Ocak
01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Kategoriler
Kullanıcı adı:

Parola:


Brian Eno'nun Ambient Dünyası
Murat Beşer

Bisküvilerle ilgili kuramı bilir misiniz? Bilmenize olanak yok; çünkü bu Eno'nun uydurduğu yüzlerce fantezi fikirden sadece bir tanesidir. Eno, bunu beşli paketler halinde piyasaya sürülen bir büsküviyi kıtır kıtır yerken üretiyor. Birdenbire, beş bölünmez bir sayı olduğundan, eğer yanınızda arkadaşınız varsa iki ya da daha fazla sayıda paket bisküvi almanız gerekmektedir, diyerek düşüncelere dalıyor. Sonra serbest çağrışımlar zinciri içinde yuvarlanarak, hiç de umulmadık projeler ortaya çıkarmaya başlıyor. İşte Eno'nun bu ve benzeri düşünceleri olmasaydı, örneğin U2, 'Achtung Baby' ile tekrar ün kazanamazdı, hatta The Orb grubu da hiçbir zaman olmazdı. Çünkü Eno, yüksek IQ'sü ve yaratıcı zekâsını, genç ve yetenekli müzisyenler üzerinde uygulayarak, resmen '90'ların pop'unu icat etmiştir.

Art-rock'un kavramsalcılığı ile amatör punk arasında son derece önemli bir kavşak noktası olan Brian Eno, kendi deyimiyle 'müzisyen olmayan', ama tüm farklı alanlardaki aktivitesini ve düşsel üretimini, daha verimli olduğuna inadığı bir alana, yani müziğe aktaran biri. Tam anlamıyla orijinal denebilecek kşiliğiyle Eno, müzik dehası olmasının ötesinde, kibernetikçi, elektronikçi, tekniker, müzik teorisyeni, solist, multi-enstrümantalist, prodüktör, yetenek keşfedici, stüdyo deneycisi, bağımsız kuramcı, rastgele düşünceler üreticisi, kışkırtıcı fikirlere sahip bir centilmen müzisyen olmak gibi vasıflara da sahip.

1979'da Melody Maker dergisine müzikten kopup özel yaşantısına çekileceğini açıkladığında, Eno'yu tanıyanlar buna inanmamıştı. Önemli çıkışlar sonrasında parlaması ile kendini geri çekmeye başladı. Ünlendikçe kendini gizledi ve mütevazı davrandı. 'Ben geri-plan rolleri daha çok seviyorum, çünkü orada benim özgürlüğüm yatıyor.' İşte büyük müzik dehası ve katalizörü Eno kendini gizlemesini böyle açıklıyor.

1948'de İngiltere'nin Woodbridge'inde doğan Eno, 16 yaşına kadar De La Salle'de rahipler arasında kaldı. 2 yıl Ipswich, 3 yıl da Winchester Sanat Okulu'nda okudu. Müziğe ilgisi burada belirgin olarak açığa çıktı. Resim ve heykel okuduktan sonra müzikte karar kılıyordu. Okul arkadaşlarıyla bir grup çalışması yaptı, daha sonra kurduğu The Maxwell Demon ile iki konsere çıkarak ilk kez sahnede boy göstermiş oldu. Eno'nun hamuru Eric Satie, John Cage, La Monte Young gibi müzisyen ve teorisyenlerin etkisiyle yoğruldu. 1968'de de 'Music For Non-Musician' (Müzisyen Olmayan İçin Müzik) adlı ilginç bir kitap çıkardı.

