Ana sayfa
Kategoriler
Kullanıcı adı:

Parola:


Efes Pilsen One Love Festival
Stüdyo İmge

Katılımın genişlemesi ve gerçek bir şenlik ruhunu yansıtabilmek amacıyla iki farklı geceye yayılan festival 1. gecede One World adı altında dünya müziklerine kucak açarken One Beat adındaki 2. gece dans müziği ve elektronika'nın çağdaş ikonlarını ağırlayacak. Festivalin yıldızı Moby 14 Haziran Cumartesi geceyarısı sahne alacak. Modern müziğin "olgun" ikonu Moby son zamanların en barışçıl, özgürlükçü ve hoşgörülü müziğini icra ederken, müzikal anlamda iç bütünlüğü yakalamış, dans müziğinden punk rock'a, blues'dan elektronikaya tüm modern müzik türlerini denemiş ve yaratıcılığın sınırlarını zorlamış bir müzisyen. Milyonların ulaşabildiği dahi müzik adamı Moby aynı zamanda her yaş ve kesimin sevdiği ilahlaşmaya doğru giden bir kültür ikonu. 13 Haziran'daki One World gecesi festivalin tropikal atmosferli, bol danslı kıvrak bölümü. Brezilya'dan güçlü davullarıyla Olodum, salsa'nın Kolombiya'dan parlak sesi Yuri Buenaventura ve İngiltere'den acid-jazz efsanesi Soul II Soul Sound System ile ilk gece daha yumuşak ve keyifli bir ortam hedefliyor. 14 Haziran One Beat gecesi ise daha çok yeni nesil elektronik ve dans müziği dinleyicilerine ve sıkı kulüp kültürü takipçilerine hitab ediyor. Gece festivalin yıldızı Moby'nin yanı sıra house-techno'nun parlak ikilisi İngiltere'den Futureshock ile funky elektronika'nın kuzeyli sesi İzlanda'dan Gus Gus'ı konuk edecek. 13 ve 14 Haziran olmak üzere iki güne yayılacak festivalde, kapılar saat 19:00'de açılacak ve gün doğarken kapanacak. Bu senenin açık havada gerçekleştirilen ilk müzik şenliği olma özelliğini taşıyan Efes Pilsen One Love Festival herkesi 20 saat boyunca yaz, hayat ve müzik kültürünü doğa ile iç içe kutlamaya davet ediyor. İki ayrı gece için farklı fiyatı olan biletler 13 Haziran Cuma akşamı için 25 milyon, 14 Haziran Cumartesi gecesi için ise 35 milyon olarak belirlenmiştir. Biletler, 10 Mayıs saat 11:00' de tüm Biletix gişelerinden, Biletix Çağrı Merkezi'nden (0216 454 1555), www.biletix.com internet sitesinden ve Babylon Ana Gişe' den satılmaya başlanmıştır. Biletix kanallarından satılan biletlere Hizmet Bedeli uygulanır. 13 HAZİRAN - 'ONE WORLD' Olodum Sıcacık Afrika ve Brezilya ritimleri, samba-reggae ve gümbürdeyen davullar... Has Brezilya müziği meraklıları Olodum'un yeri yerinden oynatan vurmalılarını işitmiş, kırmızı, yeşil, siyah ve altın renklerine boyanmış el yapımı davulları ile mutlaka karşılaşmıştır. Güney Amerika'nın en 'Afrikalı' bölge olma özelliğine sahip, Brezilya'nın kuzeyindeki Salvador de Bahia'lı Olodum aslında bir 'kültürel aktivist grup' olarak 1979 yılında kuruldu. Afrika kültürünün halk için taşıdığı önemi vurgulamak amacıyla bir araya gelen topluluk, bir yandan ırk ayrımı ve zencilere uygulanan sosyo-ekonomik eşitsizliğe karşı savaşırken, diğer yandan Afrika'dan kalan kültürel mirası tiyatro, dans, plastik sanatlar ve müzik kanalıyla tanıtmak