Ana sayfa
Kategoriler
Kullanıcı adı:

Parola:


'Aşmanın sonu yok'
Papatya T?ra??n

Mor ve Ötesi'nin yeni albümü 'Dünya Yalan Söylüyor'u dinleyen herkes grubun sound, içerik ve tasarım olarak gösterdiği gelişime şapka çıkartıyor. Bu albüm itibarıyla 10 yılı geride bırakan gruptan vokalist Harun Tekin ve davulcu Kerem Kabadayı ile konuştuk. Televizyon eleştirisi var televizyonda bile. Sizin bu albümde buna karşı yoğunlaşmanız neden? Harun: Öyle denk geldi gibi görünüyor. Aslında önceki albümler sırasında da şu anda bahsedilen durumdan çok farklı bir durum yoktu. Grubun ifadeleriyle zihniyle daha çok yoğunlaştığı bir dönem oldu bu dönem. Herhalde kendimizi bir parça daha toplumsal olanın içinde buldukça, biz de doğal olarak çeşitli yaklaşımlar içine girmiş olduk. Kerem: Aslında uzun Süredir yapmayı düşündüğümüz, ama zorlamaktansa zamanla gelişmesini beklediğimiz bir anlatım biçimiyle bu albüm ortaya çıktı. Üstünde düşündüğümüz, öfkelendiğimiz meseleleri şarkıya, onun etrafındaki tasarıma yansıtmak; ama onu ilk defa bu albümde yapmayı başardık. Bir yandan önceki albümlerin devamı da var; bir yandan da arasında ciddi bir fark da var konuların ele alınışı açısından. 'Gül Kendine'den sonra arada geçen Sürede de birkaç tane önemli olay üst üste geldi. Bunlardan en önemlisi tabii ki Amerika'nın çıldırıp dünyayı savaşa Süreklemesi oldu. Bu gidişata karşı çıkan hareketin içinde yer aldıktan sonra o dönemi çevresinde de savaş karşıtı harekete katıldıktan sonra da çok komik şeyler televizyonda yayınlandı, değişik gazetelerde değişik yazarlar enterasan yazılar yazdı. Mesela bizim Adana'da bir yerde televizyonda görüp de çok güldüğümüz bir şey vardı: İslamcı manken solcu ittifakı Cumhurbaşkanı Sezer'i kandırdı. Harun: Albümün çıkış noktalarından biri belki de. Kerem: Yani İslamcı solcu ve mankenler o konuda belki birleşti belki birleşmedi, ama bunu görüp de buna karşı cephe alan kişiler hangi cepheden neyi savunuyorlar ciddi soru işareti çıkıyor ortaya. Harun: İslamcı sol ve manken olmadıkları kesin ama. Albüm çalışmaları ne zaman başladı? Harun: Ekim ayında aşağı yukarı albümün nasıl bir şey olacağı kafalarımızda yer etmeye başlamıştı. 'Cambaz'ın, 'Yardım Et'in, 'Sevda Çiçeği'nin, 'Uyan'ın bu albümde yer aldığı gibi çalındığı zamanlar ekim ayı diyebiliriz. Ondan sonra da tüm repertuarın kendini bulması ve ön hazırlık dönemi başladı. Kıyafet konsepti ve albüm tasarımından bahsedelim biraz da. Harun: Kıyafetten çok bahsedilecek bir şey yok bence. Albüm tasarımı ve 'Dünya Yalan Söylüyor' iddialı bir söz. Bu sözün arkasında durmak lazım. Sözlerimizle, ifademizle ve tasarımımızla da arkasında duramazsak iğreti bir durum olacaktı. Dış kapakta aydınlık veya cilalı bir fotoğraf, içeride de gayet hayatın içinden derler ya, herhangi bir sıfat bulunamayınca... Biz de hayatın içinden bir bombardıman uçağı koyduk albümün kapağına. Gerçekten de bu bombardıman uçağını kimsenin görmediğinden veya atlanılan bir gerçek olduğundan değil, aksine her gün şavaşla ve şiddetle ilgili yüzlerce haber okuyor; fakat bu öyle bir yoğunluk ki çok uzakta bir yerde hidrojen bombası patladı ve binlerce kişi öldü gibi bir haberi bile bir dakika içinde atlayıp bir sonrakine geçebileceğin bir zihin evreni yaratmaya ait bir şey. Biz belki de albümün kapağına bir bombardıman uçağını iş üstünde koyarak tekrar tekrar kendimize ve herkese Süregelen bu şiddeti hatırlatmak istedik. Bu da işin