Murat Be?er2003 yılı 'Best of' albümler konusundan bir rekora gidiyor. Her büyük rock grubu 'Best of' albümü çıkarıyor; bırakın büyükleri, geride sadece iki albüm bırakan dünkü çocukların bile bazen mağaza vitrinlerinde 'Best of' albümlerini görünce ağzımız açık kalıyor. Kaldı ki, üstelik bu söz konusu grup, geçtiğimiz yıl çok genç yaşta ölen
Joe Ramone'nin daha henüz mezarı soğumadan, onunki kadar zengin içerikli ve yetenekli şarkı sözlerine sahip bir grupsa şaşırmamak gerekir. Gerçi sözünü ettiğimiz grup
U2 gibi 'Best of'lar konusunda geçmişi kalabalık bir grup, ama yine de inkar etmemek gerekir ki, solisti Bono'nun sesi insanın ruhuna dokunuyor, kitsch Pop-Appeal ve derin karizma arasındaki hareket dengesinin üstesinden geliyor. Her dinleyişte yeni birşeyler sunuyormuş hissi veriyor.
U2 şimdi herhangi bir zamandakinden çok daha ilgiye mazhar.
U2, 90'lı yıllarda en iyi albümlerinden iki tanesini hatta belki de en iyi iki albümünü çıkarmıştı; bunlar 1991 tarihli 'Achtung Baby' ile bundan iki yıl sonra çıkan 'Zooropa' idi. Hatta bir de diskografilerindeki en iyi albüm olan 'Joshua Tree'yi buna dahil edecek olursak,
U2 gibi bir grubun 'Best of' çıkarmak için neden pek çok nedeni olduğunu, yani en azından neden malzeme sıkıntısı çekmediklerini anlamamız kolaylaşır. Grubun İkinci 'Best Of' çalışması, 'The Best of 1990-2000' adını taşıyor ve
U2'nun dört albümünden parçalar içeriyor; artı burada dört yeni Remix ve iki yepyeni parça da var. Bunlardan ilki William Orbit'in remikslediği 'Electronical Storm', diğeri ise 'The Hands That Built America'. 90'lı yıllarda birçok kişi, 'Sunday Bloody Sunday'i çalan bir dörtlü iken
U2'nun elektronik deneylerinin tadına vardı. Bu durum önce bazılarını korkuttu; grubun ne idüğü belirsiz bir maceraya atılacağını düşündü. Fakat kısa bir Süre içinde Bono, aniden cool bir vaizciye dönüştü ve gruptan melankolik-politik şarkılar bekleyen hayranlarını sevindirdi. Yoksa 'Mysterious Ways' gibi parçalar ya da 'The Fly' (anlaşılmaz bir şey, ama Retrospektif albümde yok) single'ındaki biçimi bozuk gitar lick'leri başka türlü nasıl kategorize edilebilir? Bir yandan 1997 tarihli 'Pop' albümünün diskoları yakan parçası 'Discotheque' ve ondan önce de Batman'in film müziğindeki 'Hold Me, Thrill Me, Kiss Me, Kill Me', 'kim daha cool olacak?' adlı boks mücadelesinden kimin galip ayrıldığını gösterirken, 'All That You Can Leave Behind' eski sakin kıyılara yakın seyrederek elektronik elemanlara gem vuruyor. 'A Beatiful Day' ve 'Stuck In A Moment You Can't Get Out Of'de bu tavrı açıkça destekliyor. 'One' ve 'Miss Sarajevo' gibi olağanüstü ballad'lar da, 'Best Of' konseptinde 'bütün zamanların' pop parçaları olduklarını kanıtlıyorlar. Eğer bugün
U2 var olmasaydı, biri onu mutlaka yaratırdı. Ve bu büyük bir ihtimalle de bir İrlandalı ekip olurdu. Punk'ın ilk zamanlarında, bu akımdan yaşayan bu yeni asilerin çıkacağını iddia etmek, oldukça alayla karşılanacak bir şey olurdu. Komedi bir yana, elbette punk müziği
Stranglers,
The Jam,
Magazine,
Sex Pistols ve
The Cure gibi inkar edilemez isimleri gitar dünyasına kazandırmış olsa da,
U2 popülizm konusunda hepsini gölgede bıraktı.
U2'nun kazandığı bu tartışmalı başarı, Bono suratında haklı bir gülümseme ile dolaşmasını doğal kılıyor. Benim diyen babayiğidi yıkan 'Best of'lar bile,
U2'yu içine girdiği kişiliksiz ve saf politik pozisyonlar kadar bozamıyor. Yalnız bunun bir nedeninin içindeki şarkılardan beş tanesinin yeni edit olduğu söylenmeli.