Ana sayfa
Kategoriler
Kullanıcı adı:

Parola:


Himmet Ağabey ve Iggy & The Stooges
Murat Be?er

Bir Hobbit ile Noel Baba arasındaki görüntüsü çok sevimliydi. Hiçbir hırsı olmayan ve rahatına düşkün bir Hobbit idi Himmet Ağabey; tıpkı Tolkien'in kahramanı Bilbo gibi. Adının peşine Ağabey sıfatını takmak, televizyondaki eski yerli filmleri hatmederek içindeki komik sahneleri, tıpkı laz fıkraları gibi yüzlerce kez anlatan Apaçi'nin marifeti oldu. Himmet Ağabey, Köyden İndim Şehire filminin ana tiplemelerinden biriydi.

Beyazıt'ta büyük plak alışverişlerinin döndüğü pazar günlerinden birinde tanıştık onunla. Evinin bir odasının plak dolu olduğunun söylenmesi, kulaklarının dikilmesine neden oldu Apaçi'nin. Tabii tanıştığımızın haftası dolmadan, soluğu Üsküdar'ın birbirine yaslanarak duran eski evlerinden birinde oturan Himmet'in karanlık odasında aldık. Üç katlı müstakil bir evdi burası. Bir katı Himmet'e, diğerleri aralarının pek iyi olmadığı anlaşılan yaşlı anne ve babasına tahsis edilmişti.



Bir rocker için imrenilecek kadar ilginç hikâyesi vardı. Bu yaşlı ebeveyn 1965-1975 arasında Danimarka'da göçmen işçi olarak bulunmuş; bu Süre zarfında Himmet bu ülkede çocukluğunu geçirmiş ve okumuştu. Burası küçük bir ülke olduğu için herkes istediği insanı tanıma şansını daha fazla yakalıyordu. Himmet'de bu fırsatı değerlendiren rockerlerden biriydi. Yarı profesyonel, Yarı amatör davul çalan Himmet, o günlerde yılın altı ayını Danimarka'da geçiren Incredible String Band ile arkadaş olmuş; seyahat amaçlı gelen Fairport Convention ve Thin Lizzy ile arkadaş ortamında davul çalmış. Dışardan festivaller için çamur ithal eden bu ülkenin önemli festivallerinden birinde kafası iyi olduğu için net hatırlamasa da Frumpy'yi izlemiş.

Günlerden bir gün oradaki en yakın arkadaşı Caner ile Jimi Hendrix'in geleceğinin haberini almaları üzerine Almanya'ya geçmeye karar veriyor, ancak durdukları bir benzin istasyonunda, karşılarında oturan kadının elindeki gazeteden Jimi'nin ölüm haberini okuyarak geri dönüyorlar.

Bunlara benzer daha bir dolu hikâyesi vardı Himmet'in; içtenlikle anlattığı ve gerçek olduğu her halinden belli olan. Hiç evlenmemişti. Biz tanıştıktan sonra yaşlı ana babasını birer yıl arayla kaybetti. Aslında sevgisini ve bağlılığını o zaman anladı ve onlardan kalan boşluğu, tüm sevgisini kedilere vererek doldurdu. Sonradan eşe dosta verdiği iki kuşak kediyi beslerken, aramızda Kedilerin Efendisi lakabıyla anıldı.

Plaklarını sıkça dinlemiyordu. Evine kabul ettiği az sayıdaki arkadaşı geldiğinde döndürüyordu külüstür Dual'ini ekseriya. Sevdiklerine öncelik vermek koşuluyla, ne bulduysa alınıp içine katılmış gibi bir hali vardı arşivinin. Elinde aynısından iki-üç tane olan albüm bile vardı. Onları asla satmıyor ve takas etmiyor olsa da, cömert karakterinden dolayı güvendiklerine dinlemesi için ödünç vermekte bir sakınca görmüyordu.

