Ana sayfa
Kategoriler
Kullanıcı adı:

Parola:


Baba Zula ile Söyleşi
Evren Ünal

Haziran ayında yeni albümünüz çıkıyor. Doublemoon etiketiyle çıkacak olan Duble Oryantal'le başlayalım. Nasıl bir albüm olacak? Biliyorsunuz Baba Zula Tabutta Rövaşata filmi yüzünden ortaya çıkmış bir topluluk. Filmin müziklerini yapınca bitecekti aslında ama bitmedi. İlk albümü yapınca hemen başka teklifler gelmeye başladı. Daha sonra da tiyatro müzikleri albümü yaptık. Duble Oryantal, ilhamını tamamen Baba Zula'nın kendi yaşamından aldığı, diğer nedenlere dayanmayan bir albüm. Bizde her zaman enstrümantal bestelerin ağırlığı vardı. Yavaş yavaş vokalli parçalar çıkmaya başlamıştı. Bu albümde bu daha fazla, 5 tane falan sözlü vokalli parça var. Yine ilginç konuklarımız var. Bu, Baba Zula'nın olgunluk albümü denilebilir. Sound olarak farklılar olacak mı? Müziğimize bir takım reggea öğeleri kattık. Baba Zula'nın eski çeşitliliği ve İstanbul müziği durumu devam ediyor ama alttan alta bir reggea havası da var. Çok fazla değil ama.. Reggea dinlemek isteyen birisi bu albümü alıp dinlediğinde hayal kırıklığı yaşayabilir ''Bu reggea değil ama'' diye. Biraz hoşgörülü ise o zaman ''Aa albümde reggea etkileri de var'' diyebilir, sevebilir. Parçalarınız genellikle traji komik bir dille anlatılıyor. Sözler nasıl ortaya çıkıyor, kim yazıyor? Sözleri genellikle ben yazıyorum. Günlük hayattaki bir takım durumlardan ortaya çıkıyor. Mesela Zina Yasası tartışılıyor. Zinanın cezalandırılması gibi bir karar alınmak isteniyor. Ee biz çok sinirleniyoruz. Ondan sonra da Zaniye Oyun Havası'nı yapıyoruz. Zina yapıp zevk alan ve de üstüne oynayan (gülüşmeler) kadını anlatmaya çalışıyoruz. Bu kadın cezalandırılacak mı mesela? Hayır, böyle bir şey olamaz. Tartışmanın çağdışılığını, ilkelliğini mizahi açıdan ifade ediyoruz. Bu şeklide kafa yorduğumuz günlük olaylar karşısında söz üzerine beste yapıyoruz ya da beste üzerine söz yazıyoruz. Hangisini daha çok tercih ediyorsunuz? Genelde beste üzerine söz mantığı..Ama yeni albümde benim sözlerini yazmadığım bir parça var. Onda sözlere göre melodiyi bulmuştuk. Sonuçta ikisinin de değişik yanları var. Hazır müziğe söz yazılabilir de yazılamayabilir de..Mesela Özgür Ruh diye bir parça var. Onun sözlerini Ortaköy'e doğru giderken yolda çıkardım. Trafik tıkalı, mır mır ilerliyor..Arabada birden bire söylemeye başladım.Eve gidince de hemen aldım kağıdı kalemi ve yazdım. Özgür Ruh böyle çıktı. Albümde çok güzel konuklarınız var. Mad Proffesor, Alex Hacke, Özkan Uğur..Bu isimlerle bir araya gelmeniz nasıl oldu? Mad Professor'le geçen albümde birlikte çalışmıştık. Bu albümde de olmasını istiyorduk. Albümü yaparız, ondan sonra da Professor mix eder falan diye düşündük. Hacke, Fatih Akın'ın İstanbul Hatırası filmi için buraya gelmişti. Bizimle kayıt yapmak istediğini söyledi. Bir lokantada buluştuk. Acayip kaynaştık, adamla kardeş gibi olduk. Zaten çok seviyordum. Ondan sonra da boşver kayıtları gel bas yap bize dedik. O da bizimle çaldı. Diğer isimler de