Ocak
01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Kategoriler
Kullanıcı adı:

Parola:


Lenny Kravitz
Can Atacan

'Tıpkı beysbol kartları satmaya benzer'. Şarkıcı, besteci ve birçok enstrüman çalan Lenny Kravitz, 'eski' sound'un, '90'lardaki temsilcisi olarak savaşını sürdürüyor.

28 yaşında üçüncü albümünü yapan bu yarı Bahama'lı yarı Yahudi müzisyen, kimine göre gittikçe düşüyor, kimine göreyse gittikçe yükseliyor. Ona göre ise ne yükseliş ne de düşüş var. 'Zaten yükselmemiştim ki düşeyim' diyor.

Broadway'in hemen dışındaki apartman dairesinde, altı yaşındaki Rex isimli Burma pitonu ve iguanası ile birlikte yaşıyor. Dairesinin duvarlarını ise, Jimi Hendrix ve Bob Marley'in gerçek boyutlardaki posterleri süslüyor. Lenny Kravitz bir vejeteryan olmasına rağmen, pitonunu iki haftada bir, iki tane canlı tavşanla besliyor. 'Kendimi kötü hissediyorum ama doğanın kanunu bu' diyor. Evinin döşeme stili de, eskileri yansıtıyor: tıpkı plak koleksiyonu gibi. Pink Floyd'dan Parliament'e kadar uzanan ve 70'li yılara damgasını vurmuş grup müzisyenlerden oluşuyor bu koleksiyon.

Kravitz'in müziği de, duvarlarında asılı posterler ve koleksiyonu gibi eskilerin bir yansıması sanki. Vokal yapan, gitar, bass gitar, davul ve keyboard çalan Kravitz, ilk albümü 'Let Love Rule'u 1989'da, ikinci albümü 'Mama Said'i 1991'de çıkardı. Müziğinde, blues gospel, klasik müzik bir arada. İlk albümünü yaptığı sıralar, karısı ile aşk yaşayan Kravitz için her şey olumlu idi. İkincisinde, daha kişisel bir hava vardı. Kırgınlık ve sonrası yansıyordu. Üçüncü ve yeni albümü 'Are You Gonna Go My Way?'de ise, uzun Süredir içinde bulunduğu akrabalık ilişkileri üzerine yansımalar var. Arşivinde yer alan eski ama rock ve pop müziğin devlerinin etkilerine yoğun olarak rastlanıyor yeni albümünde, Başlangıçta, 'Eleutheria' olması düşünülen albümün ismi, daha sonra 'Are You Gonna Go My Way?' olarak değiştirilmiş. 'Eleuth, Bahama dilinde özgürlük anlamına geliyor. Babam Bahama'lı, oradaki adalardan birinin adı da Eleuthera. Ben bu ismi, özgür olma durumu anlamını verecek şekilde Eleutheria olarak değiştirdim' diyor Karavitz. Aynı ismi taşıyan parça ise, Kravitz'in Bob Marley tarzı reggae'nin içine ilk giriş. Diğer yandan, Hendrix'e yakın parçalar, John Lennon benzeri şarkılar da var albümde. Örneğin, 'My Love' Beatles tarzında, 'Is There Any Love' ise Led Zeppelin'in 'Celebration Day' isimli parçasının ikinci bölümü gibi.

Kravitz'in müziğinin yanı sıra, sound'u da eskiyi anımsatıyor. Her üç albümü de, gelişen teknolojinin getirdiği dijital olanaklar kullanılmadan kaydedilmiş. 'Benden dijital rezillikler duyamazsınız' diyor Kravitz ve devam ediyor: 'Ben kendimi sanatın bu tarzına adadım. 16 kanallı analog bir stüdyoda yaptık kayıtları. Yeni modern stüdyolardan nefret ediyorum. Fazlası ile mükemtümeller, tıpkı dişçi muayenehaneleri gibi. Modern kayıt stüdyolarındaki arkadaşlarımı ziyaret ettiğimde, buraları kırıp dökmek geliyor içimden'. Beraber çalıştığı gitarist Craig Ross ve başçı Tony Breit de aynı fikirdeler. 'Üçümüz doğaçlama çalmaya başlıyoruz. Bir Süre sonra ne çıkacağını az çok tahmin ediyoruz. Biraz daha zaman geçince, sonucun ne olacağını tamamen biliyoruz. Kayıtları yaptığımızda, tıpkı bir mobilyacının, yıllar öncesinin modellerinin taklidini yapıp eski havası vermek için çeşitli oyunlarla eskitmesi gibi, biz de sound'larımızı eskiye çekmek için çeşitli oyunlar yapıyoruz"'diyorlar.

