Mart
01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Kategoriler
Kullanıcı adı:

Parola:


Caz kedisi Bızdık ve çizilmiş plaklar koleksiyonu
Murat Beşer

Kediler barındıkları mekânın atmosferinden, birlikte yaşadıkları insanların (pardon, aslında mekânlar onlarındır, insanlar ise kedilerin yanlarında yaşar) özelliklerinden oldukça fazla etki taşır. Görüntüsü ve cüssesiyle uyuşmayan bir biçimde "Bızdık" adını verdiğimiz kaplan edalı kedimiz de öyle, kaçınılmaz olarak bazı ince damak zevklerine sahip bir çocuktur kendisi. Tam sekiz yıldır yanımızda; artık karşılıklı olarak birbirimizin huyunu suyunu en küçük detayına kadar iyi biliyoruz.

Hani diyeceksiniz ki, o halde bu kedi fena halde rockçı. Yanı sıra avangard caz ve deneysel elektronika da dinliyor. Son derece entelektüel ve gelişkin bir ilgi alanı var; modern konseptleri de takip ediyor. Yok, aslında hiç öyle değil. Sahibinin kopyası olmayı değil, kendine ait elit tercihleri bulunan, zevklerinde özenli ve kişilikli bir çocuk Bızdık.

Oldukça damıtılmış ince zevkleri, kalın çizgilerle diğerlerinden ayrılmış beğenileri ve bunları oluştururken de hayli enteresan kriterleri var Bızdık'ın. Öncelikle sadece caz dinlediğini, sevdiğini ve diğerlerinden hilafsız nefret ettiğini belirtmek durumundayım.

Caz derken yanlış anlaşılmasın; öyle her türlü caz değil. Bir kere caz dedim mi, sosyete cazcımız Kerem Görsev'in dediği gibi akustik caz olacak; kulağı tırmalamayacak. Öyle içinde elektrikli elektronik aletler olmayacak; gitar, trompet gibi tiz tınılı enstrümanlar asla solo yapmayacak, hatta hiç tınlamayacak bile. Mümkün olduğunca bu tip 'münasebetsiz' aletleri çalan müzisyenler gözlerden uzak olacak; gerekirse plakları eve sokulmayacak. En sevdiğimiz sesler kuyruklu piyano ve kontrbasınki olacak haliyle. En fazla yanında süpürgelerle çalınan hafif bir davul olabilir.

Yağmurlu bir gündü. Evimizin karşısında duran bir arabanın altında onu bulduğumuzda sadece bir haftalıktı. Annesi tarafından terkedilmiş; tek başınaydı. Sonradan merak ettik, ama diğer kardeşlerinin ne olduğu konusunda hiç malumat edinemedik. Önce ısıtmak ve bir şeyler içirmek üzere eve almış; ertesi gün kesinlikle (özellikle benim yüzümden) evde kedi beslemeyi düşünmediğimizden arka sokaktaki pet dükkânına emanet etmiştik. Ne var ki, o kadar özel yaradılışta, vakur ve gururlu bir çocuktu ki, aradan geçen bir haftaya rağmen onu unutamıyorduk. Yalaka değildi, kuyruk sallayan cinsten hiç değildi.

Derken bir ailenin Bızdık'ı çok sevdiği ve almak istediği haberi geldi. İşte ne olduysa o anda oldu, hemen koştuk ve Bızdık'ı geri almak istediğimizi söyledik pet dükkânındaki arkadaşa. Tahmin edeceğiniz üzere, hayatımızın ondan sonraki kısmı, asla bundan öncesi gibi olmadı.
Avuç kadardı, ama toplu iğne gibi tırnakları vardı. Mütemadiyen, bir yandan dişlerken, öte yandan patileriyle patinaj çeker gibi taarruz etmekten başka bir şey yapmıyor; arta kalan zamanlarda süt içiyor ve uyuyordu. Evde sürü sepet eşya vardı; çevresindeki her şeye sınırsız bir merakla bakıyor, nesneleri teker teker kokluyordu, ama ne hikmetse derdi gücü plaklardı. O zaman doğal olarak tüm plak koleksiyonum açıkta duruyordu. İki plağı şehit vermemizin ardından ilk iş eve plakları içine alacak bir dolap yaptırmak oldu.