ve yaygınlaştırmak için festivaller düzenledi. Adı, Yoruba dilinde 'Tanrıların Tanrısı' anlamına gelen Olodum'u, Bahia'nın en görkemli karnavalı 'bloco Africo'ya katıldığı ilk sene 800 kişi seyretti. Bu rakam, bir sonraki sene 2 bine ulaştı. Baş davulcu mestre Neguinho do Samba topluluğa özgün sound'unu kazandırdı: Afrika ve Karayip ritimleri Brezilya kökenli samba ile reggae'de harmanlandı. Ritimlerin sonradan eklendiği bu yeni tarza 'dubbed samba reggae' dendi. Olodum, Bahia karnavallarından Arjantin, Şili, Japonya ve Avrupa'ya uzandı. Önemli müzisyenlerin dikkatini çeken bu 20 kişilik topluluk Wayne Shorter ve Herbie Hancock'un yanı sıra Paul Simon ve Michael Jackson ile birlikte çalıştı. Simon'a 1988 yılı albümü 'The Rythm of the Saints'de eşilk eden Olodum üç yıl sonra sanatçıyla New York Central Park'ta 750 bin kişinin önünde sahne aldı. Michael Jackson'un 'They don't care about us' şarkısının videosuna vurmalı çalgılarıyla eşlik eden grup 'O Movimento' adlı albümleri ile altın, 'Children of the Sun' ile ise platinium plak kazandı. 1994 yılında Brezilya Dünya kupasında 4. kez şampiyon olurken, Olodum kapanış töreninde tüm televizyonlardan dünyaya seslendi. www.uol.com.br/olodum Yuri Buenaventura Pasifik kıyısının en büyük liman kenti olma ünvanına sahip Buenaventura'da dünyaya gelen sanatçı Afrika kökenli babasından kalan müzik tutkusunu Paris metrosunda çalarak somutlaştırdı. Kendini 90'lı yıllarda Paris'i saran latin fırtınasının içine atan Kolombiyalı sanatçı ünlü salsa orkestraları Azuquita et Mambomania'da vokalistlik yaptıktan sonra ideali Kolombiya'da ilk solo albümünü gerçekleştirmek üzere memleketine geri döndü. Çaresizlik ve parasızlıktan dolayı taksi şöförü olmaya karar vermişken Jacques Brel'in unutulmaz parçası 'Ne Me Quitte Pas'nın alışılmamış bir versiyonunu dinledi. Bu tesadüfün hemen ardından aynı şarkının salsa versiyonunu yapmaya karar verdi. Avrupa'da oldukça yavaş popülerlik kazanan latin müziğinin yaygınlaşma temposu bu şarkı sayesinde hızlandı. Buenaventura, Fransa'da altın plak kazanan ilk salsa şarkıcısı olma ünvanına sahip olurken, parçanın dahil olduğu Herencia Africana adlı albüm Avrupa'da büyük yankı uyandırır. 4 yıl sonra ise Yo Soy albümünde yorumladığı bir Elton John klasiği Your Song'dan sonra Buenaventura Roberta Roena, Cheo Feliciano ve Jerry Rivas gibi dünyanın en önemli salsa şarkıcılarıyla bir araya gelir. Dünyaya Afrika kökenli salsayı sevdiren, kendi halkına da batı müzikleriyle tanıştıran sanatçı salsa'nın genç ama başarılı seslerinden biri olan Buenaventura özellikle tango, karayib ritimleri ve Arjantin'e özgün davulların birleştiği 'Mi Amerika' şarkısı ile kendini herkese sevdirdi. Soul II Soul Soundsystem 80 ve 90'lı yıllar müzik camiyasındaki en sarsıcı başarı öykülerinden birine tanık oldu. DJ ve prodüktör Jazzie B. o günlerde bir araya getirdiği 'Soul II Soul' adlı topluluğu ile reggae'yi 70'lerin funk ve dans ritimleriyle harmanladı ve ona yepyeni bir ruh armağan etti. İnsanlığa, 'Sevgi dolu bir ırk için, gülen bir yüz ve gümbür gümbür patlayan bir bas' mesajı gönderirken, Soul II Soul büyük DJ isimleriyle anılmak yerine etrafa yaydığı pozitif dalgalarla özdeşleştirilen ve Londra'nın 'groove' konseptini yeniden tanımlayan bir kurum haline geldi. 