Kategoriler
Kullanıcı adı:

Parola:


Annie Lennox : Bare
Murat Beşer

Bir erkeğin Annie Lennox'un son albümü 'Bare'i eline aldığında ve üzerindeki resmi gördüğünde heyecanlanmaması olanaksız; çünkü Lennox çıplak. Albümün adı ve resmi ilk bakışta kışkırtıcı, ama biraz dikkat ettiğinizde ve albümü dinlemeye başladığınızda ilk intibadan iz kalmıyor; onun yerini derin bir hüzün duygusu kaplıyor.

Öncelikle Lennox'un pozu seksi değil; makyajsız ve üzgün bakışlı. Bir çeşit kumlu karışım, bütün çıplaklığını örtmüş, saflık, kırılganlık ve gerçeklik ön plana geçmiş. Bugün 48 yaşında olan şarkıcının, son birkaç yılında yaşamına hakim olan duygular yani. 20 yıl öncesinin efsane grubu Eurythmics'in solisti, gizemli güzel Annie Lennox, ilk solo albümü 'Diva'dan tam 13 yıl sonra (arada bir de 'Medusa' albümü var), sancı dolu bir çalışma gerçekleştiriyor. Albümün tamamında, Lennox'un eski kocası Uri Fruchtmann'dan ayrılışının derin izleri var.

Lennox gibi birinin, kendisini bu kadar acılarına kaptırması ve bunları da dinleyicileri böylesine acıklı bir havada paylaşması, son derece şaşırtıcı ve bir o kadar da üzücü. Albümde yaşamın acıları ile başa çıkabilmek için özgüç mücadelesi veren ve kendi kendine terapi uygulayan bir Lennox ile karşı karşıyayız. Lennox, şaşılası derecede doğrudan ve samimi sözler yazmış; kendi içine yaptığı yolculuğu, dinleyicileri ile mahremiyet hissini kapı dışarı ederek paylaşmış. Esas konu ise, şu hepimizin iyi bildiği aşk acısı. Kitapçı vitritlerinde boy boy sergilenen, best seller olan duygu pazarlamacılarını kitaplarına taş çıkartacak kadar 'derin' mevzular var bu şarkılarda. Lennox, pek muhafazakar biri olmamakla birlikte, yerleşik pop değerlerinin sembolü olarak övülen bir sanatçı. Gerek Eurythmics'le ve gerekse tek başına söylediği şarkılarla, pop kültüründe gerçek bir yıldız oldu.

Çok özel olanı genel bir ifadeye çevirerek dinleyicilere ileten Annie, bir iletişim uzmanı. Şaşırtıcı şekilde direk ve korkusuz olan 'Bare'in piyasaya çıkmasıyla sanatçı, bu özelliğini her zamankinden daha açık sergiliyor. 1992'deki kendi yazdığı 'Diva'dan sonra kendisinin yazdığı ilk koleksiyonu olan 11 parçalık solo çalışma onun şarkıcı ve şarkı yazarı olarak yeni bir olgunluk seviyesine ulaştığının göstergesi.

Sesi hiç şüphesiz rengi, perdesi ve gücü bakımından daha da heyecan verici. Peki ya şarkıları? Açılışta yer alan '1000 Beautiful Things', yaşamın tüm olumsuzluklara rağmen güzel olduğunu, karanlık yerine aydınlık yanlarının görülmesi gerektiğini anlatan optimist bir şarkı. Takiben 'Pavement Cracks', yine mutluluk ve mutlu olma sanatı üzerine; konunun merkezinde bu kez çocuklar var. Derken sıradaki Van Morrison'ı anımsatan şarkı nihayet acılar üzerine; 'The Hurting Time', kaybeden, kabullenen ve yas tutanlar için ideal. Burada synthesizer ile gerçekleştirilmiş sentetik bir saksofon solosu var. 'Wonderful' vasat bir parça, çünkü burada olağan kadın-erkek ilişkileri sıradan popçular gibi işleniyor. 'Bitter Pill', intikam ve ihtiras dolu.

Tıpkı adı gibi ve albümdeki genel havayı iyi yansıtan iki şarkı var; biri 'Loneliness' adından da anlaşılacağı üzere yalnızlar için. Diğeri ise, dokunaklı şarkı 'The Saddest Song. 'Erased'de küçük yaşta kaybettiği akrabalarından birinin acısını anlatan Lennox, iletişim sorunlarına dikkat çeken 'Twisted'ın ardından, kapanışta albümün en durgun ve soğuk parçası olan 'Oh God'ı söylüyor. İş arkadaşı Stephen Lipson'ın prodüktörlüğünü yaptığı 'Bare', nadir rastlanan bir ifade özgünlüğü sunarken bizi, aşk meseleleri yüzünden kırılmış olan herkesin rahatlıkla anlayacağı umutsuzluk dolu bir yere sürüklüyor; Lennox, son dört yıl ruhsal acılar içinde pek çok şey yazdı; çoğu tamamen kişiseldi, ama hayali olduğu gibi metaforik, gerçeklere dayalı ve pek çok duruma uygulanabilir şarkılardı bunlar. Şarkıların sıkıntılı içeriklerine karşın, bu şarkılar Lennox için kurtarıcı ve iyileştirici şeylerdi. 'Bare', şimdiye kadarki en iyi Lennox albümü.
Dost Mekan
Salon İKSV
Hadi indir !
NITRO - We Are Nitro
Duyurular
Stüdyo İmge, Açık Radyo'da...
Sosyal Ağ