1969'da Londra'ya taşınarak çalışmalarına ağırlık verdi. Drury Lane'deki sanatçıların mekkesinde, entelektüel müzisyenler arasında Andy McKay ile tanıştı. Onun vasıtasıyla da Bryan Ferry ve Roxy Music çalışmaya başladı. Başlangıçta teknik danışmandı, fakat müthiş elektronik bilgisiyle grubun elemanı oldu. Rock'ın yükseliş dönemlerinde, Roxy Music'in bu dalgayla birlikte yükselmesinde çok önemli bir görevi başarıyla yerine getirdi. Beraber yaptıkları iki albüm halen anlamlı ve kalıcıdır. Önce Eno şarkı söylemekten çekindiğinden, synthesizer'ı ile sahnenin gerisinde yer alıyordu. Bir Süre sonra utangaçlığı üzerinden attı ve B.Ferry'nin kendini beğenmişliğine rağmen, parlak travesti giysileri, makyajlı ve efemine davranışları ile grubun ilgi çeken elemanı oldu. Basın, izleyiciler ve kızlar kadar erkekler de onun için sıraya giriyorlardı. B.Ferry ile sürtüşmesi sonucu bir hayli geri plana itilmeye çalışılan Eno için gruptan ayrılma zamanı gelmişti. Eno'nun ayrılmasıyla Roxy Music düşüşe geçti ama piyasa nezdinde B.Ferry solo çalışmasıyla yükseliyordu.

Ayrılık sonrasında Eno bir senfoni orkestrasında araştırmalar yaptı, ardından da Robert Fripp ile 'No Pussyfooting'i (73) gerçekleştirdi. Ürettikleri 'drone' müzik, ikisinin de kariyerlerinde önemli bir aşama. Bu albüm Fripp için, standart bir gitarla yapılan rock, caz, blues gibi konsensustan oluşan ve ilerki Frippertonik'lerin olasılıklarını gösteren bir çalışma idi. Albümde Fripp'in tam olarak oturmuş ve ne istediğini bilen anlayışına karşı Eno, Ambient ve Discreet'lerinin ipuçlarını sunuyordu. Hâlâ dinleyenler için özgün bir ruh hali..

Eno, pop parçalarından oluşan üç solo plağı art arda gerçekleştirdi. İlk solosu 'Here Come The Warm Jets' (74), A. McKay ve Phil Manzenera'nın katkılarıyla çok zengindi. Çılgın toplamalarla gerçekleştirilen bu çalışmada, pop şarkıları anlayışının sınırları pek çok anlamda zorlanıyordu. Onsekiz yıl önce çıkmış olmasına karşın, glam kanadını, V.Underground üslubunu, gotik dramayı ve klasik pop'u ustalıkla kaynaştırdığından, hale taze ve vurucudur. Parçalar yabancılaştırılmış ve antemik pasajlarla güçlendirilmiştir.

İkinci solosu 'Taking Tiger Mountain By Strategy' (74) hazırlanırken, ressam arkadaşı Peter Schmidt ve vokalist Rubrt Wyatt'tan yardım aldı. Çalışmanın çok sesli egzotik yapısı, başarısının nedeninidir. Bu çalışma, esinlenmiş olduğu devrimci Çin operasından bile daha gizem doludur.

Üçüncü solosu 'Another Green World' (74) ile pop'ta sadelik şovu yapan Eno, popüleritesini artırdı. Serbest çağrışımlı, keşifçi şarkılar, hafif klasiklerin uyumsuz versiyonları ile örülü parçalar, aynı zamanda iki konser çalışmasında da yer alır. İlki 'Jule 1 1974' adıyla yayımlanan ve K.Ayers, Nico, J.Cale ve M.Oldfield'la birlikte verdikleri konser albümü. İkincisi de 1976'da, '801' adıyla, psychodelic'in ağır topları Manzenera, Monkman... vs. ile gerçekleştirilen mükemmel çalışmadır. Eno, daha sonra bir Winkies turnesinde iken, ciğerlerinden rahatsızlanıp hastaneye yattı ve sahne çalışmalarını bıraktı.

