Ana sayfa
Kategoriler
Kullanıcı adı:

Parola:


İtalyan Utku ve Justin Sullivan
Murat Be?er

Yaşamının ilk çeyreğinden sonrasının kaderini aşkının peşine takmıştı. Berlin'de Almanca öğrenmeye çalıştığı zamanlarda Enrica adında bir İtalyan kızına tutulmuş, onunla birlikte İtalya'ya göçmüş; bir müddet sonra da aşkıyla evlenerek İtalyan vatandaşı olmuştu. O yüzden biz onu İtalyan Utku olarak hatırladık hep yokluğunda.

Okuduğu okullar, takıldığı mekânlar ve ilgi alanları açısından tipik bir Modalıydı; Altıyol'da doğmuştu. İstanbul'un bize göre karşı yakası sayılırdı Kadıköy. Burada doğup büyüyen her müziksever genç gibi onun da yolu Akmar Pasajı'na düşmüştü. Bölgede müzikal enflasyonun patladığı 1988 yılında, pasajın üst katında bir sahafın içinde kendi müzik bölümünü kuran ve Metalium adlı toplulukta gitar çaldığı için Metalium Sadi olarak bilinen şahsın elinden ilk çekim kasetini alarak siftah yapmıştı. Krom kasetleri sevmiyor; normal ekonomik yeşil Maxell'leri tercih ediyordu. İyi bir metalciydi Utku, çevresinde Slayer fanı olarak tanınıyordu, ama ilk kaseti speed metal ve trash topluluğu Kreator'ın aynı yıl çıkan ve en damar çalışmalarından biri olarak bilinen "Terrible Certainty" albümü olmuştu.

Zihni Müzik'te çalıştığım yıllarda onu tanıdığımda metalciliği hız kesmiş, ilgisi modern elektronik müziğin karanlık dehlizlerine doğru kaymaya başlamıştı. Öğrencisi olduğu Doğuş Lisesi'nin radyosu olan Doğuş FM'de "Katiller de Ağlar" adında bir program yapıyordu. Program adını Cüneyt Arkın ile Banu Alkan'ın oynadığı üçüncü sınıf bir Yeşilçam filminden alıyor, programda her şarkı arasında filmin adının geçtiği repliği kullanıyordu. Güncel olmakla birlikte yarına işaret eden seviyeli müzikler çalmaya gayret ediyordu programında.

Yeni anlayışları takip etme merakıyla, dükkâna her geldiğinde özellikle elektronik müzik ve bir müzisyen olarak DJ'in ne anlama geldiği konusunda sohbet ederdik. Müteakip günlerde DJ'ing konusu için beni programına konuk ettiğinde, yetiştiğim semtten biriyle karşılaştım radyoda. Saksı Mehmet'ti bu.

Deko diyorlardı Saksı'ya. Doğuş Lisesi'nin fotoğrafçısı olduğu için takmışlardı bu lakabı. Sonradan bilinmeyen, ama müzik merakı yüzünden olduğu sanılan bir nedenle, o günlerde deneme yayını yapmakta olan radyonun başına getirmişlerdi Saksı'yı. Yes'i bağnazca dünyanın en iyi topluluğu olarak gören, bunu koyunun olmadığı yerde savunurken kıt bilgisiyle ukalalığı elinden bırakmayan, bu nedenle de akranları arasında Saksı olarak anılan Mehmet, Fatih'ten ana ocağından ayrıldıktan sonra Kadıköy'de bir fotoğrafçı dükkanı açmış, ardından evlenerek çoluk çocuğa karışmıştı.