sevdiğim, inandığım, insan olarak da yakın hissettiğim kişilerdi.. Bir çok yeni ve güzel projeye imza attınız. Şimdi de yeni bir müzik tarzına imza atıyorsunuz. Nedir oryantal dub? Oryantal Dub dar bir kalıp aslında. Bizim müziğimizi tam olarak anlatan bir şey değil. Ama bir şeyler de anlatıyor tabi. Bir kere müziğimizde dub unsuru var. Bu Türk müzik kültürüne yabancı. Solo enstrümanların geri planda olduğu, mix'in ve ritm enstrümanların ön planda olduğu bir tür. Bizim albümde de dub mixler var. Oryantal ise yapmak istediğimiz müziği özetliyor. Oryantalin dans durumu bizim için çok önemli. Oryantal dansa bayılıyoruz. Oryantal plaklar, kasetler, fotoğraflar topluyorum...Oryantal altında doğurganlığın, üretkenliğin olduğu kadın kültürünü canlandırıyor. Bu dansın kökleri de bence Anadolu'da. Her ne kadar bazıları bu dansı kadının objelenmesi ve aşağılanmasına çekse de aslında aynı zamanda kadının yüceltilmesi durumu da var. Yani tanrıçalaştırma durumu..Burası bizi ilgilendiriyor. Zaten konserlerinizde de mutlaka bir dansöz oluyor. Güzel de oluyor. Bundan sonraki konserlerde yine dansöz çıkaracak mısınız? Tabi tabi, o bizim bir parçamız. Mümkün olduğunca bir dansözümüz olsun istiyoruz sahnemizde. Baba Zula konserine gelen bir kişi yanlızca müzik bulmayacak. Olayın içinde görsellik olmazsa zaten bizim için sıkıcı olur. Dansöz dışında, yanlızca görsel işler yapan bir arkadaşımız var. Biz şarkı çalarken, O da şarkıyla ilgili çizim yapıyor. O da doğaçlama. Farklı biz müzik tarzı yapmanın illaki zorlukları var. Siz ne gibi zorluklar yaşıyorsunuz? Farklı bir tarzla ortaya çıktığınızda bir kabul edilmeme söz konusu olabiliyor. Biz öyle bir noktada duruyoruz ki, geleneksel müziğe saygılıyız fakat geleneksel müzik yapmıyoruz. Tutucu olan geleneksel müzikçiler bizi yoz buluyor. Çünkü elektronik bir takım öğeler kullanıyoruz.Diğer taraftan ''Bu adamlar saz çalıyor'' diye düşünüp bizi yeterince ''rockçı'' bulmayan çevreler de var. Onun dışında bana ''Ne iş yapıyorsun'' diye sorduklarında, ben ''Müzikle uğraşıyorum'' diye yanıt verdiğimde hemen 2. soru şu oluyor: ''Televizyona çıkıyor musun?''. Bu bir kıstas mesela onlar için. Biz de pek çıkmıyoruz vallahi.(gülüyor) Özellikle mi tercih etmiyorsunuz? Evet, bir kere çok fazla playback isteniyordu.Biz playback yapmak istemiyoruz. Şarkıyı çalar gibi yapmak büyük bir sahtekarlık gibi geliyor.Çok özel bir şov olmadıkça yapar gibi yapmak seyirciye ve kendimize saygısızlık bence. Bunu yapmadığımız zaman da çıkabileceğimiz programlar acayip azalıyor.Mesela İbrahim Tatlıses'in programı..İbrahim Tatlıses benim sevmediğim bir insan. Evet, İbrahim Tatlıses'i sevmiyorum. Müziğini de sevmiyorum. Karakterini hiç sevmiyorum. Mesela Asena'ya olan davranışları bence çok çirkin. Birlikte olduğu bütün kadınları... Tokatlıyor? Tokatlamasını geç. O da çirkin de boşver onu. O kadınlar onunmuş gibi davranıyor. Bu korkunç, çok ilkel bir şey. Ama Türkiye'nin en popüler programlarından birini yapıyor. Peki İbrahim Tatlıses'in programına çıkma gibi bir durumunuz var mı? Var mı böyle bir teklif? Yok ama bu konuşmadan sonra olacaktır. (kahkahalar) Şimdi çağırmış oluyoruz onu yani.. Peki diyelim ondan böyle bir teklif geldi? Yok gitmem.