Eno, bu noktaya kadar, pop geleneklerini yıkmak için 'ambient' müziğin ilkel örneklemelerini veriyordu. Bu üç LP genel olarak, ortalama rock strüktürü içinde bir çırpınışın ifadesidir. Agresif ve hiyerarşik deneyimlerde bulunur. Sonuç olarak Eno'nun, rock'ın geleneksel yapısından ve melodiden vazgeçmesine neden olmuştur. Peki, şimdi dinleyici açısından, müziğin alıcı noktası neresi olacaktı? Eno, bir müddet İngiliz matematikçi R.Moore'un teorileriyle ilgilenir. Moore'un 'rastlantısal durumların çok kesin sonuçları vardır' önermesinden hareketle, müzikal sonuçlar elde etmeye çalışır. Kayıda yönelir. Çeşitli ara oyunlar, yer değiştirmeler, müzikal bölümlendirmeler, kimi zaman yoğunluk, kimi zaman sakinlik gibi espriler, onun Sly Stone'dan öğrendikleridir. '75'te Fripp'le bir ortak çalışmada daha bulunuyor: 'Evening Star'. Burada Eno, geri planı iyice kendi bünyesine alarak Fripp'i ileri doğru itiyor, yeteneklerini sunması için ona hareket alanı açıyordu. Bu işbirliği de 'No Pussyfooting'deki gibi söylencesel fakat ona göre daha bir ilerlemeyi imliyordu.

İlgi alanına giren pek çok konumun yanı sıra, tüm enstrümanlar üzerinde de amatörce uğraşıyordu; ama özellikle tape-recorder üzerinde virtüözlüğe yaklaşıyordu. Ondan düzinelercesine sahiptir, kayıt Sürecindeki hoş kazalara hayrandır, bunlardan yeni şeyler üretmektedir. Bunu izleyen üç ambient plak, bu kayıtların eseridir. İlki, sonradan hakkında 'En sevdiğim ve hiçbir yerini değiştirmeyeceğim' dediği çalışması 'Discreet Music' ('75)tir. Eno'nu zorlu işleri bu plakla başlar. Ardından İngiltere'de o sıralar popüler olan beş yüz parçadan elenerek elde edilmiş kayıtlardan oluşan 'Music For Films' ('78) ve 'Music For Airports' ('79) piyasaya sürüldü. (Yönetmen Derek Jarman bu plakları filmlerinde daha sonra kullanıyordu...) Eno hiçbir hileye başvurmadan, burada da en yalın seslere anlam yüklemeyi becerebiliyordu. 'Music For Films', adının çağrıştırdığının tersine, bir film müziği değildi. Fakat onunla ilgilenen yönetmenlere açık bir tekliftir. Eno bu konudaki asıl özleminin Kurosawa, Ozu ya da Fellini'ye müzik yapmak olduğunu söyler. 'Music for Airports' ise onu kariyerindeki en sözü geçer plaklarındandır. Eno, yeni atmosferler ve dokular yaratabilmek içi kullandığı ambiyans'ına şimdiye değin kazandıramadığı hareketliliği burada elde edecektir.

Bu dönemdeki bir başka Eno faaliyeti de, Alman elektronik ikilisi Cluster ile işbirliği oluyor. '78'de, ard arda üç plak birden gerçekleştirdiler. 'Cluster ad Eno', 'After the Head' ve 'PL-N-K Bebegnungen'. Tüm bunların yanı sıra, rahat dinlenebilir tonlardan örülmüş yapısıyla, Cluster, Fripp ve Manzenera'nın katkılarıyla çıkarılan 'Before and After Science'da, Eno'nun yumuşak vokaliyle bir kez daha karşılaşıyoruz. Klasik bir albümdür. Melankoli ve pop dinamizmi yan yanadır.

Bu esnada Berlin ve New York'ta, new-wave ve bazı modernleme müzikal anlayışlar gerçekleşmek üzeredir. Ne zaman rock ya da pop'ta bir kriz yaşansa, o tarihi dönemeçte Eno ortaya çıkarak, günün moda akımlarını uygulayan müzisyenler gibi ilgi çekmeye çalışan bir palyaço olmanın tersine, gerçek bir yaratıcı olduğunu kanıtlar.