Kısa Sürede serpildi Bızdık; hareketlerine duyduğumuz sevgi, kişiliğine beslediğimiz saygı ve hayranlıkla koşut olarak. Evimize kattığı değer ve yaşama sevinciyle, dört ev değiştirdik birlikte; aynı semtte. Kurtuluş'taydık hep, sadece sokakların ve apartmanların ismi değişiyordu.

Dört taşınma bir yangına bedeldir derler. Biz bu yangını yaşadık. Öyle büyük bir tecrübe sahibi olmuştuk ki, yangını neredeyse hasarsız atlatacak kadar mahirdik.

Takıntım nedeniyle taşınma işine her zaman plaklardan başlarım. Öncelikle onları alfabetik sırayı bozmadan özel kolilere yerleştirir, diğer eşyaları taşıyacak kamyondan önce, güvendiğim birkaç arkadaşın yardımıyla ve özel bir araçla, müzik ekipmanımla birlikte taşırım. Taşınmanın ardından ilk önce plak dolapları kurar, yine aynı özenle plakları kutularından sırasıyla çıkarır ve alfabetik olarak dolaplara dizerim.

Son taşınma işinde büyük bir hata yaptım. Plaklarımın sayısı 5.000'i geçmişti ve yeterince kutu bulamadığım için plakların bir kısmını kutusuz taşıdım; dolaplar gelmeden evvel açıkta kalan plakları büyük salonun bir duvarına yaslayarak dizdim.

Dilimizi, kodlarımızı iyi çözmüş bulunan akıllı kedi Bızdık bu hatayı değerlendirdi ve ev yaşantımıza kendi tonunu çalmak adına mesajını verdi. Salonun kapısını bir ara açık bulan Bızdık, içeri daldı ve boydan boya bir sırayı üsten tırmıklayarak haşat etti. Bu sıra "R" harfinin sırasıydı. İçinde el değmedik Robert Wyatt - Soft Machine, Robert Fripp, Roxy Music, Red Snapper, R.E.M., Red Hot Chili Peppers gibi sert, gürültülü, elektronik cızırtılar içeren rock ve caz-rock plakları vardı. Mesaj netti; Bızdık tür ayırt ediyordu ve tavrını açıktan koyuyordu.

Bize dinlerken sergilediği davranış kalıbıyla hissettirmiştir ki; Bızdık'ın en sevdiği albüm, basçı Charlie Haden ile piyanist Kenny Barron'ın 1998 yılında kaydettiği konser kaydı "Night and The City"dir. New York'un yemekli, pahalı, elit caz klüplerinden biri olan Iridium'da gerçekleştirilen bu canlı kayıt, ağırlıkla yoğun romantik baladlardan oluşur. Çatal bıçak seslerine karışan mırıltılı baslar, rehavet içinde şakıyan piyano tınıları, bizi toplumun itiş kakışından uzaklaştırırken; huzurlu bir dünya ütopyası aşılar. Tıpkı bir kedinin yaşamımıza kattığı sükûnet gibidir bu albüm.

Bunun Bızdık'taki yansımasının da rahatlıkla farksız olduğunu söyleyebilirim. Çatalın, bıçağın ve kadehin her şıngırtısı, üvey babaları tarafından ormana bırakılan Hansel ve Gratel'in pastadan, çikolatadan ve kurabiyelerden yapılmış bir dünyaya düşmeleri misali, onun rüyasında bir cennet ilahisi gibi yankılanıyordu sanki. Rüyasında kendini bu canım lokantanın en güzel manzaralı masalarından birinde gördüğü, uykusunda titreyen bıyıklarından hissediliyordu. İri bir biftek parçasını mideye indirdikten sonra, Haden'ın bası eşliğinde esnerken, yanındaki yıllanmış şaraptan gözüne akseden kırmızı ışığa eşlik eden Barron'un piyanosuyla geriniyordu.

Oturduğumuz son evde, müzik zevkimin biraz da Bızdık sayesinde şekillendiğini itiraf etmek mecburiyetindeyim. Kimileriniz batıl inanç diyebilir, kimileriniz ise fantezi olarak nitelendirebilir. Onun sayesinde derinleştiğim caz müziği, kesinlikle Bızdık'ın bize getirdiği şansın en somut örneğidir. Kedi büyük bir şanstır; tıpkı cazın kendisi gibi.

Dost Mekan
Peyote
Hadi indir !
East of the Sun
Duyurular
Stüdyo İmge, Açık Radyo'da...
Club Intro