İnsanlar onu eski geleneğin izinden giden 'Bay Romantik' olarak adlandırıyorlar. Ama o, kendisinin bu yakıştırmadan daha fazlasına sahip olduğunu düşünüyor. 'Melodilerim, müzisyenliğim, müziğim herkesin duyduğundan daha iyi. Üzgünüm ama sanırım züppeyim' diyor Kravitz. Dijital teknolojinin karşısında olmasını da buna bağlıyor.

Modern stüdyolara olan düşmanlığı, sound'unu eskiye çekişi ile sınırlı değil. Kullandığı aletler de modern teknolojinin sağladığı aletlerden oldukça uzak. Amfilerden mikserine, efekt pedallarından kayıt teyplerine, kadar tüm ekipmanı, eski tip 'Lambalı' aletlerden oluşuyor. Gitarlar da eski. 59 model Flying V, yine eski Strat'lar, Tele'ler Epiphone'lar. Amfilerinin dışındaki çoğu aleti markasız. Gitar teknisyeni Dan Fye'ın yaptığı şeyler. 'Onları kullanmaktan büyük zevk alıyorum. Ben tam bir 'lambalı' hastasıyım' diyor Lenny Kravitz.

Aslında Lenny Kravitz, sahne dünyasının pek dışında olmadı hiçbir zaman. Çocukluğundan beri bu çevrenin içindeydi. Babası Sy Kravitz, NBC'de prodüktördü. Annesi ise, bizim de TV'lerimizde oynamış olan 'Jeffersonlar'da Helen rolünü oynayan Roxie Roker idi. Manhattan'da büyümüştü. Ama Los Angeles'a taşınınca annesinin ısrarı ile Kaliforniya Erkekleri Korosu'na girdi. 'Annem sokaklarda sürtmediğimden emin olmak istiyordu' diyor Kravitz. Daha sonra Metropolitian Operası'nda çalıştı ve Zubin Mehta ile Mahler'in üçüncü senfonisini kaydetti. Tüm bu çalışmalar, daha sonra yapacağı solo albümlerdeki orkestrasyonların temelini oluşturdu.

Okulu bitirdikten sonra New Jersey'de analog bir stüdyosu olan ses mühendisi Henry Hirsch ile tanıştı. Dijitallik karşıtı fikirleri Kravitz'e Hirsch aşıladı. Ama bestecilikte kendine has bir yöntemi vardı. Karamsar, alçakgönüllü ve geçmişe dönük müziği ile oluşturduğu ilk albümü 'Let Love Rule'un ardından, Curtis Mayfield'ın Superfly II adlı filminde, buna tamamen zıt bir anlayışla müzik yaptı. Modonna'nın bir numara olan parçası 'Justify My Love' ve Vanessa Paradis'nin bir numara olan ilk albümünde çalıştı. Mick Jagger'ın yeni solo albümünde, Jagger ile bir düet yaptı. Aerosmith'in yeni albümü için Steven Tyler ile birlikte beste ve sözlere imza attı. Bu arada ikinci solo albümü 'Mama Said'i çıkartmıştı. Bu albüm de tipik Kravitz bestelerinden oluşuyordu.

Bu yıl çıkardığı üçüncü albümü 'Are You Gonna Go my Way?' de ise daha farklı bir yol izliyor. 'Heaven Help'teki yumuşak piyano ve vokallerin kayganlığı, 'Just Be A Woman'ın durgunluğu ve İspanyol gitar solosundaki gevşeklik, 'Sugar'daki seksilik ve 'Black Girl'deki incelik ve zarafet ile albüm tam bir ihtiras ve hırsla bezenmiş. 'Believe'deki sözlerde, Kravitz'in ana mesajı da ortaya çıkıyor: 'Eğer istiyorsan, almalısın/ Ve inanmalısın/ Kendine güvenmelisin'.

Lenny Kravitz, müziğin insanları harekete geçirebileceğine inanan bir müzisyen. 'Mesaj içerebilir ve insanlara dünyayı değiştirecek gücü verir' diyor Kravitz.

1989'da ilk solo albümünü ortaya koyduğunda, bu endüstrinin içindeki insanların ona güldüğünü ve ne yapmaya çalıştığını sorduklarını söylüyor ve ekliyor: 'Sound'um, eskilere uzanıyordu. Ama herkes yeni dijital oyuncakların dünyasında kaybolmuştu. Herkes bana gülerken bir Süre sonra taklit etmeye çalışan bir sürü insan çıktı. Böyle bir sound'u elde etmek için sadece 'Reverb'ü kapatmak yeterli sanılıyordu ama bu iş bu kadar kolay değildi. Her şey eskiydi bizim çalışmamızda. En küçük ayrıntısına kadar her şeyi hesaplamıştık. Bizim yaptığımız çalışma, kaybolmuş bir sanatın yeniden keşfedilmesiydi'…
Dost Mekan
Peyote
Hadi indir !
East of the Sun
Duyurular
Stüdyo İmge, Açık Radyo'da...
Club Intro