gerçek ve görünen gibi de aslında kabaca ifade edilebilecek bir şey. Televizyonda en yaygın ifadesini bulan bir şeyse bu, oradan bize gösterilenle gerçekten olan şeyler çok farklı. Haber, televizyon haberciliği gibi kavramlar da bir ışık tutmak istedik kendimizce. Albümde cover'a yer vermek nereden çıktı? Kerem: Albüme aslında cover koymayı hiç düşünmüyorduk. Gitaristimiz Kerem (Özyeğen)'in 'böyle bir şarkısı var Fikret Kızılok'un, bunu çok güzel yorumlayabiliriz' dedi. Biz de Kerem'in çaldığı gitar riff'inden etkilenip hemen o anda şarkıya dahil olduk. Çok az geliştirip sadece bir iki ince ayar yaparak bu haline getirdik. Kendiliğinden çıkan rahat bir yorum oldu ve hepimizin hoşuna gitti. Bir yandan da daha önce Bülent Ortaçgil'e yaptığımız gibi Fikret Kızılok'a da saygı ve sevgi gönderme işlemi olduğunu düşünüyoruz. Mor ve Ötesi'nin ilerleyişine bakınca, düzgün ilerleyen bir grafik çarpıyor göze. Bu hep amaçladığınız, adımlarınızı atışınızda aklınızda olan olmasını istediğiniz bir görüntü müydü? Kendinizi aşmış gibi hissediyor musunuz? Harun: Aşmanın sonu yok tabii. Daha sonra başka bir albüm yaptığımızda da kendi müzisyenliğimizden daha fazla faydalanmayı öğrenmiş olacağız. Ama gerçekten belli bir çıtayı zorlayan ve aşmış bir albüm olabilir. Ama amacımız bunun altına düşmemek, hep daha yukarısına çıkmak. Yoksa bambaşka tavırla da tutacak albümler yapılabilir. Ama şu anda gittiğimiz yolda sound dediğimiz hadise aslında bir yandan da çok teknik bir şey. Bu teknik yeterliliklerin artması da grubun yararına. Kelime haznenin artması gibi bir şey. Kerem: Aslında bizim durumumuz daha çok işi yaparak öğrenmek. İlk albümü çok bilinçli ve hesaplayarak çıkarmadık. Kapak tasarımımız bizim o dönem için çok iyi kotarılmıştı. İkinci albüm ve üçüncü albüm kapaklarını da gayet severiz. Ama bu son albümün kapağı grupça üzerinde çok düşündüğümüz, değiştirip üstünden bin kere geçtiğimiz bir tasarım oldu ve bu konuda Ali Soner'le tasarımcımız Öznur Özkurt'un çok cefakar katkıları oldu. Fotoğraflarda Cemil Ağacıkoğlu çok güzel bir iş çıkartı. Bütün bu parçaların tek tek güzel olmasıyla beraber ortaya çıkan bütün de bizi çok memnun etti. Ama bu şöyle bir şey demek değil: 'Mor ve Ötesi el yordamıyla yolunu bulmaya çalışıyor. Aslında ne yaptıklarının da çok farkında değiller, oradan oraya savruluyorlar,' gibi bir durum ortada yok. Bu çok çocukça bir düşünce grupla ilgili. Tek bir parça ile bir yerlere ulaşmaya çalışmıyoruz, devamlılığı olan projeler peşindeyiz. O yüzden Mor ve Ötesi 10. yılına gelmek üzere şu anda. Daha bir 10 yıl 20 yıl daha gider gibi görünüyor. EMPROVİZEYİ KARARINDA BIRAKABİLMEK Geçen çıkardığınız single albümde de Tarkan'la (Gözübüyük) çalıştınız, bu albümde de. Nereden geldi aklınıza bu fikir? Harun: Tarkan benim aklımda bir idea idi. Daha derin bir açıklaması yok. Şebnem Ferah'ın albümünde varlığından etkilenmiştim. Çok gözüme çarpan bir figür olmuştu. Hep olumlu referanslar duymuştum yıllar içerisinde. Birgün savaş karşıtı bir konser organize ederken, bir arkadaşın ofisinde rastladım. O zaman da hiç albümden bahsedilmedi, fakat birkaç gün sonra biz Kerem (Kabadayı) ile Tünel'de yürürken Tarkan'la karşılaştık. 