Ocak
01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Kategoriler
Kullanıcı adı:

Parola:


JOHN COLTRANE
Erdal Göksoy

Bazı hayranları dünyanın onun sayesinde ayakta durduğunu bile söylemişlerdir. 1964 A.B.D. seçimlerinde başkan adayı olarak dahi gösterilmiştir. Bazıları Hz. İsa ve Hz. Muhammed kadar önemli bir kişi olduğunu savunmaktadırlar. Joachim Berend, John Coltrane'den çevreye sevginin ilahi gücünün yayıldığını söylemiştir. Yaşarken üç ayrı yaşam öyküsü yazılmıştır. Hiçbir caz müzisyeninin böyle bir şansı olmamıştır.

Coltrane, yaşam karşısında sık sık şaşkınlığı düşen ve yaşamın zorluklarını hiçbir zaman yenemese de savaşım veren bir insandı. Normal denilen insandan farkı yalnızca iyi bir müzisyen oluşudur. Her zaman sayıldı ve sevildi. Caz üzerinde etkisi en derin olan cazcılardan birisidir. Yalnızca cazcıları etkilemekle kalmadı, 'jazz-rock' ve 'rock-jazz' gibi türlerle uğraşan müzisyenleri de peşinden sürükledi. John Coltrane Kuzey Carolina'da 1926 yılında doğdu. Kişilik olarak utangaç, çekingen ve ketumdu. Çalıştığı topluluklarda her zaman sakindi. Çalgısını öne çıkartmamaya, baskın olmamaya çalışırdı. Çevresindeki insanları inciteceğinden korkarak hep nazik davranırdı. Caz müziğinde alkole ve uyuşturucuya düşkünlüğü dışında dengeli sayılabilecek ender simalardandı. Scott Joplin gibi onda da müziğin en büyüğü olma isteği vardır. 1957'de, Coltrane'de özellikle doğu dinlerine karşı büyük bir ilgi gelişti. Kısmen de olsa, Ellington gibi, huzur içinde yaratabiliyordu. Coltrane öbür yatkınlıklarının yanı sıra Stan Getz okulunun en iyi balad çalgıcısıydı. Doğu dinlerine ilgisi doğu müzik geleneklerini incelemesine yol açtı; bunlar da sanatını etkiledi. Bulduğu dizge Avrupa dinleti müziğinde uzun Süredir bilinen 'çoğultonluluk' (polytonality) idi. Basit bir biçimde söylenirse, çoğultonluluk iki anahtarın aynı anda kullanılmasıdır. Coltrane'nin geliştirdiği bu anlayış cazda ve çevresinde kaynaşım sonucu ortaya çıkan müzik türlerinde esas armonik hareket haline gelmiştir. Kişiliği sonucu da özgür-caz akımıyla ilgilenmesi kaçınılmazdı. Bununla birlikte baladları ve 'modal' biçimleri plak yapmayı sürdürdü.

J.L. Collier, Coltrane'in 'A Love Supreme' plağı için şunları söylemektedir: 'Plağın isminden de belli olduğu gibi A Love Supreme, günahlarından kurtulmasını sağlayan maneviyatına dönüşünü gerçekleştirdiği için Tanrıya şükran duyguları içinde yakarışıdır.' (Yaşam öyküsü yazarı Bill Cole'a göre Coltrane, plağı yapmadan önce Tanrının kendisiyle konuştuğunu söylemiştir)

Dinleyicilerinin çoğu, 'Woodstock' kuşağıydı. 'A Love Supreme'in başarısına karşın, yavaş yavaş da olsa 'özgür-caz' (free-jazz) çalışmalarını yoğunlaştırdı. 1965'te 'Ascension' isimli tam bir 'free' albümü çıktı. Bu plak, bu tarzın tipik özellikleri olan çığılıklar, iniltiler ve mırıltılarla doludur.

Bu dönemden sonra artık Coltrane ağırlığı 'özgür-caz' türüne vermiştir. Sanatında kişilik baskın olmaktadır. Sanat tarihine diğer etkili cazcılardan daha az şey borçludur. Bu demek değildir ki geçmişin ve zamanın etkilerinden bütünüyle uzak kalmıştır; zaten bu hem kuramsal hem de algısal olarak olanaksızdır. Dinleri araştırmasından ve uyuşturucu alışkanlığına son vermesinden sonra daha dengeli ve daha nazik bir kişiliğe büründü. Caz dünyasının kargaşalığında kısmen de olsa dengeli bir yaşam sürdü. Çalgıcılarına emir vermez ve onların bu yoldaki isteklerini her müzisyenin kendi yolunu kendisinin bulması doğrusunu belirterek reddederdi. Topluluk üyelerini klasik kuralların dışında bir yöntemle disiplin altında tutmuştur. Coltrane yaşamının son yıllarında kendini Einstein ile özdeşleşmiş sayıyordu. Kendi alanında bir dahi olduğu düşünüldüğünde bu pek şaşırtıcı olmamaktadır. Onda, Parker'ın kendine güveni ve Armstrong'un melodik dehası yoktu. Coltrane, müziği, yalnızca müzik değil de, ahlaksal, tanrısal bir olay olarak görmüştü.

Her zaman yaşadı... Her zaman yaşayacak...
Dost Mekan
Peyote
Hadi indir !
East of the Sun
Duyurular
Stüdyo İmge, Açık Radyo'da...
Club Intro