Deniz DurukanOyun havası deyince insanın aklına bol göbekli, eğlenceli, fıkır fıkır ritimler geliyor. Böyle düşünmemizdeki en önemli etken de bu ritimlerin insanı cezbeden, kendine çeken, egzotik bir havası olması. Öylesine egzotik ki aynı zamanda Türk insanının geleneklerinden dolayı bastırdığı, ört bas ettiği cinselliğin de bu müzikle görsel bir şova dönüşmesine, açığa çıkmasına neden oluyor. Bu nedenledir ki, oyun havaları Türk insanının hem vücudunun, hem de ruhunun dili olmuş, her dönem bu müziğe ilgi duymalarını sağlamış.
Ama bir de işin diğer tarafında, Baba Zula'nın dediği gibi bu ritimlerin ruhani tarafını yakalamak var. Oyun havalarını salt dans etmek için değil, dans ederken insana ait her duyguyu ortaya çıkarmak, gerekirse hüznünü, gözyaşını, ya da kahkahanı ritimlere ustaca yedirmek, sanatsal tarafını da göstermek var. Çünkü Baba Zula'ya göre bu oyun havaları çoğu zaman üzerine yüklenen misyondan dolayı aşağılanmış, basite indirgenmiş. Sanırım Baba Zula'nın yaptığı biraz da bu ritimlere hak ettiği değeri kazandırabilmek, kendi müzikal serüvenimizi doğru bir şekilde insanlara anlatabilmek.
Elbette Baba Zula bütün bu ritimleri yaratırken çok ciddi ve karalar bağlamış şekilde davranmıyor. Aksine oyun havalarının içinde barındırdığı o neşe ve coşkuyu hiç bozmadan işliyor, kendi anlamalarını, ruhlarını da katarak, yeni öyküler, sevinçler yaratıyor. Hatta muzip bir tavır, ironik bir yaklaşım da sergiliyor. İşin özü Baba Zula'nın zaten hemen hemen her albümünde olan o ironik tavır, konuk müzisyen olarak bulunan Hüsnü Şenlendirici'nin klarnetiyle daha da neşeleniyor, kendi kökleri ve kültürünün bakışındaki coşkuyla bütünleşiyor. Bu ironi, salt müziğe değil, şarkıların sözlerine de yansıyor. Özellikle 'Kısaltmalar' adlı şarkı hayli ilginç. Gündelik hayatımızın içinde çokça karşılaştığımız, farkında olmadan kanıksadığımız, hatta kabullendiğimiz kodlamalara karşı bir tepki bu kısaltmalar. Örneğin LSD, ÖSS, USA, ATM, KDV, CNN, ATV... gibi bir kelimelerin hayatımızı nasıl istila edip, bizi ele geçirdiğini ve tepkisizliğimizi Brenna Mac Crimmon'un ilginç vokaliyle anlatıyorlar.
Ruhani Oyun Havaları'nın bir diğer özelliği de Baba Zula'nın ilk defa bir tiyatro oyunu veya sinema filmi için besteledikleri müzikler olmaksızın, tamamen serbest çalışmalar içeren bir albüme imza atmış olmaları. Bununla da bitmiyor, Babazula ilk kez bu denli vokal ağırlıklı ve melodik yapısı ağır basan bir çalışmayla karşımıza çıkıyor. Albümde oyun havaları dışında, gazel, taksim gibi, geleneksel motifleri dub, groove gibi kavramlarla birleştirip kendi deyişleriyle 'oriental dub' adlı yeni bir türün temellerini atıyorlar. Dünyaca ünlü Mad Professor de bu albümün mastering ve miksajını yapan önemli isimlerden biri.
Uzun lafın kısası hayatınızdaki kısaltmaları, kodlamaları, ekşimiş, bozulmuş her şeyi bir kenara koyup, takın cd çalarınıza oyun havalarını, hem de ruhani tarafından, bakın nasıl da güzelleşiyorsunuz.