(Gülüşmeler) Belki yıllar sonra olabilir. Ama böyle bir konuşmanın üzerine ıı-ı. Ama Hülya Avşar da çağırdı bizi. Provamız vardı gidemedik. Provanız olmasaydı gidecek miydiniz? Onu bilmiyorum. Çok farkı yok aslında Hülya Avşar'la İbrahim Tatlıses'in. Ama Hülya Avşar bir derece daha iyi bence. İbrahim Tatlıses'ten daha korkunç değil. Belki o da kadın olmasından kaynaklanıyordur. Danimarka'da Roskilde, Fransa'da Printemps de Bourges, Berlin'de Şimdi/Now...gibi önemli festivallerde yer aldınız. Yurtdışında size olan bu ilginin karşılığında sizin beklentileriniz neler? Yurtdışından en büyük beklentim hayatımla ilgili. Hep istediğim şey özgürce müziğimi yapmak ve aynı zamanda dünyayı dolaşmak. En güzel şey bu bence: Dünyanın değişik yerlerine gidelim ve müziğimizi yapalım. Bu hayat biçimi bana gerçekten çekici geliyor. Sonuçta yurtdışı konserlerimizin devam etmesini istiyorum. Devam da edecek, İspanya'ya gidiyorsunuz bu yaz... Evet, sanırım orda Türk Haftası gibi bir şey olacak. Berlin'deki Şimdi/Now festivali gibi..Orada sahne alacağız Temmuz'da.. Film müzikleriyle başladınız. Bundan sonra böyle projeleriniz devam edecek mı? Tabi tabi, eder. Pardon filmi için böyle bir teklif gelmişti onlarla anlaşamadık. Yanlızca iki tane hazır parçamızı verdik. Ama o filmin müzik örgüsünü bizim soundumuz üzerine kurdular. Yapan arkadaşa (Duman'ın davulcusu) Baba Zula gibi müzik yapacaksınız demişler. (Gülüşmeler) Kutluğ Ataman'ın filminde de bir tane parçamız kullanıldı. Ahmet Uluçay'ın Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak filmini biz yapacaktık ama olmadı. İzleyip de keşke bu filmin müziğini biz yapsaydık dediğiniz bir film var mı? M.E: Ahmet Uluçay'ınkini yapmak isterdik.. L.A: Evet, o içimizde kaldı..Ama yeni bir film projesi var, korku filmleri üzerine..Böyle bir korku filmi yaparsa ona müzik yapmak isteriz. Bir de komedi filmine müzik yapma isteğimiz var. M.E: Animasyonla ilgileniyoruz zaten, hazırladığımız klipler de genellikle animasyon. L.A: Bilgisayar oyunlarına da güzel müzikler yapılabilir. Bilgisayar oyunlarıyla aranız nasıl? M.E.: Benim hiç yok ama O ilgilenir.. L.A: Bende playstation 1 vardı zamanında. Playstation 2 çıkınca eşim yasakladı almamı.. Bu bir ayrılık nedeni ilişkilerde biliyorsunuz? L.A: Ama playstation 3 çıkınca alıcam mutlaka (Gülüşmeler) Bundan sonra önünüzde nasıl bir program var? Konserler... Haziran ayı boyunca perşembe günleri Yaga'da çalacağız. İspanya'daki festival var.. Bazı projeler var ama daha kesin bir şey yok..Fatih Akın'ın filmi çok önemli. Orada yer aldık. Mesela Müzeyyen Senar bir dev ama onunla bugüne kadar hiç ilgilenilmemiş. Bu çok büyük haksızlık. Ama bu belgeselde var.. Çok teşekkürler keyifli bir söyleşi oldu.. Biz teşekkür ederiz.
Dost Mekan
Peyote
Hadi indir !
Stuka
Duyurular
Stüdyo İmge, Açık Radyo'da...
Club Intro