Ocak
01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Kategoriler
Kullanıcı adı:

Parola:


Stone Roses:
Barbaros Devecio?lu

Manchester dance beat'lerinin en gözde olduğu dönemde, İngiliz müzik basınında birdenbire Stone Roses ismine rastlanmaya başlandı. Stone Roses'ın debut albümü elimize geçtiğinde 'Bunlar Beatles'a benziyor abi' şeklinde yorumlar yapılmıştı. Tabii ilk bakışta bunlara hak vermemek elde değil; yürek paralayıcı derecede romantik ezgilerle başlayan şarkılar ve Ian Brown'ın softy-softy vokali, kart sesli rock şarkıcılarını duymaktan kulak kanseri olmuş dinleyiciler için bir yenilikten çok, gene o hıyar İngiliz gruplarından biri şeklinde değerlendirildi.Buna ek olarak o günlerde cereyan eden elim bir olay –ki Stone Roses'ın 'Fools Gold' ve Happy Mondays'in 'Hallelujah' isimli şarkıları Number programında televizyonda çalındı- bu yargıların üstüne tuz biber ekti. Genellikle adult contemporary top 40 hit'leri ve klasik radio hit'lerinin yer aldığı bu programda Manchester'in iki büyük ismine yer vermek bence cesaret madalyası almaya hak kazanmış girişim idi; ancak bu program ve bu iki şarkı diğer traşların yanında kaynadı gitti. 'Manchester endüstri kenti; bu yüzden efendim bu akım gayet radikaldir' türünden manasız cümlelerle sizi baymayacağım; çünkü bu tür tartışmalar, Fenerbahçe taraftarı Beşiktaş taraftarından daha daha zengin ya da daha asildir şeklinde idiotik fikriyattan farksız. '70'li yıllarda Sex Pistols Britanya adasına hükmederken, Manchester'de onların bir konserlerini izleyen bir grup genç insan kısa bir Süre sonra Joy Division'u kurdular. Yine aynı zaman zarfında ve aynı şehirde Factory Records adında bir bağımsız plak firması kuruldu.

Benim naçiz görüşüme göre bütün Manchester Mania'sının temeli burada yatıyor. Neden derseniz, Joy Division kendi döneminin gruplarından (Sex Pistols, Jam, Clash, Buzzcokks) daha farklı bir sound'a sahipti. Örneğin 'She's Lost Control' ve 'Love Will Tear Us Apart' bence 20 yıl sonra da insanlar dans ettirebilecek. Süper primitive punk ritmlerinden sonra (yanlış anlama olmasın, asla laf atmıyorum) Joy Division'ın getirdiği zenginlik ve halüsinasyon yaratan akışkanlık, Factory Recods'un ileri görüşlü yöneticileri sayesinde Manchester Mania'ya imzasını attı. Nitekim Manchester'in gelişini kanıtlayan iki önemli husus daha var; birincisi, 1990 yılında Joy Division'un solisti Ian Curtis'in intiharından sonra grup adını New Order olarak değiştirdi ve akabinde daha pop bir çizgi edinip 'strict dance' yapmaya başladı. İkinci hadise ise Smiths'in çıkışı oldu. Johnny Marr'ın pop gitarı bütün indie gruplarını tarifsizce etkileyip bütün yeni ve cesur girişimlerin önünü açtı (nitekim The Smiths de Manchester çıkışlı). 1987 yılında Smiths'in dağılmasından sonra Manchester grupları beklendiği şekilde ön plana çıktılar: James, Charlatons, Stone Roses, Happy Mondays ve Inspiral Carpets (daha bir ton grup var ama benim favorilerim bunlar). Hâlâ Stone Roses mevzusuna gelmedin diyorsunuz, arada sırada benim canım da traş yapmak istiyor. Bu yazıyı niye kaleme alıyorum? Çünkü MMY şirketi Stone Roses'ın ikinci albümü 'Turns Into Stone'u yayınladı. Bu albüm aslında yeni şarkılardan falan oluşmuyor, 45'liklerinin B yüzleri ve bazı extra track'lardan ibaret; ancak 'Elephant Stone', 'Fools Gold' ve 'One Love' gibi müthiş takdir toplayan Stone Roses şarkıları satın alacağınız kasette yer alıyor. Grup, Ian Brown (vokal), John Squire (gitar) Gary Mounfield (bass) ve Reni (davul ve back vokal)'den oluşuyor.

Stone Roses 1990 yılında İngiliz müzik dergileri tarafından yılın en iyi grubu seçilmişti. Stone Roses'u Manchester'ın diğer gruplarından ayıran önemli özellikler var; bir kere bizim sevdiğimiz türden ağır şarkılar yapıyorlar (en azından benim sevdiğim cinsten). İtiraf etmeliyim ki, insanın bir miktar içini burkuyor. Özellikle 'One Love', 'I Wanna Be Adrored' ve 'Made Of Stone'. Çok sağlam bir partide günün ilk ışıklarına kadar dans da edebilirsiniz, öte yandan odanızın karanlık bir köşesine çekilip sizi terk eden sevgilinizi düşünüp Stone Roses dinleyebilirsiniz. Ian Curtis'in ruhu adeta sizi ziyarete gelebilir.

Belki de onları bir özel radyoda dinlediniz bile. Sanıyorum bu albümden sonra aklı başında radyo istasyonlarında Stone Roses duyabileceğiz. Yeni şirketleri Geffen için hazırladıkları bir albüm de yakında Avrupa'da yayınlanacak. Fakat büyük olasılıklı bu albüm bundan öncekilere benzemeycek (gene ahkâm kestim ama beni affedin). Stone Roses'dan Happy Mondays tarzı bir sokak ağzı beklemeyin. Shaun Ryder ve arkadaşları Manchester'ın kirli çocukları, ayrıca onları dinlemek daha eğlenceli; ancak daha önce de belirttiğim gibi Stone Roses'da bir ağırlık durumu var. Bu derginin okurlarının bu açıdan Stone Roses'I terch edeceğini sanıyorum. Tabii ki hiçbir zaman baba Nick Cave gibi değil, ya da Dream Syndicate ya da Violent Femmes. Ama unutulmaması gereken bir nokta daha var; Britanya müzikal alandaki değişikliklerde daima başı çekiyor, her ne kadar Manchester akımı defterini kapamış dahi olsa, bir dönemin en iyi şarkılarını kaçıracağınızı sanmıyorum.
Dost Mekan
Peyote
Hadi indir !
East of the Sun
Duyurular
Stüdyo İmge, Açık Radyo'da...
Club Intro