Ocak
01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Kategoriler
Kullanıcı adı:

Parola:


Replikas ile söyleşi
Evren Ünal

İki albüm ve verdikleri sayısız konserlerle hatırı sayılır bir dinleyici kitlesine sahip olan Replikas'la çalgılı bir meyhanede bir araya gelindi. Sorular soruldu, cevaplar alındı, kaseti çözmek için eve yollandığımda kasetin silik olduğu fark edildi. Tabi bu aksilik röportaj Sürecimizin ilk arızası değildi. Karşımda bu kadar keyifli ve anlayışlı elemanlar olmasaydı; ''Ya ben beceremedim. Size soruları mail atayım, siz de cevaplayın'' der miydim? Hayır. İşte çetin bir röportajın mail yoluyla alınmış son hali.. Klasik bir soruyla başlıyoruz. Grubunuzun temelleri nasıl atıldı; birbirinizi nasıl buldunuz? Barkın ve Gökçe ortaokul yıllarından sınıf arkadaşları ve müzikle ilgilenmeye beraber başladılar. Sonrasında da kaçınılmaz olarak müzik yapmaya karar verdiler. Bir grup kurma fikri kafalarına girdiği andan sonra çalışabilecekleri insanlar aramaya koyuldular. Ortak bir arkadaşları vasıtasıyla Orçun'la tanıştılar ve çok kısa bir Süre sonra bunun çok doğru bir beraberlik olduğunu hissedip 93 senesinin kışında beraber çalışmaya başladılar. 95'e kadar çeşitli isimler altında ve değişik tarzlarda çalışmalar yaptılar. Bir nevi öğrenme ve kendini bulma çabası diyebiliriz bu dönem için. Bir senelik aradan sonra, 96 sonlarında Replikas adı altında, tamamen yeni bir başlangıç yaptılar. Çeşitli eleman değişiklerinden sonra 98'te Selçuk ve 2000'de Özer gruba katıldı ve böylece Replikas sabit kadrosuna kavuşmuş oldu. Zaten farklı bir müzik yapıyorsunuz. Bir araya gelirken beğenileriniz arasında farklar var mıydı? Su an ne kadar fark var? İşin başında da, şu anda da ortak noktalarımız olduğu kadar farklı yönlerimiz vardı. Ama bu ortak zevkler de, farklı ilgi alanları da bizi besledi, geliştirdi. Her zaman için müzik dinlemek, birbirimizle paylaşmak hayatımızın çok önemli bir parçası. Bir nevi okul görevi gördü diyebiliriz bizler için. Kolektif çalışmanın zorluklarını yaşıyor musunuz? Parçaların söz, müzik ve düzenlemeleri Replikas'a ait. Bu paylaşımı nasıl yapıyorsunuz; Bir anlaşmazlık çıkıyor mu? Bu paylaşımda öncelikle katı kurallardan söz edemeyiz. Parçaların temelleri bir kişiden ya da doğaçlamadan çıksa da, bu herkesin katkılarıyla şekilleniyor. Tek bir kişi besteleme Sürecini domine etmiyor. Sözler de tek bir kişi tarafından yazılmış değil, ama daha kişisel bir alan olduğu için hep beraber yazmıyoruz. Estetik bir alanda anlaşmazlıklar oluyor. Önemli olan bunu pozitif bir hale getirmek. Biz de bu görüş farklılıklarını müziğimizi zenginleştirecek bir tartışma ortamına dönüştürüyoruz. Yeni albüm ne zaman çıkıyor? Dinleyicilerinizi bu albümde bir sürpriz bekliyor mu? Şu andaki duruma göre Şubat ortasında kayda giriyoruz. Albümdeki ana yenilik bir prodüktörle -Wharton Tiers- ve iyi bir ekiple çalışacak olmamamız. Müzikal farklılıklara gelince; ilk iki albüm arasında da görülen 'gelişim ve değişim' elbette bu albümde de olacak. Bir Replikas omurgasından söz edebiliriz; bakış açımızı koruyarak biraz daha post – punk / noise çizgisine yakın, bir albüm olacak. Anadolu edebiyatının müziğinize etkisi var mı? Tekke edebiyatıyla falan ilgileniyor musunuz? Ya da sarkılarınızın sözlerine etkisi var mı? Sözlerimizin yarattığı etki bakımından benzerlik olduğu söylenebilir. Bu en çok 'Ömür Sayacı'nda ortaya çıkıyor. Zamanında Bektaşi Nefesleri'ne ve Neyzen Teyfik'e olan ilgimizin bu kapıyı açtığını söyleyebiliriz. Albüm çalışması dışında neler var şu an? Fatih Akın'ın İstanbul müziği ve müzisyenleriyle ilgili belgeseli, 'The Sound Of İstanbul'da yer aldık. Bunun dışında Kutluğ Ataman'ın yeni filmi, Bir Perihan Mağden romanı uyarlaması olan 'İki Genç Kız'ın özgün müziklerini yaptık. Şu anda tamamen albüme kanalize olmuş durumdayız. Bu yüzden konserleri biraz azalttık. Yurtdışı bağlantılarınız ne durumda? Sizin yurtdışından beklentileriniz neler? Yurt dışında kendi çabalarımızla oluşturduğumuz bağlantılarımız var. Önem verdiğimiz insanlar; Holger Czukay (CAN), Thurston Moore (Sonic Youth), Chris Cutler (Touch Records) bizi dinlediler, Village Voice, Wire