Stüdyo İmgeBizi ayıran nehir!
Efkan KULA
Şarkılarında Ermeni kimliğini vurgulayan Amerikalı grup System of a Down, yeni albümü 'Hypnotize'da bu kez içinden Aras nehri geçen sarsıcı bir hikâye anlatıyor. Albüm, agresifliği, etkileyici vokalleri ve güzel melodileriyle dinlemeye fazlasıyla değer.
Son birkaç yılın en ilginç gruplarından biri System of a Down (SOAD). Bugünler için oldukça sert sayılabilecek bir müzikle dünyanın en çok dinlenen toplulukları arasına girdiler. Listelerdeki yerleri de her daim sağlam. Bu ilgiyi her şeyden önce çalışkanlıklarıyla taze tutuyorlar. Dinleyicilerini fazla bekletmiyor, üstelik hayal kırıklığına da uğratmıyorlar.
Bir yıl içinde iki albüm çıkarmak her grubun altından kalkabileceği iş değil. Geçtiğimiz Haziran ayında 'Mezmerize'yi çıkaran SOAD, şimdi de bu albümün devamı niteliğinde olan 'Hypnotize'ı yayınladı. 'Hypnotize' tıpkı önceki gibi etkileyici parçalar içeren, üslubu ve müziğiyle agresif bir albüm.
SOAD, alternatif heavy metal yapıyor. Ardından gelenleri etkileyen, belirgin bir müziği var. Ermeni asıllı müzisyen Arto Tunçboyacıyan'ın da konuk olarak yer aldığı, 2001 tarihli 'Toxicity' albümüyle dünyaca ünlü bir grup oldu. Arto ve SOAD'ın solisti daha sonra birlikte 'Serart' adlı farklı bir proje daha gerçekleştirdiler. 'Toxicity'deki güzel bestelerle birlikte, muhalif tavırları SOAD'ın özel bir grup olmasını sağladı.
SOAD elemanları, etraflarında olan biten tüm terslikleri sorgulamayı görev biliyor. Bu denli sorgulayıcı olmaları ise bizzat kendi kimliklerinden geliyor. Grubu oluşturan Daron Malakian (gitar/vokal), Serj Tankian (vokal), Shavo Odadjian (bas gitar), John Dolmayan (davul) Ermeni kökenliler ve Amerika'da yaşıyorlar. Fakat onlar için Amerika'dan daha özel bir ülke var: Türkiye. Çok değil, üç kuşak önceki aile büyükleri buralı. O nedenle Anadolu hep dillerinde hatta bazen şarkılarında.

Yeni albümlerindeki 'Holy Mountains' adlı şarkının içinden, Iğdır'la Ermenistan'ı ayıran Aras nehri geçiyor. Giriş melodilerini 'Toxicity' albümlerindeki meşhur şarkıları 'Aerials'dan ödünç alan 'Holy Mountains'ın gerilimli atmosferinde solist Serj Tankian, 'Yalancı, katil' diye haykırdıkça huzurunuz kaçıyor. Soğuk nehir sizi de sürüklüyor; vücudunuz soğuyor, nefesiniz kesiliyor. SOAD, derdini dinlemek isteyenlerden öfkesini sakınmıyor. Sarsıcı olmak istiyor.
Çığlığa ağıt
Zaten albüm büyük bir hücumla başlıyor. Kaba bir gitarla açılan 'Attack', önce zıvanadan çıkıyor, sonra zaman zaman durulup, güç toplayıp tekrar vuruyor. İkinci parça 'Dreaming' ise çığlık atmaya bir ağıt. Daron Malakian'ın şarkıcılığa soyunması SOAD'a can veriyor. Sanki ilk kez onları duyar gibi tekrar tekrar dinliyorsunuz. Malakian'ın vokalleri 12 şarkıda da etkisini gösteriyor. Albüme ismini veren, dizeleri biraz daha dolaylı, melodileri çok tanıdık olan 'Hypnotize' da bu anlamda bir harika. SOAD ne kadar sert olsa da, 'U-Fig' ve 'Vicinity Of Obscenity'de yaptığı gibi şarkılarla oyun oynamayı seviyor. En hızlı anında duruyor, dinlenmenize fırsat vermeden, tekrar daha hızlı bir çıkışla koşmaya başlıyor. Şarkılar arasında albümün altı ay büyüğü 'Mezmerize'ye de göndermeler bulunuyor. Örneğin 'Soldier Side', bu kez yeni ve daha uzun bir versiyonla kapanışta yer alıyor.
SOAD elemanlarının Türkiye hakkında neler düşündüğüne dair çeşitli efsaneler var. Bunlardan bazılarında Türkiye'yi pek sevmedikleri iddia edilirken, bazılarında ise 1915'te yaşanan olayları kabul etmeyen hükümetlere tepki duydukları söyleniyor. Grubun açıklamaları, ikincisinin doğru olduğu yönünde.
Solisti, sosyal adalet örgütü Axis of Justice'ın kurucusu olan, dünyanın her yanında adaletsizlik ve açlıkla mücadele çalışmalarını takip etmeye çalışan bir grubun, herhangi bir ülkedeki dinleyicileriyle arasına mesafe koyması tuhaf olurdu. SOAD bunu yapmıyor. Onları yalnızca hızlı müzik yapan bir adrenalin grubu veya bazı konuları takıntı haline getirmiş milliyetçiler olarak algılamamak lazım. Dedelerinin ve anneannelerinin yaşamlarını çok etkilemiş bir olayın takipçiliğini yapıyorlar. Amerika'da 1 numara olmalarının sebebi Türkiye ile ilgili hislerinden kaynaklanmıyor.
Devamlı kulağımıza çalınan kırıcı laflara kanmayalım. Eğer SOAD'çılar ömür boyu Sürecek bir nefret isteseler herhalde bunu çoktan açıklamış olurlardı. Aksine 'Hypnotize' ya da System of a Down'ın yaptığı her albüm, aslında birbirimizi daha iyi tanımamızı sağlıyor. Anlamaya çalışarak, hatırlayarak arkadaşlığımız pekişiyor. Sadece zamana ihtiyacımız var. Neticede hayatımızı, Aras'a bakıp ağlamak veya kızgınlık duymak değil, nehrin karşısında hep birlikte demli bir çay içmek güzelleştirecektir. Bu, görkemli binaların büyük salonlarında alınacak politik kararlardan çok daha iç ferahlatıcı olsa gerek.
System of a Down / 'Hypnotize' / SonyBMG
(11.12.2005 tarihinde Birgün gazetesinde yayınlanmıştır.)