'İki ruhun (Jazzie B. ve ortağı Daddae'nin ruhları) birlikte hareket etmeleri' anlamına gelen Soul II Soul'un beyni Jazzie B. grubu kısa zamanda zirveye taşıdı. 1989 yılında çıkardıkları hit single'ları 'Back to Life' ve 'Club Classics Vol. 1' adlı albümleriyle listelerde bir numarayı haftalarca başkasına kaptırmayan topluluk, 1990 yılında iki Grammy ödülü kazandı. Amerika'yı öylesine fethettiki, ülkede bir 'Soul II Soul' günü belirlenirken grup yedi Amerikan kentinin kapısını açan anahtarın da sahibi oldu. 40 ayrı ülkede 7 milyondan fazla albüm satan Soul II Soul 20 farklı ülkede konser verdi. DJ'liğin yanısıra usta bir prodüktör de olan Jazzie B., Incognito, James Brown, Fine Young Cannibals, Isaac Hayes ve Pubic Enemy gibi funk, hip-hop ve acid-jazz'in başarılı isimlerinin çalışmalarının yapımcılığını üstlendi ve neredeyse 35 milyon albümde adı geçiyor. Jazzie B.nin kurduğu 'Soul II Soul Recordings' adlı plak şirketi bağımsız olmasına rağmen İngiltere'nin en önemlileri arasında yer alıyor. Tüm dünyada barış adına şarkıların yazıldığı şu günlerde, bir önceki neslin kalbine efsane olarak yazılmış Soul II Soul Soundsystem ile dans ve soul'un en güçlü, eğlenceli ve barışçıl karışımını sunacak. www.soul2soul.co.uk Amon Tobin Brezilyalı müzisyen Amon Tobin elektronik müziğin ufku en geniş ve en kaliteli müzisyenlerini çatısı altında toplayan İngiliz plak şirketi Ninja Tunes'ün göz bebeği. Brezilyalı köklerinden olsa gerek ritim güdüleri fazlasıyla gelişmiş olan sanatçı, caza ve genel anlamda her türlü sese olan tutkusunu müziğinde mükemmel şekilde harmanlayabilen Tobin çağdaş elektronika sanatçılarının en özgün isimlerinden biri. İlk albümü 'Adventures In Foam'dan sonra 1997 yılında çıkarttığı Ninja Tunes etiketli ilk albümü 'Bricolage' bir drum'n'bass klasiği olurken, uluslararası çapta üne kavuşan albüme 'Lionel Hampton, Art Blakey ve Charles Mingus hep birlikte bir kompresör odasında' yakıştırması yapıldı. Daha karanlık ama yine ritim duygusunun doruğa ulaştığı "Permutation" ile sanatçı, Ennio Morricone ve David Byrne gibi biribirinden oldukça farklı ancak kendi alanlarında çok başarılı isimlerle aynı kefeye kondu. Coachella ve Montreal Caz Festivali ile New York'taki Knitting Factory'de sahne alan Tobin'in 'Permutation'ı 1998 yılında, Bjork, Air ve Massive Attack gibi devleri sollayarak Kuzey Amerika'nın en çok satan albümlerinin arasındaydı. Rakiplerine ve alışılmışlara meydan okuyan son çalışması "Supermodified" ise bası kuvvetli sound'larla öne çıkıyor. Tuba'dan motosiklete, doğal hayvan ve insan sesine kadar her türlü bası yüksek sesleri içinde barındıran albümde sanatçı diğer çalışmalarının tersine cazdan