Eno'nun zor anlarda elini uzattığı, önemli sıçramaları yapabilmelerinde yardımcı olduğu grup ve müzisyenlerin sayısı hiç de az değildir. Özellikle, 'Another Green World'ün eko ile gerçekleştirilmiş synth-dalga'ları, Bowie'nin hayranlığını kazanmıştı. Üç LP'lik beraberlik, Eno için medidatif klasik ustalık deneyimidir.

1977-'79 arasında, David Bowie'nin sıkıntılı dönemlerinde üç plağına (Low, Heroes, Lodger) damgasını vurarak, Bowie'nin new wave'e adım atmasında önemli bir ara devreyi tamamlayan Eno, aynı günlerde elektronik new wave grubu Ultravox'un çalışmalarına başlamalarına yardımcı oldu. Ardından, Amerika'dan gelen fitüristik eğilimli bir grubu keşfetti: Devo. İlk plakları olan 'We Are Not Men?'in kayıtlarına katıldı ve onları prodükte etti. Bu beraberlik de sadece bir plaklık oldu.

Devo'dan sonra New York'a göçen Eno, sıradan biri olarak göründüğü bazı video tape'ler üretmenin yanı sıra, Talking Heads ile üç plaklık (More Songs About Buildings And Food, Fear Of Music, Remain In Light) bir beraberlikte bulundu. Entelektüel eğilimleri taşımaya açı olan bu grup, bu çalışmalarla world music kültürünün de kapısını araladı. Funy'den arabesk'e kadar kendileri için yabancı olan her tür müziği modernlemeyi becerebilen bu çalışmalardan, 'Remain In Light' o yılın en iyi albümü oldu. Ayrıca Eno ve Byrne'ün aynı çizgide, stüdyoda kaydedilebilecek tüm seslerin harmanlaması olan bir de ortak solo çalışmaları var: 'My Life In The Bush Of Ghosts.' (81)

Bir ara gospel'e ilgi duyar. 82'de Ghana'lı Afro-jazz grubu Edikanfo'nun bir albümünü prodükte etti. Bu ilgi ve yönelim, etkilerini en açık şekilde 'My Life In The Bush of Ghosts'da gösterir. Bu plakta, Nijeryalı Amos Totoula'nın ruhlar üzerine yazdığı bir kitaptan esinlenen fanteziler vardır. Bu adam batının yüksek teknolojisi ile Shamen ve Afrika ruhaniliğini buluşturmaktaydı.

Pek çok yeni projeye omuz vermesiyle peygamberlik sıfatını kazanan Eno, o ana kadar kullanılmış, orijinal türleriyle izleyicilerini her defasında şaşırtıyordu. 'Bence, bugün müziğin enerji ve tempoya gereksinimi var ve bu müzik ancak gençler tarafından yapılabilir. Bu nedenle gençlere yardım ediyorum'... Nico, Camel, Laraaji, Material, Michael Brook, U2... Eno'nun birlikte çalıştıklarının listesi böyle uzayıp gidiyor.

Afrika ve Arap müziğine olan ilgisini T.Heads çalışmalarıyla iyice dışa vurduktan sonra, 1980'de, Ghana Kültür Bakanlığı tarafından davetli olarak bu ülkeyi ziyaret etti. Müziklerini inceledi. Eno'nun bu tarihten sonraki solo çalışmaları da bu incelemelerin etkisi altında gerçekleşiyor. Özellikle de, 'üçüncü dünyanın nefesi' lakabıyla anılan trompetçi John Hassell ile yaptığı iki albüm: 'Fourth World' ('80) ve 'Dream Theory In Malaya' ('81).

