Ana sayfa
Kategoriler
Kullanıcı adı:

Parola:


Roker Hakan ile cazcı Stanley (Ya da okul günleri)
Murat Be?er

Hiç kimse kolay kolay tartışma konusu yapmaz; şüphesiz Stanley Clarke'ın en güzel albümü "School Days"dir. Bende "School Days"in Türk baskısı var. Halbuki defalarca Amerikan ya da İngiliz baskısına rastladım dükkânlarda, hem de pırıl pırıl, ama bir türlü elim varmadı. Almadım, alamadım, belki de almak istemedim. Açıkçası bendeki Türk baskısının hatırasını bir türlü alt edemedim.

Nasıl edebilirdim ki, onu Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü öğrencisi olduğum yıllarda, parasızlık yüzünden Fatih-Fındıklı arasını beraber arşınladığımız Roker Hakan'la birlikte almıştım.

Roker Hakan semtimizin (Fatih - Yavuz Selim) yetiştirdiği sayısız çatlak adamın en orijinallerinden biriydi. Onun öksürürken elini bir metre uzaktan tutarak sanki ağzını kapatıyormuş taklidi kibarlığı, cami ile mezarlık arasındaki ince yoldan geçerken, yanındakilere çaktırmadan okuyup üflemesi, masum ve nahif yanını çıplacık gösterirken, Apaçi Ayhan'dan alıp da iade etmediği çizgi romanlar ile Dal taşak Necmi'den tokatladığı 45'likler tahammül fersah yanını gösteriyordu. İkisi arasındaki huyunu temsilen, müzmin sigara otlakçılığı dillere destandı.

Verdiği zararlara, çaldığı zamanlara mukabil, en büyük neşe ve geyik kaynaklarımızdan biri olması, onu ne onla ne onsuz kılıyordu karşımızda. Bir kere olağanüstü yetenekliydi. Eğer bunu kafasındaki tahtalar elverseydi de aklıyla destekleseydi, karikatür sanatı tarihinin en nevi şahsına münhasır çizerlerinden biri olabilirdi.

Tembeldi, duygusal bir romantikti. Dünyasının sınırlarından dışarıya çıkmaktan pek hazzetmezdi. Okumak ve yaratmak yerine, kıraathanede king ve maça kızı oynayan ağabeylerimizin tabelasını tutmayı, eğer onları alıştığımız masalarında bulamazsa, ya mekânın önüne bir tabura atarak pineklemeyi ya da semtin delilerine takılmayı yeğlerdi.
Asap bozacak derecede aylak ve vurdumduymazdı. Benden yalvar yakar, "Otobüs bileti alacağım, çok yorgunum bugün" diye aldığı cebimdeki son parayla okulun kapısının önünde tüfek atması, ilk dakikanın kızgınlığını yaşam boyu sempatiye çevirttiren hatıralardan biriydi.

İnsanları güldürmek için tatlı ve masum yalanlar söylerdi. "Baba geçen gün moralim bozuldu, uyuz oldum her şeye. Pederin (babası emekli bir askerdi) beylik tabancasını aldım, iki el ateş ettim klozete" yalanına kimsenin inanmayacağını bile bile defalarca anlatır; nitekim her anlatışta yeni eklediği nüanslarla bizleri alayla karışık güldürmeyi becerirdi. Nitekim bu hikâyesi de aramızda efsane olanlardan biriydi.

O da aynı yıllarda bizim okulun grafik bölümü öğrencisiydi. Yine her şeyin büyük bir yeis içinde eridiği okul günlerinden biriydi. Moralsizliğin dibe vurduğu dönüş yolunu, Taksim'e çıkarak Tünel'e yürümekte, Tünel'den Karaköy'e inen yokuşta plak satan İhtiyar Şarapçı Nazım'dan geçirmekte karar kıldık.
Roker Hakan naif adamdı. Olayları basitçe açıklar, çözümlerini aynı basitlikte arar; fazlaca düşünmeden, hatta çoğunlukla da patavatsızca bunları karşısına ilk çıkanla paylaşarak rahatlardı. "Baba, bak cebindeki son kuruşla bir plak al, sonra size gidip dinleyelim. Bak bir şeyciğimiz kalmayacak" deyince, vurduk yokuşa doğru.

İşte o gün buldum yerli baskı Stanley Clarke'ın "School Days" plağını. Kafamda yüksek bas teknikleri hakkında oluşan ilk fikirler bu albümün eseri oldu. Yıllar sonra yenemediğim bas hastalığımın ilk virüslerini içime sokan albümlerdendi "School Days". Özellikle yana döne dinlediğim iki parça oldu; biri hoplaya zıplaya çalınmış ritmi ve nefaset ötesi bas soloları ile başımı döndüren açılıştaki albüme adını veren parça, diğeri ise mükemmel groove duygusuyla 'The Dancer'.

Yoktan var ettiği tınılarla bir anda müzik tarihinin belki de gelmiş geçmiş en başarılı crossover tarzlarından birini yaratıyordu Clarke bu parçalarda. Ritmi kulaklara hemencecik yer ediveren melodilerle birleştiren yapısı, solo gitar edasıyla çaldığı mükemmel bas tekniği, ağzımı bir karış açık bırakmaya yetmişti.

Clarke'ın müziği görünürde farklı olan elementlerin gönüllü birlikteliğiydi; rock, klasik ve caz. Hepsinden elde ettikleriyle kendine daha çıkarcı bir yol çizen Clarke, hem yüksek teknik uygulayan cazcılara meraklı olanlara, hem de daha ticari olmayı gereken koşullara yanıt verircesine bir üslup geliştiriyordu.

Biz mezun olduk, Mimar Sinan'ı bitirdik. Roker Hakan, Yıldız Üniversitesi Grafik Bölümü'ne öğretim üyesi oldu. Oldu, ama ne o çatlak huylarından ve çocuksu özelliklerinden, ne ben kendimi "School Days"in verdiği derslerden alamadık hiçbir zaman.

Dost Mekan
Peyote
Hadi indir !
Proudpilot
Duyurular
Stüdyo İmge Facebook grubu...
Club Intro