Can AtacanRobert Fripp ve Greg Lake'in 1969'da kurduğu King Crimson, müzik tarihinin en önemli progressive rock gruplarından biri olacaktı. Önceleri, evinde çalışan ve haftada 25 Pound karşılığı, arada sırada barlarda çalan Fripp, bir Süre sonra, 21 yaşında, bir grupla profesyonel olarak çalışma gerektiğini hissetti. Böylece, bazı küçük topluluklarla birkaç albüm çalışması yaptı. Ardından basçı Greg Lake ile kendi grubunu kurdu.
Bu grup, karmaşık yapıları, günün moda kalıplarına tercih ederek, klasik ve senfonik unsurları rock kalıpları içinde birleştirerek, kendi tarzını oluşturdu. Yaptığı çalışmalarda aşırı uçları müziğinde barındıran grup, müzik tarihindeki yerini alarak dağıldı.
Aradan geçen 10 yıldan sonra, Robert Fripp ve çetesi, güçlerini tekrar birleştirdiler. Çünkü Fripp'e göre tekrar toplanma zamanı gelmişti. Yaptığı müzikten anlamıştı bunu ve (!) 'Ortaya çıkan müzik sadece King Crimson'ın çalabileceği gibi ise, toplanma zamanı gelmiş demektir' diye açıklama getiriyor ünlü gitarist.
King Crimson'ın çalması gereken müzik ise, gitaristler Fripp ve Adian Belew'den geldi bu kez. Grubun dağılmasından sonra, ayrı yönlerde çalışmalar yapmaya başlayan iki gitaristten Fripp, birçok sanatçı ile albümlerde çaldı ve 1985'te kurduğu 'Guitar Craft' adını verdiği bir gitar eğitim sistemini (seyyar okul) yürütme için çalışmalar yaptı. Adrian Belew ise solo çalışmalarda yoğunlaştı. İki müzisyenin ayrı yönlerdeki yolları, Belew'in, Fripp'ı çaya davet etmesi ile kesişti ve ayrı yerlerde ama aynı çizgide çalışmalar yaptıklarını gördüler. Ortada, yaratılmak için bekleyen ortak müzikleri vardı.
Bu kesişme noktası, tam 10 yıl aradan sonra King Crimson'ın tekrar faaliyete geçmesini sağladı. Grubun son kadrosunda yer alan Belew ve basçı Tony Levin'in yanında, davulcu Jerry Marotta, Stick (Gitar bas karışımı bir çalgı) çalan Trey Gunn ve Robert Fripp şeklinde grup tekrar toplandı.
Crimson efsanesi, 1969'da kurulduktan sonra, 1973-75 yılları arasında, Mellotron etiketi ile yayınlanan üç albümü ile gerçek doğuşunu yaşadı. 'Larks' Tongues in Aspic', 'Red' ve 'Starless and Bible Black' adlı bu albümler, ağır zihinsel karmaşaları alevlendiren bir yapıyı içeriyordu ve grubun ana çizgisini oluşturuyordu. Daha sonra çalışmalarında, bu ana yapı korunmakla birlikte, daha zengin bir yapının içinde zemine inmişti ve ön plana çıkmamıştı.
Grubun en tanınmış çalışmalarından 'In The Court Of The Crimson King' adlı parçada, bir rock senfonisinin içinde insan duygularının tüm karmaşası ve yoğunluğu canlanıyordu.
Ardından grup, '80 sonrası gitarist Adrian Belew'in de katılımı ile 4 albüm yaptı. Tüm bu çalışmalarda, hep usta müzisyenlerle geçici olarak çalışılmasına rağmen, yapısını korudu. Yani hep uçlarda gezindi. '80 sonrası çalışmalarından biri olan 'Discipline'de karamsar bir yapı söz konusudur. Şaşkın, ürkek, panik içindeki bir insanın öfkesi yansır seslerde.
