Murat Beşer8 Mayıs'taki sönük açılış gecesinde Cobra Killer, uçağı kaçırdığı için line-up'tan düştü. Yoklukları da gecenin orijinalitesini azalttı. Yeni Melek sahnesinin iki yanına yerleştirilen İKSV pankartları, propaganda konuşması yapan Hitler'in sağından solundan sarkan Nazi bayraklarını andırıyordu; onun propaganda nesneleri kadar ideolojikti. Sahnedekiler pankartların megalomanisi altındaki karıncalar gibiydi. İlk olarak 23:00'de Mouse On Mars çıktı. İkili alışkanlıklarını yineleyerek Sürekli blipledi, klikledi, sesleri sanrfüjledi. Daha önceki iki gelişlerinde olduğu üzere bu canlı performansları da, iyi albümlerinin altında ezildi. Gecenin diğer setçileri için söylenmeye değer bir şey yok.
10 Mayıs: Babylon ayağındaki ilk geceye oldukça az insan rağbet etti. Bunda diğer isimlere göre Manitoba ve Schneider TM'in az tanınıyor olmasının da etkisi vardı; belki bir sonraki geceden tanınan iki isimden biri bu geceye kaydırılabilirdi. Yüzlerine Björk masallarından fırlamış ayı yavrusu ile tavşan kırması maskeler takan üç kişilik Kanadalı Manitoba'da iki kişi davul çalıyordu. İyi enstrümantalist olmamaları nedeniyle yer yer kimvurduya getirilmiş pasajlar duyuluyordu. Geçimsiz bir çocuğun hareketlerini andıran performansın en başarılı yanı, müzikle arkadaki güzel animasyonlar arasındaki kusursuz senkronizasyondu. Ardından Schneider TM için ağır bir elektronik ekipman kuruldu. Üç kişi ile gerçekleşen konserde şarkı söyleyen Dirk Dresselhaus, aynı zamanda üzerinde dijital kontrol paneli bulunan özel bir gitar çalıyordu. Düzenli sesleri düzensiz hale getiren şarkı yapıları ile, pop noise, avangard deneysel elektro ve atonal varyasyonlara kadar uzanan düzeyli bir konserdi. Ancak gösteri bittiğinde içeride sadece 20 kişi kalınca, Schneider TM hakettiği ilgiyi göremeyen isimler listesindeki yerini aldı.
11 Mayıs Babylon: Soğuk ve ifadesiz suratlı solistiyle Lali Puna, Phonem'in tirajı yüksek topluluğu sıfatına sahip oldu. Aslında Lali Puna bir kuşağın beğeni aynası olma taktiği ile kuşanmış tam bir mirasyedi; üstelikte müziklerinde yeni bir şey bulmak için mikroskoba ihtiyaç duyuran cinsten. Stereolab ve Lush tarafından türe bırakılmış klişeleri kullanan, yeni soluk vermeyen, ancak kolay müzikleri, basit oyunları ve minimalizmi ile etkileyen bir ekip. Four Tet, bir önceki gelişindeki kadar olmasa da, yine iyi bir performans sergiledi. Ne de olsa o tek kişilik bir ordu Kieran Hebden ve çok yetenekli bir software'ci. Hatta dahi bir izlenimci. Bildiğimiz parçalarına kattığı spontan oyunlarla, küçük heyecanlar yaşatmayı becerdi.
12 Mayıs Babylon: Hipnotik temalar ve ritimlerle temposuz bir konser veren (yanlarına saksofon ve klarnet çalan Hayden Chisholm'u alan) Burnt Friedman & Jaki Liebezeit ikilisi, önlerinde semazenlerin olmadığı modern dervişler gibiydiler. Yıllarca canımız gibi sevdiğimiz plaklarda dinlediğimiz Liebezeit'ta teknik aynı teknikti; loop'a sokulmuşçasına döngüsel hareketlerle, kısa cümleler halinde adeta bir kurulmuş saat gibi çalıyordu. Ancak alışılmıştan daha bas tonlar kullanıyordu. Korg kullanan Friedman ise onunla büyük bir uyum içinde minimal cümleler kuruyordu. Elektronik müziğin Woody Allen'ı Martin Gretschmann ya da Console, kendinden albüm dışı bir performans beklentine yanıt vermedi. Yanında bulunan gençliğimizin Julietta'sı Nadya Komanaçi kadar güzel solist Miri, her ne kadar sesi bazen güçlükle duyulsa da bazen de vocoder'den gelse de, varlığıyla göz doldurdu. Parçaların yeni bir şeyler katılmaksızın asıllarına sadık çalınması, albüm dışı varyasyonlar olmaması konseri özelliksiz kıldı. Kalabalığın '14 Zero Zero' histerisi, Console'un tribünlere oynadığının göstergesi oldu. Bunlar sahnelerden salonlara yansıyanlar.