gibi önemli yayınlarda hakkımızda yazılar yazıldı, albümlerimiz WYMC gibi çeşitli radyolarda çalındı ve küçük miktarlarda da olsa satışa sunuldu, ayrıca yurt dışında yayınlanan çeşitli toplama albümlere katıldık. Yeni yeni konser fırsatlarını değerlendirmeye başladık. Albüm sonrası ana hedefimiz ise daha organize bir şekilde dışarıda çalmaya başlamak, albümlerimizi ciddi bir şekilde dağıtıma açmak. Çünkü kendi çabalarımızla kalıcı bir yere varmamız mümkün değil. Ticaret yaratıcılığı öldürür sözüne katılıyor musunuz; beklentileriniz arasında paranın yeri nerde? Müzikle ticaretin tamamen iç içe geçtiği ve bu sistemden kolay kolay sıyrılmanın kolay olmadığı bir gerçek. Ama bunu yaratıcı Süreçten ayırmak ve ticari kaygılar dışında hareket etmek mümkün. Türkiye bu konuda oldukça arada bir yerde. Mainstream dışında bir yol yok gibi gözüküyor. Bizim hep amaçladığımız şey, yaratım Sürecinde özgür kalıp bir yandan da hayatımıza devam etmek. Her zaman için sanatsal olarak yenilikçi olmak ana düşüncemiz. Müzikte popülist kaygılara bakışınız nasıl? Mesela çok bilinen arabesk bir parçayı cover yapmak sizce olağan bir durum mu? Böyle bir cover yapmayı düsünüyor musunuz? Bunun nasıl yapıldığı önemli. Belli bir kaygı ile yola çıkıldığında bu hemen kendini ele veriyor. Biz çok bilinen bir arabesk parçayı cover yapmak yerine çok bilinecek bir arabesk parça yazmayı uygun gördük. 'Seyyah' örneğinde olduğu gibi. Sizce rock müzikte gerçekten bir yükseliş var mı? Ard arda çıkan albümler ve büyük konserlerin nedeni insanlarin daha çok alternatif müzik mi tercih etmesi yoksa artık bu gruplar mı daha genele hitap eder oldular? Daha kaliteli müziklerin yapılmaya başlandığı doğru. Bu tarz çalışmaları yine de pop olarak değerlendirmekte fayda var. Rock müziğin daha geniş kitlelere nasıl ulaştığı konusunu düşünürsek, şu anda yükselişte olan rock müziğin pop dinleyen kitlelerce hatim edilmiş coverlar, kolay anlaşılır, yeterince derinliğe sahip olmayan sözler ve kalıcı estetiği olmayan bir sound ile oluşturulduğunu görüyoruz. Bunlar popüler müzik dinleyicisinin pek de yabancısı olmadığı şeyler. Bir şey sizi zorlamıyorsa bittiğinde vereceği sanatsal haz da aynı ölçüde olur. Sizin digerlerinden farklı bulduğunuz beğendiğiniz bir grup var mi? Ortak beğenilirimiz Zen, Nekropsi, Sad Eyed Lemurs, Kardeş Türküler diyebiliriz. Eskilerden Bunalımlar, Haramiler, Cem Karaca ve tabii ki ilham kaynaklarımızdan biri olan Erkin Koray. Dinleyici profilinizi nasıl buluyorsunuz? Sahneden bakınca nasıl bir dinleyici kitlesi görüyorsunuz? Bizi destekleyen, sahiplenen bir kitle. Aşağı yukarı aynı müzikleri dinliyoruz denebilir. Yurt dışından gelen avangard grupların ve müzisyenlerin konserlerinde de karşılaşıyoruz. Ama bizim etkilendiğimiz alanların fazlalığı nedeniyle dinleyicilerimizin bunlardan hangisini beğendiği ile ilgili olarak görüş ayrılıkları ortaya çıkıyor. Sahnede dinleyiciyle iletişim kurmuyorsunuz. Yoksa müziğimizi yaparız gideriz mi diyorsunuz? İletişim kuruyoruz ama alışılmış anlamda bağırarak, slogan atarak seyirciyi gaza getirmeyi doğru bulmuyoruz. Mark E. Smith de İstanbul'a geldiğinde sloganvari bir iletişim kurmamıştı. Stereolab için de aynı durum söylenebilir. Konser sırasında bir iletişimin olup olmadığı orada olanların çalan müziğin içinde nerede oldukları ile ilgili bir durum. En begendiğiniz, sizin için en keyifli sahne performansınız hangisi? Türkiye'de izlediğiniz en iyi performans? ODTÜ, ilk Babylon konseri ve Münich diyebiliriz. Tabi bunlar ilk anda akla gelenler. 99 senesinde Fluxus kapsamında Borusan Kültür Merkezi'nde verdiğimiz konser de oldukça şaşırtıcıydı. Türkiye'ye gelen yabancı gruplardan Einstürzende Neubauten, The Fall, Stereolab, Nick Cave and the Bad Seeds, Mouse on Mars, Pan Sonic, Yusuf Lateef, Tortoise, John Zorn, Marc Ribot, Tuva Ensemble, Lydia Lunch'ı sayabiliriz. Yerli olarak Nekropsi ve Zen konserleri. Müzik dışında yasamınızda neler var; neler yaparsınız? Herkesin temelde buluştuğu nokta müzik. Ayrıca beraber eğlenmeyi de çok severiz. Fotoğraf: Tolga Özgal
Dost Mekan
Peyote
Hadi indir !
East of the Sun
Duyurular
Stüdyo İmge, Açık Radyo'da...
Club Intro