Ana sayfa
Kategoriler
Kullanıcı adı:

Parola:


One Love'dan Cale geçti
Üner Altay

Velvet Underground sonrası Nico, The Stooges ve Patti Smith gibi isimlerin prodüktörlüğünü yapan, Brian Eno ve Lou Reed ile de albümler kaydeden Cale, solo kariyerine 1970 yılında yayımlanan Vintage Violence albümü ile başladı. Zengin bir diskografiye sahip olan Cale bir saat sahnede kaldı ve akustik gitarları ve piyanosuyla 20'ye yakın şarkı çaldı. Sanatçının 35 yıla yaklaşan solo kariyerini göz önüne alırsak sıkı takipçileri şarkıların yıllara göre dağılımını nasıl buldular –ayrıca bunun bir önemi var mı?- bilemiyorum ve bu konuda ahkam kesmek bana düşmez. Konserine 30 yıllık iki şarkı 'Ship of Fools' ve 'You Know More Than I Know' ile başlayan Cale, 2003'de piyasaya çıkan 'E is Missing' ile devam ederek setinde diskografisinde sıçramalar yaparak ilerleyeceğini göstermiş oldu. Piyanosunun başına geçip son albüm 'Hobosapiens'den 'Over Her Head'den sonra geriye yine 30 yıllık bir sıçrama yaparak 'The Endless Plain of Fortune'u aradan çıkardı ve TRT orada çekim yapıyor muydu bilmiyorum ama 'Chinese Envoy' ile 'dinleyenleri 1982 yılına götürdü.' Artık İstanbul'daki konser mekanlarında alışıldığı üzere dinleyicilerin (yoksa konuşucu ve sağı solu kesici mi desek?) çoğu tabii ki bir sanat ürününü değil içki ve cinsel enerjilerini tüketmek üzere festivale yollanmışlardı ve ben de artık John Cale'in dertlerini mi yoksa yakınımdaki eğlenceli insanların yüksek(!) sanatsal terimler içeren konuşmalarını mı takip edeceğimi şaşırmaya başlamıştım. Bu kişilerin volümleri gittikçe yükseliyordu yükselmesine de Cale'in volümü sabitti sanırım. Tonmaister'lik yapan kişilerin göz önünde bulundurmaları gereken bir parametre de bu olsa gerek. Sıradan yakalayabildiğim şarkılardan birisi olan 'Darling I Need You' ile 'Sevgilim sana ihtiyacım olduğunda nerelerdeydin?' diye sitem eden Cale aynı senelerin mahsulü 'Cable Hogue'a giriş yaptı. Sonra daha yakınlara, 96 senesine gelip 'Dancing Undercover' ile 'Kendi sikletimin üstine dövüşerek belaya bulaşıyor olabilirim ama işler çok kolay gözüktüğünde yine de temkinli olmak istersin' dedi. Manson kurbanlarından Sharon Tate'in adını telaffuz ettiği 'Leaving up to You' ile çevresindeki olayları nasıl süzdüğüne dair ipuçları verdi. Cale 'Leaving it up to You'da 'Tıslama duyuyorum' (I hear hissing) der. İngilizce'de bir de 'Hiss someone off the stage' diye bir deyiş vardır ki o da 'birisini sahneden ıslıklayarak kovmak' anlamına gelir. Belki biraz acımasızca olacak ama benim gibi konsere sahnedeki sanatçıyı izlemek için giden bir salağın da güruh muhabeti koyulttukça aklına bu garip tesadüf gelir durur. Kimbilir, belki de konseri birlikte izlediğim arkadaşım haklıdır; 'Ne yapacaksın, bu işler böyle!'Fark edebildiğim kadarıyla son albümden çaldığı şarkılardan biri de insana hümanizm-skolastik fikirler ya da sınıf farklılıkları gibi farklı çatışmalar üzerine bile kafa yordurabilecek 'Things' oldu. Cale, konserin sonunu ise benim gibi şarkıcı/besteciler içinden daha çok Cohen –ya da belki Jeff Buckley- ile iştigal etmiş olanlara bir kıyak yaparak 'Hallelujah' ile getirdi. Geçtiğimiz yıl İstanbul'da bir konser veren Cinerama'nın bas gitaristi Terry De Castro'nun da üyesi olduğu Goya Dress'in albümü Room'un prodüktörlüğünü John Cale yapmıştı. Ben de Cale hakkında De Castro ile konuşamadığım için pişmanlık duyuyordum. Kısmete bakın ki Cale'in kendisini sahnede seyretmek mümkün oldu. Nankörlük olarak algılanmaz ise son olarak söylemeliyim ki Cale ile yolum daha çok gürültülü gitar gruplarına uygun olan festival alanı yerine tıpkı Will Oldham'la olduğu gibi daha mütevazı bir mekanda kesişseydi konserin üzerimdeki etkisi kat kat fazla olurdu. Üner Altay
Dost Mekan
Peyote
Hadi indir !
Stuka
Duyurular
Stüdyo İmge, Açık Radyo'da...
Club Intro