Okulun müfredatı İngiliz eğitim sisteminden kopyalanmış olmasına karşın, Amerikan kolej radyolarına benzer bir format tutturmaya çalışıyorlardı radyoda. Çok başarılı olmayınca kültür radyosunda karar kılmışlardı. Okul dışındaki zamanlarını, özellikle tatillerini rehberlik yaparak değerlendiren Utku, buraya konsere gelen toplulukları gezdirmeyi çok istediğini defalarca söylemişti bana. 1998 yılında konsere gelen New Model Army, iyi bir fırsat oldu onun için. Zihni ile yabancı CD ithalatı yapma niyetiyle sık sık dükkâna gelen, sonradan etrafa taktığı borçlar yüzünden sırra kadem basan, çevresinde Sahtekar Cem lakabıyla tanınan bir organizatör yapıyordu bu işi. İkisinin de dükkânda oldukları bir anda tanıştırdım ve Utku'yu isteği üzerine rehber ve NMA fanı olarak refere ettim.

Hayatının bu ilk ve belki de en heyecan verici deneyiminde çok şey öğrendi Utku. Dünya çapındaki bir topluluğun mutfağında nelerin yaşandığını, bir organizasyonda yaşanan aksaklıkları, yenen kazıkları acı tatlı olaylarla öğrendi.

"Strange Brotherhood" albümünü yeni çıkarmıştı NMA. Albüm sonrasındaki turnenin arifesinde davulcu Rob Heaton'ın topluluktan ayrılmış olması nedeniyle oldukça moralsizdiler. Biraz da "Bizim altın yıllarımız geride kaldı" psikolojisi vardı üzerlerinde. Bir fan olarak durumu hemen kavrayan Utku, elinden geldiğince rahat ettirmeye çalışıyordu onları. Kent FM'deki canlı söyleşi ile Süperonline'deki chat arasında Justin Sullivan'a Taksim Meydanı'ndaki meşhur Kızıl Kayalar'dan hamburger yediriyor; topluluğun kaldığı iki gün boyunca bulduğu boşluklarda Gizli Bahçe'de onlara bira ısmarlıyordu.

Konser zamanı gelip çatmış, ama her konuda büyük aksilikler yaşanıyordu. Ödenmeyen ya da geç ve eksik ödenen paralardan kaynaklanıyordu her şey. Backline ekibi çok geç geldi. Üç ön grup planlanıyordu, ama soundcheck sorunu ve ödenmeyen paralar yüzünden bunlardan sadece biri, The Climb sahne alabildi. Radical Noise ve Rapor 2 sahne arkasını terk etti. The Climb'ı Soundgarden'a benzettiği için konser öncesine uygun bulmayan NMA kulisinde ise ne içki, ne cathering ne de havlu vardı.

Kalan kısacık zamanda bildiği en yakın otellerden havlu bulmaya çıktı Utku, ama sonuç alamadı. Yılmadı ve akşamın geç vaktinde açık bulduğu tek dükkandan altı adet mor dantelli havlu ile kulise geri dönmeyi başardı. Dönüşte topluluğun moralini düzeltmeyi, salonun hınca hınç dolu olduğunu söylemeyi ihmal etmedi. Konser iyi geçmiş, gecenin bitiminde büyük bir sevgi duydukları Utku ile birlikte konserin Ankara ayağı için yola çıkmışlardı.

Bu günlerin ardından kısa bir Süre mailleşmişler, hatta 1999 depreminden sonra mail aracılığıyla hal hatır sormuşlar, geçmiş olsun dileklerini iletmişlerdi. Ancak yıllar sonra geldikleri Vox konseri öncesinde, Utku'yu tanımakta güçlük çektiler.

İtalyan Utku, şimdi o günlerin anısına arada bir yaşadığı topraklara sevdiği toplulukların gelmesi için bazı organizasyon şirketlerine ön ayak oluyor. Doğum gününde getirdiği Embryo, unutamadıkları arasında. Yakın arkadaşı Sardunya Adalılar Derneği Başkanı Giancarlo Palermo ile konser organize ediyor; konserlerde Türk DJ sıfatıyla etno-rock setler çalıyor. İtalyan Utku, eşi Enrica ile birlikte, balzamik sirkesiyle ünlü Modena'da bazen geçim kaygılı, ama çoğunlukla mutlu yaşantısını sürdürürken müzik sevdasını hiç elden bırakmıyor.

Dost Mekan
Peyote
Hadi indir !
Proudpilot
Duyurular
Stüdyo İmge Facebook grubu...
Club Intro