Eno, 1982'de de düşünsel ağırlıklı albümlerinden birini üretiyor: 'On Land'. Bu çalışmayı Eric Satie'nin etkisinde yapıyor. Albümde tüm sesler bir perspektife bağımlı kılınarak kullanılmıştır. Dinleyenlerin ilgi noktası her yerde eşit derecede yoğunlaştıracak bir yapıya sahip olan müzik, Eno'nun ifadesiyle, rahatça fon olarak kullanılabilmeyi de amaçlıyor. Bu minimal çalışma, bir bütün olarak tekrarlardan oluşmuş gibi görünse de, bu tekrarların arasında ayrıntı ve zenginliği barındırıyor.



Eno, şayet Robert Quine olmasaydı, 'On Land'i yapamayacağını söylüyor. Quine'i, Lou Reed ve Lydia Lunch'tan tanıyoruz ki, o New York'taki en iyi birkaç gitarcıdan birisidir. 'On Land'deki Miles Davis yorumu 'He Loved Him Madly'nin taslağını Quine yapmıştı. Quine tüm albüme omuz vererek Eno'ya ivme kazandırıyor. Eno bu albümü hiçbir ticari şansının olmadığını bilerek ve tüm kritiklerin umut kırıcı yorumlarına karşın, sadece Quine'den aldığı güçle yapmıştı. Albümün belli bir kısmını da yalnız gerçekleştiriyor. Bazen parçaların neye benzeyeceğini o da bilmeden, özel bir aletle yavaşlatarak, hızlandırarak ve mikse ederek kaydeder. Burada rastlantısallığa çokça yer vardır. Bu kayıtların hepsini aylarca dinler ve beğenmediği yerlerini rötuşlar. Sonuçta parçalar analitik bir düşünce Sürecinin ürünü olarak ortaya çıkar. 'On Land'de net olarak hissedildiği üzere, Eno yalnızlığı sever. Büyük bir yabancılaşma ve yalnızlığın kol gezdiği New York'un ürkünç kalabalığından kendini soyutlayarak, zamanın büyük bir kısmını evinde geçirir. Çok az dışarıya çıkar ve sinemaya gider. Amacı da üzüm yemekten çok bağcıyı dövmektir, yani filmden çok film müziklerine ve şehrin gürültüsüne dikkat kesilir.

Eno, şarkı sözlerinin alışılagelmiş semantik anlamlarını çok saçma bulduğundan, haklı olarak, belirsizlik- leri kapsayan sözsüz pasajlara daha açıklık kazandırmak için çalışıyor. Pop şarkılarını analiz ediyor; yapısalcı, yapısal dilbilimselci bir süzgeçten geçirip, dağınık parçaları yeniden biraraya topluyor ve elde edilen yeni bir tarz oluyor. İşte elektronikçi ve klavyeci Harold Budd ile yaptığı iki çalışma, bu zorlu tarzın ifadeleri. 'Plateaux Of Mirror' ('80)'da inişli çıkışlı tarzıyla, pop parçalarının analizinden elde edilmiş mükemmel piyano taslakları var. İkinci ortak çalışmaları 'The Pearl' ('84)'de, zaten usta olan müzikleri daha da derinlik ve boyut kazanıyor. Ek aletlerle desteklenmiş, piyano üzerine kurulu onbir parça, orkestral ve koral ses dalgalarıyla süsleniyor.

Bundan sonra şehir hayatından bezen Eno, kabuğuna çekilerek daha az ürün veriyor. 'Gelen teklifler gerçekten istediğim şeyler değil. Benim pop üzerindeki düşüncelerim, tam olarak yaptıklarım değil. Ben pop'un da bir world music olduğunu düşünüyorum.'

Son olarak J.Cale ile çıkardığı 'Wrong Way Up' ('90)'da Eno, adeta '70'li yıllara geri dönüyor, ama bir daha deneyimli ve yaşlanmış olarak.

Eno'nun çalışmaları, tamamlanmamış bir miras olarak, yeni kuşaktaki sahiplerini bekliyor.
Dost Mekan
Peyote
Hadi indir !
East of the Sun
Duyurular
Stüdyo İmge, Açık Radyo'da...
Club Intro