Ocak
01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Kategoriler
Kullanıcı adı:

Parola:


Ritim Hayatın Anahtarı!
Deniz Durukan

Yolda sizinle yürürken dikkatimi çeken bir şey oldu. İnsanlarla çok iç içesiniz. Sokaktaki herkesle muhabbet ediyor, selamlaşıyor, şakalaşıyorsunuz. Üstelik kimsenin statüsüne aldırmadan samimiyet kurmuşsunuz. Genelde ben cazcıları biraz soğuk ve mesafeli bulurum. Sanırım doğayla haşır neşir büyümeniz, insan ilişkilerinize ve müziğinize de yansımış. Çok doğal, sıcak ve içtensiniz. Önce insan olmak gerek. Tabii ki hem kendine, hem de çevrene dürüst davranmak önemli. Aksi takdirde kaybedersiniz. Benim Avrupa'da kabul görmemde öğrenme isteğimdeki samimiyet ve ilişkilerimdeki sıcaklık etkili oldu. Yurtdışına gittiğimde fantastik tekniğime şaşırmışlardı. Ama baktılar ki tecrübem yok, onlar söylemeden ben tecrübe edinmeye çalıştım. Tekniğim vardı ve bu konuda samimiyim. İşte bu anlamda dürüst olmak gerekir. Burnu büyük olmanın anlamı yok. Birçok iyi müzisyen bu tavırlarından dolayı kaybetti. İnsan çaldıkça daha teslimkar olması lazım. Çünkü çaldıkça bir hiçim diyorsun. Aynı sufizm gibi; ne kadar derine inersen o kadar adam olman lazım. Çocuklarla çalışma isteğinizin temelinde müzisyen olan anneniz Naciye Temiz'le aranızda kurduğunuz müzikal bağın etkisi olabilir mi? Elbette. Ufak bir çocukken annem fasıl çalardı. Ama hiçbir zaman aklımdan davul çalayım, müzisyen olayım diye geçirmezdim. Evde kaliteli bir müzik vardı. Çünkü o paşa kızı. Gittikleri her ülkeden ders almış. Her şehirde bir udçu, kemancı, anneme ders vermiş. Müzisyenlik annemde de, dayımda da var. Dolayısıyla makamları iyi öğrenmiş. Ben de evde olduğum zamanlar, koltuğun kenarını tıngırdatarak sesler çıkarırdım. Ama annem hiçbir zaman ' gel tef çalalım, müzik öğren' demezdi. Çünkü çocukluğumda çiftçilikle uğraşıyorduk. Babam da dedem gibi subaydı, askerlikten ayrılarak Çatalca'da arazi almıştı. Dört traktör, dört yüz elli koyunumuz vardı. Doğal olarak tarlaların, doğanın içinde büyüdüm. Çingeneler, Trakya müziği, annemin udu, bir yandan da bağ bahçe; hepsi beni etkiledi. Aslında motorlara, makinelere karşı da büyük ilgi duyuyordum. Dedem pilottu. Okula traktörle gidip geliyordum. İşin özü; annemdeki genlerle babamdakilerle birleşti. Sanırım doğayla bu kadar iç içe olmak mutlu bir çocukluk geçirmenize neden olmuştur. Evet, çok mutlu bir çocuktum. Tabiatın içinde yaşamak ayrı bir şey. Bunun yanı sıra modern bir aile yapımız vardı. Her ikisini de gördüm. Annemin isteğiyle konservatuara, babamın isteğiyle sanat okuluna, gittim. Bu arada makine ve motora olan ilgim bitti. Çocuklarla çalışma isteğim, kendi çocukluğumdan kalan izlerin etkisiyle olabilir. Tabii bu birden bire ortaya çıkmadı. Yıllar sonra İsveç'e gittiğimde, anaokulundaki çocuklara ve spastiklere verilen konserler sayesinde bende bu fikir gelişti. Oradaki hükümet de bu tür çalışmaları destekliyor. Çocuklara ve eğitime yönelik aktivitelerde yer alan bir müzisyen, orada çok destek görüyor. Festivaller, bir takım müzikal etkinlikler çocuklara yönelik aktivitelerden daha önemli değil. O nedenle biz hep okul konserlerine gitmeye önem verdik. Spastik çocukların tedavisine müzikle yardımcı olduk. Bu bir anlamda terapi gibi bir şey... Tabii, terapinin en büyüğü. Belki şu an için bilinen bir şey ama, yetmişli yıllarda bu tip çalışmalar oralar için bile yeniydi. O çocukların aileleri sevinçle gelip bana sarılırdı. Ritim atölyenize gelen çocukların psikolojik yapılarını da gözlemlediğinizi düşünüyorum. Bazen ailenin fark edemediği bir takım durumları müzik yoluyla ortaya çıkarabilirsiniz. Evet, örneğin bizim evde çalışan hizmetçinin iki çocuğu geliyor atölyeye. O çocuklardan biri çok güzel çalıyor, diğeri çok kilitli. Aslında çok tatlı bir çocuk. Ama bir türlü açılamıyor. Biraz uğraştım, ona çeşitli imkanlar, seçenekler sundum. Sonunda açıldı ve çok güzel çalmaya başladı. O nedenle çok acele etmemek gerek. Her çocuk çalabilir, her çocuğun içinde o ritim var. Olmaması mümkün değil. Ama zorlamayacak, sıkmayacaksın. Peki bir çocuğun, ileriki yaşamında 'ben de varım burada' demesinde ritim ne kadar önemli? Ritim müziğin başı. Yani ritim ana, melodi ise babadır. Bu çocuklar için de, bizler için de büyük bir hazdır. Yani bir çocuğun ben bunu yaptım, yapabiliyorum demesi önemli. Yetişkinler için de böyle. Hayatında hiç davul çalmamış biri, bakıyorsun aylar sonra Afrika ritimlerini çalıyor. Başlangıçta bir cevherin ortaya çıkması flütle, kemanla değil, ritimle olur. Gitarla işe başlarsan, tek tek telleri çalman, bilmen gerekir. Bu, başlangıç için oldukça ciddi bir iş. Ama işe ritimle başladığında, bir anda aletle bütünleşiyorsun, çaldığını sanıyorsun. Vurduğun an ses çıkıyor. Bu çok pozitif bir durum. Çaldığını sanıyorsun, aslında çalamıyorsun, belki bir ölçüde çalıyorsun ama beraberinde bir çok şey bilmen gerekiyor. Fakat ses çıkıyor, birliktelik oluyor; beraber susuyor, beraber çalıyorsunuz. O açıdan tamtam çalma kaynaşma açısından başlangıçta oldukça önemli. Ama sonrası gittikçe zorlaşıyor. Ritmin sonu yok. Bizim yaptığımız işin temeli. Çocuklarla çalışmakla, büyüklerle çalışmak arasındaki fark nedir? Her ikisi de eğlenceli ve haz verici. Çocuklarda daha sabırlıyız. Orada işin en natürel tarafını gösteriyoruz. Yetişkinlerde itaatsizlik olursa susun diyebiliyorsunuz, ama çocuklara bu şekilde yaklaşmıyoruz. Onun ilgisini çekecek, o işe yönlendirecek sözlerle motive ediyor, olaya katılmasını sağlıyoruz. İşi eğlenceli hale getiriyoruz. Aslında büyüklerde de böyle ama, çocuklara toleransımız daha fazla.
Dost Mekan
Peyote
Hadi indir !
East of the Sun
Duyurular
Stüdyo İmge, Açık Radyo'da...
Club Intro