Eylül
01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Kategoriler
Kullanıcı adı:

Parola:


Kronik yeniden başlıyor
Volkan Ça?layan

1983'te kurulup 1992'de 'Endless War' albümünü, 90'ların Türk Rock ortamına hediye eden; 'Lie' ve 'Death Scythe' gibi parçaları yaparak bir kuşak üstüne imza atan Kronik, 12 yıl aradan sonra 'Kavga' adlı albümü kaydetti. Kronik'in kurucu elemanı Özer Sarısakal'la albüm ve birçok şey hakkında konuştuk. Adından da anlaşılabileceği gibi 'Kavga' sert ve saldırgan bir albüm. Özer Sarısakal (gitar-vokal), Torab Majlesi (Davul-vokal-perkusyon) ve Tolga Soyhan (bas)'tan oluşan grup 'cehennemin dibindeymiş' gibi yaşayan insanların öfkesini yansıtmak için üzerine düşeni yapıyor. Önce ilk albümü dinlemiş insanların merak edebileceği bir soru sormak lazım herhalde. İkinci albüm için neden on iki yıl beklendi? On iki yıl sonra bir albüm kaydetmek pek alışageldik bir davranış biçimi değil. Belki de bir tarafıyla cesaret örneği çünkü genellikle gruplar ilk albümlerini yayınladıkları ve isimlerini duyurduklarında bir tür trademark oluyorlar. Arayı soğutmadan yapabilecekleri her şeyi yapıp sonunda da dağılıyorlar. On iki yıl gerçekten uzun bir Süre... Bu durum tamamen bizden kaynaklanıyor. İşin aslına bakarsan yeniden başlıyoruz diyebilirim. Zor olanı zaten başlamak ve grubu oturtmaktı. Devamlı bir vokal sıkıntısı vardı Kronik'in. Baktık ki bunu çözemeyeceğiz biz söyledik. Bence bu sefer oldu. Bu albümde grup temelde bir trio. Trio olmanın tüm rock n' roll tarihi içinde önemli bir yeri var. Özellikle de sizin gibi müzik yapan gruplar için. Sanırım bu sebepten thrash n' roll ve punk'a yakın sound ortaya çıkmış. Evet. Ayrıca ister istemez kendimize has bir sound ortaya çıktı. Aslında biraz da bu diyarların adamı olduğumuz için de yaşadığımız yerin etkisinin hissedilebileceğini düşünüyorum. Zaten İstanbul'un kendi sound'u var ve arka sokaklarındaki müziğin etkileri bence albümde mevcut. Albümde low-fi bir tavır var. Kayıt çok fazla performansa yöneliyor. Üzerinde fazla oynanmamış. Sesler üzerinde çok fazla 'iyileştirme' ve 'sterilizasyon' yok. Bu bilinçli bir tercih mi? Aslında bu planlanmış birşey değildi. Şartlar nasıl elverdiyse öyle oldu kayıtlar. Önce altyapıları kaydettik ve uzunca bir dönem vokal için bekledik. Tam aklımızdaki gibi olmadı ama kötü de değil. Sadece başka oldu. Türkiye'de eski rock ortamında şarkı sözlerinin İngilizce yada Turkçe olması bitmek tükenmek bilmeyen gereksiz bir tartışma konusuydu. 92'de çıkan 'Endless War' İngilizce sözlere sahipti. Bu albüm için sorulması gereken belki de en önemli soru: Neden Türkçe? Aslında bir özeleştiri yapmak gerekirse albümün İngilizce yada başka bir dilde olması hataymış. O zaman Türkçe rock olmaz gibi sözler bizim de söylediğimiz şeylerdi. Bence Türkçe olabiliyor ve gayet güzel oluyor. Herkes şarkıları anlayabilmeli ve söyleyebilmeli. Bir de İngilizce yaparak dünyaya açılmak gibi bir rüya vardı o zaman. Bunun olamayacağını kesin olarak gördüm ben. Türkiye'de müzik yapan grupların o ticaretin içine girmeleri çok zor. Yeni ve farklı bir şeyler üretebilen bir İngiliz grup çıktığında bile Amerika'da bilmem kaçıncı sıralarda yer bulabiliyor ve o grubun pıtrak gibi Amerikan versiyonları çıkıyor. Yani bu bir endüstri meselesi. Bir de dilin kültürel bir yanı var. Ama albümün Türkçe olmasının bunlarla ilgisi yok. Benim tek istediğim sokaktaki arkadaşlarımız anlayabilsin, herkes anlayabilsin ve söyleyebilsin ve ben de daha iyi hissederek söyleyebileyim. Gitar sololar hakkında ne düşünüyorsun. Çoğu parçada göze çarpıyor. Eskiden alternatif müzik formları 90'lardan sonra mainstream olunca gitar soloları da albümlerde daha az duymaya başladı insanlar. 