uzak kalmayı tercih etmiş. Sapkın yaratıcılığın estetize edildiği albüm dinlendiğinde insanda tuhaf ama güzel sürprizlerle dolu bir tat bırakıyor. Türkiye'de ikinci kez sahne alacak olan Amon Tobin festivalin hoş sürprizi. www.amontobin.com 14 HAZİRAN : 'ONE BEAT' Futureshock Live Phil Dockerty ve Alex Tepper'dan oluşan Futureshock ikilisi Moby, Chemical Brothers, New Order ve Underworld gibi gruplara yaptıkları remikslerle adını duyurduktan sonra kendi single'ları için 'Fuju' adlı bir stüdyo kurdu. İlk single'ları 'Sparc'ın Dave Seaman, Steve Lawler ve Nick Warren gibi baba DJ'lerin saldırısına uğramasının hemen ardından ikili prodüktör ve DJ'liği arka plana itip, canlı dans müziği icra etmeye başladı. Çıkardıkları ilk albüm 'Phantom Theory' ile özellikle Avrupa'da yankı uyandıran Futureshock 2000 yazından beri İngiltere'nin efsanevi açık hava konserlerinin en gözde performansçıları arasına girdi. Todd Terry, Kraftwerk, Yello, Depeche Mode gibi farklı müzik ikonlarından etkilenen ikilinin house, techno ve progressive house tınılı canlı performansı geçtiğimiz yıl Underworld'ün alt grubu olarak dünyaya tanıttı. Gus Gus İzlanda denince kulağa ilk gelen Bjork vokalli elektronik ninniler ve hüzünlü Kuzey ezgileridir. maksat eğlence olsun diye 1995 yılında kurulan Gus Gus ise tüm bu yerleşmiş fikirleri çürüten ilk İzlandalı popüler topluluk. Reykavikli genç yönetmenler Siggi Kjarttanson ve Stefan Arni'nin bir çok DJ, müzisyen, sinemacı, organizatör ve görsel tasarımcının rol aldığı kısa bir film projesi sırasında kurdukları Gus Gus 11 günde 'Polydistortion' albümünü yaratır. Özellikle de İngiltere'de büyük ilgi uyandıran albümü bir dünya turnesi izler. Kendi icatları olan kısa filmlerle donattıkları ilginç sahne performansları ile asıl ilgiyi toplayan Gus Gus 1999 yılında çıkarttıkları 'This is Normal' ile turnayı gözünden vurur. Trip-hop ritimlerinin punk-rock'vari, donuk vokallerle sarıldığı, elektronik donanımlı bu özgün tarz elektronika ve dans camiasında sivrildi ve yola amatör bir amaçla koyulan Gus Gus'ın müzikteki ciddiyet ve yaratıcılığını kanıtladı. Noir Desir, Depeche Mode gibi gruplara yaptıkları remikslerle işi ilerleten grubun son albümü 'Attention' ise kulüplerin yeni göz bebeği. DJ'likleriyle de öne çıkan Biggi Veira,Buckmaster, Earth ve President Bongo'dan oluşan Gus Gus festivalde canlı performans ile karşımıza çıkacak. www.gusgus.com Moby Modern müziğin "olgun" yıldızı Moby son zamanların en barışçıl, özgürlükçü ve hoşgörülü müziğini icra eden, müzikal anlamda iç bütünlüğü yakalamış, yelpazesi geniş çalışmalarında denediği tüm türlerdeki başarı ve yaratıcılağını kanıtlamış bir müzisyen. Milyonların ulaşabildiği dahi bir müzik adamı Moby aynı zamanda her yaş ve kesimin sevdiği popüler bir kültür ikonu. 11 Eylül 1965'de New York'un Harlem mahallesinde dünyaya gelen Richard Melville Hall 13 yaşında gitar derslerine başladı. 1979'da ilk grubunu kurdu. 