Grubun kurucu üyesi Firpp'in kökenleri progressive dayalı müzikal eğitiminin sonucu, klasik ve senfonik unsurların, rock kalıpları içinde nasıl birleştirildiğini, işlendiğini ise, grubun ilk üç çalışmasından biri olan 'Red'de görmek, hatta bir eğitim çalışması gibi izlemek mümkündür.
Daima aşırı uçlarda gezinen grup, bunun en aşırı örneklerinden birini '70'lerde verdi. İntikam duygusu ile çaldıkları 8 saatlik konser bantlarından toplanmış olan 'The Great Deceiver' adlı plak yıllardır tekrar tekrar yayınlanan bir çalışma. Açılışında, Rhode Island Providence'da 1974'te kaydedilmiş olan, inatla ve inatla; hayali ve dışavurumcu baladlarını, yüksek tansiyonlu bir çılgınlığa dönüştürerek, yaklaşık üç kez ardarda hiçbir kuralı tanımadan doğaçlama uçarak çalmaları yer almaktaydı. Bu açıdan, Miles Davis ve Art Ensemble of Chicago gibi ciz gruplarının en aşırı uçları ile isim yanmış progressive rock gruplarından Yes, Genesis (Peter Gabriel'li kadrosu) ve Gentle Giant gibilerinin en ağır yönlerinin birleştiği bir kavşak gibiydi King Crimson.
Bunu şöyle açıklıyor Fripp: 'Müzisyen içindeki duygu ile çalar ve sound'unu oluşturur'. Ve devam ediyor: 'Eğer '69'a geri dönüp, grubun o günlerde yaptıklarına bakarsak, ve o günün şartlarında dinlersek, güçlü yapının nasıl ve niçin o şekilde oluşturulup süslendiğini kolayca anlayabiliriz ve bunu normal karşılarız. Bugünün şartları ile dinlersek, grubun o andaki duyguyu aradığını, ortaya çıkan müziğin o anı yansıttığını düşünürüz. Dikkatsizce basılmış bir iki kötü nokta duyarız. Ama çalışmanın tümü için fazla bir aksaklık görmeyiz'.
Yeni gruplardan Living Colour'ı kendilerine yakın bulan Fripp, bu ve benzeri grupların, aynı kendilerinin '70'lerde yaptığı gibi, içlerindeki dürüstlüğü yansıtarak çaldıklarını düşünüyor. Henüz endüstrinin ilgisini çekmese bile hepsi plaklarını satıyorlar. Kendilerini hit üretmek için zorlamıyorlar. Sahne şovları, müziklerini geri plana itmiyor. Kendisi de önceleri ayakta çalarken bunun çalışını zorladığını düşünmüş ve oturarak çalmaya karar vermiş. Greg Lake'in tepkisi ise, 'Oturarak çalarsan, sahnede bir mantar gibi gözükürsün' şeklinde olmuş. Ama, Fripp, şovmen olmadığını, işinin gitar çalmak olduğunu söyleyerek, nasıl isterse öyle çalacağında ısrar etmesi ile oturarak çalan ilk rock gitaristi konumuna gelmiş. Yani 'önce müzik' diyor Fripp.
King Crimson'ın yeni toplanan kadrosu, şu anda oldukça meşgul. Çünkü, ellerini çabuk tutarak, Ağustos'ta çıkacak bir giriş EP'si için çalışmalarını hızlandırdılar. Ağustos'tan önce olmamasının nedeni ise davulcu Jerry Marotta'nın Peter Garbiel ile turnede olması. EP'nin ardından, yıl sonuna doğru yeni albüm çıkıyor ve '94'te konserler başlıyor. Şimdilik, Fripp, Gunn ve Marotta'nın yaptıkları temel provalardan çıkan sonuç, King Crimson'ın yeni sound'unun eskisinden daha sert ve rock'a daha yakın bir çizgide olduğunu gösteriyor.
Crimson'ın dönüş albümü, Yes, Emerson-Lake and Palmer, Ten Year, After gibi zamanın devlerindeki dönüşün sönüklüğünü yaşamasın ve tekrar çıkan bir grafik çizsin grup.