'Kavga'da her parçada da yok aslında. Ama bizim sevdiğimiz birşey gitar solo. Bazı parça solo ister bazısı istemez. Bunu bir tavır olarak algılamamak gerek. Bir parçada gitar solo varsa vardır, yoksa yoktur. Türkiye'de müzikle muhalefet etmeye alışmış ve belli bir ideolojinin ya da örgütlenmenin içinden çıkan bir müzik üretme alışkanlığı var. Daha yumuşak sözler, daha göndermeci bir tavır… Kronik'te de sert ve protestocu sözler var ama Kronik'in geldiği yer çok başka bir yer. 80 sonrası heavy akımının içinden böyle bir müziğin çıkmasına ve dışarıdaki insanların tepkisinde eskiden bu yana değişen birşey var mı sence? Bireyin kalabalığın bir parçası olarak değil kendi adına kendi öfkesini dışa vurmasını anlayabildiğini düşünüyor musun? Onların protestliğinin dayandığı iki eksen var. Bir tanesi duygu sömürüsü. Bir tanesi de ticari kaygılar. Bu ikisi arabeskte de var. Daha doğrusu her müzik türünün içinde var. Ama gerçekten içlerinde bu müziği samimiyetle yapan, söylemek istediklerini bu yolla söyleyebilen, başına bir şeyler gelen ya da gelmeyen insanlar da var. Onlara hiç bir lafım yok. Ama onların dışındakiler hakkında konumsak gerekirse Anadolu rock gibi ticari yani ağır basan zorlama türler olduğunu düşünüyorum. Zorlama bir tarz olarak görüyorum Anadolu rock'ı. Eskiden beri hiç değişmeyen tutucu bir kafa yapısı var bazı insanların ve bu devam edip gidiyor. Ayrı yönlere gitseler de yobazlığın başka bir türevi olarak görüyorum. 'Heavy metal faşist bir müziktir' gibi bir cümleyi anlamak gerçekten zor benim için. Aslında çok da eleştirmek gereksiz. Ben kendimin ve arkadaşlarımın sözlerini söylüyorum. Yollarımız çakışırsa çakışır çakışmazsa çakışmaz. Ayrı yollarda gittiğimiz için bu konularla çok fazla ilgilenmek anlamsız. Sence müziğin internet üzerinden paylaşımı gelecekte CD'yi ortadan kaldırabilir mi? Eğer teknoloji ucuzlar ve herkes buna ulaşabilirse gelecekte CD'ler olmayabilir. Ama bence bu uzun Süre alacak. CD elle tutulur ve biriktirilebilir birsey. Headbangers senin de içinde bulunduğun bir gruptu ve belki de Türkiye'nin ilk punk grubuydu. Albümde o dönemlerden konserlerde de çokça çaldığınız bir parça da var. 'Ayak'... Kronik'in müziğiyle ilgilenmeyen ve metalden hazzetmeyen punklar bile bu grubu bir yerlerden biliyorlar ve dinlemişler... Bizim Kronik'in davulcusu Fevzi'yle gruba girmemiz '88, '89 a rastlıyor. O sıralarda İsmail ve Bülent'e bir konser için katılmıştık ve öyle başladık. Daha önce o tarz bir müzik yapan bir grup var mıydı bilmiyorum varsa da ben duymadım. Onun dışında müzik türlerine dair ayrımlar bence gereksiz. Müzik türleri ve genel tarzlar hatta davranışlar arasında öyle iç içe geçmiş şeyler var ki artık punk şöyledir, metal böyledir demek bu saatten sonra altı doldurulamayacak yargılar oluşturuyor. Biz belli bir kalıbın müziğini yapmıyoruz. Biz bir sound'un adamı değiliz. Bizim için önemli olan fikirlerimizdir. Albümde asma davul ve darbuka kullandık ve güzel de oldu. Şimdi bundan yola çıkarak bizim sound'umuz ne diye düşünmüyoruz.
Dost Mekan
Peyote
Hadi indir !
East of the Sun
Duyurular
Stüdyo İmge, Açık Radyo'da...
Club Intro