'Yaz Yaz'ı beraber yapalım diye bir fikir gerçeklik kazandı ve ardından da yaptık çok keyifli oldu. Bu albümde de Tarkan'la çalışmak istedik. Son bir buçuk sene grup açısından hem keyifli ve verimli hem çok zorlayıcı bir dönem oldu. Böyel bir dönemde görmüş geçirmiş, müzikten de anlayan, espri yeteneği çok yerinde olan bir abiye ihtiyacımız vardı gerçekten de. Büyüsü bozulmasın diye çok konuşmak istemiyorum. Ama ben böyle bir adamı hayatımda görmedim göreceğime de inanmıyorum. Albümde 17 dakikalık bir hidden track var. Albüme böyle bir emprovize parça koyma fikri nereden geldi? Kerem: Aslında o 17 dakikalık parçadan bir tane daha var. Mor ve Ötesi emprovize çaldığında bile kararında bırakmayı biliyor ve 17'nci dakikada kesiyor. Harun: Biz 17 dakikanın bir emprovize için doğru Süre olduğunu keşfetmiş olduk. 17 dakika yapılması gerekir. 17 dakikalık emprovize esasında film müziklerini yaptığımız zaman kaydedilmişti. Hepimiz o parçayı albüme kesinlikle koymalıyız dedik. 'Mustafa Hakkında Her Şey' adlı filmin müziklerini yaptınız. Bu durum nasıl gelişti? Kerem: Filmin yönetmeni Çağhan Irmak'la yapımcısı Timur Savcı daha önceden Mor ve Ötesi'ni bilen ve seven insanlar olarak bu filmin senaryosu ilk ortaya çıkmaya başladığı sırada bu filmin müziğini bize yaptırmayı düşünmüşler. Senaryo şekillendikten sonra bizimle bağlantı kurdular. Biz de severek soundtrack'i hazırlamaya koyulduk. Bizim için çok yeni ve de öğretici bir deney oldu. Ortaya çıkan işten de ekibin mutlu kaldığını bilmek de bizi mutlu ediyor. Harun: Bir de biz film müziği yapmaktan çok hoşlandık yine yapmak istiyoruz. Klip için hangi parçayı düşünüyorsunuz? Harun: Klip için 'Cambaz'ı seçtik. Daha önce 'Bir Derdim Var'ın 'Mustafa Hakkında Herşey'in görüntülerini kullanarak mortajlanan bir tane klibi oldu, fakat o bir hazırlık klibi gibiydi. Albümden önce çıktı. Albümün ilk videosuysa Mahir Akyol tarafından 'Cambaz'a çekildi. Daha önce 'Yaz Yaz'a klip çekmiş olan arkadaşımız. Güzel bir klip olduğunu düşünüyoruz. Albüm çalışmaları sırasında ve öncesinde dinlediğiniz albümler, parçalar nelerdi? Harun: Ana referans dünyamın, bu albüm için en azından, işitsel olandan yazılı olana kaydığını düşünüyorum. Okuduğum metinler, televizyonda gördüğüm haberler beni çok kışkırtıyor. Artık öyle bir dönem başladı. Tabii müzik dinliyorum mutlaka ama etkilendim diyebileceğim şeyler Michael Moore, Yalçın Küçük gibi muhaliflerin yazıları ve televizyonda gördüğüm yüzeysizlikler. Müzikal olarak cevap veremeyeceğim. Kerem: Ben albüm boyunca sanırım en çok Eski Manchester gruplarını dinledim: Happy Monday gibi. Bu albüm için düşündüğümüz bir şey vardı. Enerjisinin yüksek olması. Bu enerjiyi nasıl çıkartırız, diye kafa patlattık. Diğer Mor ve Ötesi albümlerinden daha farklı bir şey çıkarttığımız düşünüyoruz. Morveotesi.com? Kerem: Morveotesi.com şu anda yeniden inşa ediliyor. Dinleyicilerin katılımının olduğun interaktif bölümler morveotesi.com dışında başka bir siteye alınacak. Forum, e-mail listesi, eğer olursa chat odaları kurmayla alakalı bölgeler sitenin dışına alınacak. Bu sayede morveotesi.com biraz daha grubun tek taraflı iletişimine açık bir site olacak ve görsel, işitsel pek çok malzemeyi dinleyicilerimize ulaştırma imkanımız olacak. Harun: Sivil olanın sivilleşmesi gibi bir şey. Eklemek istediğiniz bir şey varsa, buyrun... Harun: Mayıs ayında bir turnemiz var; İstanbul, Ankara, Eskişehir, İzmir, Adana, Antalya, Konya, Trabzon, Samsun, İzmit ve Bursa'ya gideceğiz. Mayıs'ın ikinci yarısında da İstanbul'da da baya yoğun olduğumuz bir dönem olacak.
Dost Mekan
Peyote
Hadi indir !
Stuka
Duyurular
Stüdyo İmge, Açık Radyo'da...
Club Intro