Kırık dökük bir kasetten dinlediğim, her dinleyişte biraz daha bağlandığım, gitar saplantımı kaşıyan Iggy Pop & The Stooges'ın "Raw Power" albümünü plak formatında ilk defa onda gördüm. Ödünç alarak defalarca dinledim, açılır kapak içindeki yazılarını ezberledim ve Iggy'nin tors imajlı resimlerin seyrederek nasıl biri olduğunu söktüm.
Iggy, albümün kapağına bakanlara çelimsiz kaslarının attığı çalım vasıtasıyla, rock müziğinin artık yadırganmayan davranış tarzı olarak Brutalizmi -hayvanca kaba takılmak-, eroin müptelası olarak dağınık yaşamayı ve bu tarzın başını çekmeye niyetli olduğunu haykırıyordu. Iggy, hem ruhen hem de fiilen soyunmaktaydı. Başından beri soyunduğu rol, yabancısı olduğumuz bir tavırdı. İkonluk işinin altından alnının akıyla çıkan bu yola gelmez serseri, aslen utangaç hayallerimizin kontrol dışı temsilcisiydi. İlk büyük punk, gitar albümünün kaotik punk egosuna 'Gimme Danger', 'Your Pretty Face is Going To Hell' ve nihilist ilahi 'Search and Destroy' eşlik ediyor; fantezilerimizi, hastalıklı ve şok edici bir tarzda dile getiriyordu. Bendeki punk damarının ilk tohumları oldu bu sesler.

Müzik zevklerimiz büyük ölçüde uyuşuyordu Himmet'le. O da benim gibi rock sevdasına cazın gelişkinliğini dahil etmiş biriydi. Sevdiklerimizle sevmediklerimiz üzerinden yaptığımız sayısız sohbet dostluğumuzu da pekiştiriyordu. Camianın cesur insanlarından biriydi. Joan Baez'e uyuz olurdu. Birlikte Woodstock videosu izlerlerken Joan Baez çıktığında kulaklarını tıkayarak Apaçi'ye "bittiğinde bana haber ver" demesi, şok etkisi yaratmıştı tutucu roker camiasında.

Bir müzisyen gözüyle de değerlendiriyordu plakları Himmet; ne de olsa kendisi de müzisyendi. İki arkadaşıyla birlikte Çekyat Boys adlı caz doğaçlamaları çalan bir trio kurmuşlardı. Hatta işleri albüm çıkaracak kadar ilerletmiş, albüm miktarında kayıt yapmış olmalarına karşın, prodüksiyon işlerine soyunan Atlantis'in sahibinin kaypaklığı ve tembelliği yüzünden bu hevesleri kursaklarında kalmıştı.

Fakat Himmet'i başkalarından ayıran en ilginç özelliği, ileri derecede (bir ara Milliyet gazetesinin günlük burçlarını yazacak kadar) astroloji ile ilgileniyor olmasıydı. Tanıdıklarının gelecekleri hakkında özel fallar bakar, yıldız haritaları çizerdi. Evindeki sanki Halka filmini ondan esinlenerek yapmışlar kadar ürkütücü kuyunun varlığı Himmet'in gizemli kişiliğini pekiştiriyordu.

Gizemli kişiliğini destekleyen bir başka aksesuar ise sakallarıydı. Ak saçı ve sakalıyla bütünleşen babacan bir tavrı vardı. Dost canlısıydı; eğer karşısındakinin ardniyetsiz olduğunu anlamışsa bir numaralı dost canlısı kesilir, çakal çukallara karşı acımasızlığını elden hiç bırakmazdı.

Perşembe Pazarı'nda su tesisatı malzemeleri satan bir firmanın muhasebesinden emekli oldu Himmet. Şimdi Atlantis'e takılıyor; kadim dostları Apaçi Ayhan ve Tembeller Piri Sedat ile laflıyor.

Dost Mekan
Peyote
Hadi indir !
Proudpilot
Duyurular
Stüdyo İmge Facebook grubu...
Club Intro