1980'de ise Sex Pistols ve Clash coverları yapan punk-rock topluluğu ile 'Vatican Commandoes' ile 1983'de ilk ticari single'ı 'Hit Squad for God' çıkardı. İlk kayıt aletini aynı yıl satın alan Moby, kendi bestelerini ev stüdyosunda kaydetmeye başladı. 4 sene boyunca lokal barlarda sarhoşalara DJ'lik yapan sanatçının ilk parçalarını piyasaya sürme girişimleri sonuçsuz kaldıysa da bağımsız bir plak şirketi olan Instinct Records ona kucak açan ilk şirket oldu. New York'un, Mars, Palladium ve MK gibi artık yaşamayan kulüplerinde DJ'lik yapan sanatçı ilk önemli konserini 1990 yazında verdi. Aynı sene çıkan 'Mobility' single'ı 1 milyon adet sattı ve Rolling Stone dergisi tarafından yılın şarkısı ilan edilse de istenilen yankıyı uyandırmadı. Daha sonra çıkardığı 'Go' adlı şarkı o sıralar yükselen Rave kültürünün marşı haline geldi. 'The Shamen' ile ilk Avrupa turnesine çıkan sanatçı aynı yıl Instinct Records'dan Mute/Elektra Records'a terfi etti. 1993'de Plastikman'in lideri Ritchie Hawn ve The Prodigy ile Amerika turnesine çıktı. Aynı sene, 'Move' adlı single'ı İngiltere müzik listelerinde 3. sıraya yükseldi . Elektronika'nın dev isimleri Aphex Twin ve Orbital ile A.B.D. tunesinden sonra Spin dergisi tarafından yılın albümü seçilen 'Everything is Wrong' u çıkardı. Red Hot Chili Peppers ile turnesinin ardından adrenalin yüklü punk-rock albümü 'Animal Rights'ı piyasaya sürdü, ancak albüm hiç tutmadı. Moby, ayrıca, dans kökenli müzisyenler hakkındaki önyargının değişmesi, dans/elektronik müziğin tüm dünyada gelişip yaygınlaşması ve müzisyenlerin sorumlulukları konularında öncü isimlerden biri olarak tanınıyor. Müziğin yanısıra, aktif bir insan ve hayvan hakları savunucusu olan Moby çevre kirliliği de dahil birçok sosyal içerikli konuda görev yapan organizasyonda da yeralıyor. 'Play' - Mayıs 1999 Kariyerinin doruk noktası olarak nitelendirilen albüm sanatçının 60 ve 70'lı yılların has soul ve R&B türlerine duyduğu aşkın çalışması. Sanatçı, 'Play'de blues sample'larını yumuşak bir elektronik alt yapıyla birleştiriyor. Her yaştan ve ülkeden milyonlarca hayranı olan Moby, 1999'da yayınladığı ve bugün hala gündemde olan Play albümü ile turnayı gözünden vurdu! Satışları 10 milyonu geçen ve pekçok ödül alan albümden 'Honey', 'Run On', 'Bodyrock', 'Why Does My Heart Feel So Bad', 'Natural Blues', 'Porcelain' single olarak yayınlandı. '18' - Mayıs 2002 Sinead O'Connor, Azure Ray, MC Lyte, Angie Stone gibi isimlerin konuk olduğu albüm Moby'nin New York'taki stüdyosunda kaydedildi. Moby, albümün adının '18' olmasında, albümde 18 şarkı bulunmasının yanısıra başka birtakım 'gizli' nedenlerin de bulunduğunu söylüyor. '18' albümünün ilk single'ı 'We Are All Made Of Stars' Bob Sinclair, DJ Tiesto ve Timo Maas gibi dj'ler de elden geçirdiler! Los Angeles'ta çekilen video ile ilgili olarak Moby, 'Basit olabilir ama Joseph Kahn harika bir yönetmen' şeklinde açıklama yaptı. www.moby.com
Dost Mekan
Peyote
Hadi indir !
Stuka
Duyurular
Stüdyo İmge, Açık Radyo'da...
Club Intro