You're so right but overnight

You're the one who has to take the blame



Everyone just gets on top of you

The pain begins to eat your pride

You can't believe in anything you knew

When was the last time that you cried



Don't delay you're in today

But tomorrow is another dream

Sunday's star is Monday's scar

Out of date before you're even seen

All the top so quick to flop

You're so new but rotting in decay

Like butterfly so quick to die

But you're only looking for today



Everyone just gets on top of you

The pain begins to eat your pride

You can't believe in anything you knew

When was the last time that you cried

Looking for today



Glamor trip so soon to slip

Easy come but oh how quick it goes

Ten foot tall but what a fall

Hard to open yet so easy to close

Front page news but so abused

You just want to hide yourself away

Over-paid, but soon you fade

Because you're only looking for today

Looking fod today



Tamamlanmış ama modası geçmiş

Tüm yarınlar düne dönüşüyor.

Rağbet gören ama ikinci elden

Sen oynamadan işitilmiş şey



Güncel ama gecikmiş

İyisi mi başka ad bul kendine

Haklı olsan dahi sadece bir geceliğine

Suçu üstlenen tek sen olacaksın



Herkes senden daha başarılı oluyor.

Acı gururunu yemeye başlıyor

Bildiğin hiçbir şeye inanmıyorsun

Ne zaman ağlamıştın e son



Gecikme, bugünü yaşıyorsun

Ama yarın bir başka rüya

Pazarın yıldızı, Pazartesinin yarası

Sen görmeyen eskiyip giden

Zirveden kolayca başarısızlığa dönüşen

Çok yenisin ama paslanıp çöküyorsun

Çabucak ölecek bir kelebek gibi

Fakat sadece bugünü arıyorsun



Herkes senden daha başarılı oluyor

Acı gururunu yemeye başlıyor

Bildiğin hiçbir şeye inanmıyorsun

Ne zaman ağlamıştın en son

Bugünü arıyorsun



Hemen kayılan sihirli adımlar

Kolayca gelen ama çabucak gidebilen

On adım yüksekten öyle bir düşüş ki...

Zor açılıp kolayca kapanan

Manşet haberi gibi ama kötü niyetli

Yalnızca kendini saklamak istiyorsun

Fazla ödemene rağmen sönüyorsun

Çünkü sadece bugünü arıyorsun

Bugünü arıyorsun.
Dost Mekan
Peyote
Hadi indir !
Stuka
Duyurular
Stüdyo İmge, Açık Radyo'da...
Club Intro