Eylül
01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Kategoriler
Kullanıcı adı:

Parola:


Kutsal'la; kadınlar, erkekler, maçoluk, rock müzik ve aşkların bilinçaltını konuştuk...
Deniz Durukan

Susuzluğun Geçti mi? Adlı ilk solo çalışmasıyla TMC Müzik'ten karşımıza çıkan Kutsal, bu albümde bütün şarkıların söz ve müziğini kendisi yapmış. Oldukça iyi bir ekibin çalıştığı albümde, düzenlemeleri Serdar Öztop ve Alper Çakır yapmış. Akustik ve elektrik gitarda Serdar Öztop, davulda Cengiz Baysal, basta Bulutsuzluk Özlemi'nin eski gitaristlerinden Sunay Özgür, solo gitarda Alper Çakır, vokallerde Şebnem Ferah, Murat Durmaz ve Alper Narman eşlik etmiş Kutsal'a.


İlk olarak Türkçe'si 'Sarışın Olmayanlar' anlamına gelen 'Ain't Blonde' adlı, kızlardan oluşan bir grupla karşımıza çıktınız. Daha önceki röportajlarınızda da sarışınlıkla ilgili demeçleriniz var. Sarışınlar aptaldır gibi bir düşünceyi destekler gibisiniz. Bu şekilcilik değil mi?

Aslında öyle değil. Sarışınlar kötüdür veya aptaldır anlamından yola çıkan bir düşünceyi içermiyor. Genel anlamda sahtekarlığın, iki yüzlülüğün, bir şeyleri imaj olarak üzerine giydirmenin, ama aslında içinde o şeyi barındırmamanın simgesi olarak düşündük. O yüzden dört kız olarak klişeleşmiş düzene kendimizce bir başkaldırıda bulunduk. Dördümüz de esmerdik ama, sarışın biri gruba giremez diye bir düşüncemiz yoktu. Yani birebir bir anlam içermiyordu bu 'sarışın olmama' durumu. Dört kız da bu işi yapabilir, üstelik düzgün yapabilir fikrini savunuyorduk.

Daha sonra 'Kutsal Hazine Avcıları' diye bir grup kurdunuz. Ardından Sezen Aksu, Nazan Öncel, Şebnem Ferah gibi isimlerle çalıştınız. Grup çalışmalarınızda vokaldeyken, bu isimlerle beraber olduğunuzda geri vokale geçtiniz.

Vokali bırakmadım. Onlarla çalışırken 'Kutsal Hazine Avcıları' devam ediyordu. Arada bir grup daha kurduk ama uzun sürmedi. Kız gruplarıyla devam etmek çok zor. Grupta bir iki kız olunca yürüyor ama, tamamı kız olduğunda sorunlar beşe katlanıyor.

Neden?

Çünkü kadınların daha çok problemi var toplumda. Türkiye'de müzisyenlik erkeğin bile zor baş edebildiği bir şey. Eğer kadınsanız ailelerin, sevgililerin, toplumun bunu kabul etmesi çok zor. Ve yaptığınız müzik rocksa, bu daha da zorlaşıyor. Gece çalışmaları oluyor, konserler oluyor... Bir kadın için çok zor.

Rock müziği genel anlamda maço bir ifadeye dayanıyor. Çok açık olmasa da, biraz derine indiğinizde erkeksi bir söylemi yakalıyorsunuz...

Zaten bütün iş alanlarında erkekler baskın. Siz kadın olarak, ben onu nasıl yapabilirim, ya da bu müziği kadınsı bir biçimde nasıl yapabilirim diye düşünüyorsunuz. Çok zor, ama yine de bunun örnekleri var. Janis Joplin, Tina Turner yapmış mesela. Biz de oradan yola çıktık.

Ama yurtdışındaki birçok kadın gerek söylemi, gerek tavırlarıyla çok erkeksi, oldukça da sert olabiliyor. Bizdeki kadın rock müzisyenleri ise daha naif. 'Ne olursan ol, kadın olduğunu unutma' lafından ayrılmıyorlar. Erkeksi olmayı bir erdem gibi de göstermiyorum ama, Nazan Öncel yaptığı müziklerle ve sözlerle bu nahifliği kırdı. Belki Özlem Tekin'i de sayabiliriz.

Erkeksileşmek sözleri daha sert söylemekle mi oluyor? Bence değil. Sert sözler söyleyen erkekler de var, yumuşak sözler kullanan da var. Önemli olan, müziği nasıl yapmak istediğindir. Nazan Öncel çok sert sözler yazdı. Bu onun tercihi, ayrıca onun müziğini de severim. Sezen Aksu çok yumuşak sözler yazıyor, ama erkek gibidir. Ferah'ın da erkek gibi olduğunu biliyorum. Bunların hepsi tek başına ve bir erkeğe yaslanmadan ayakta durabilen kişilerdir. Üslup tercihi. Ben de on yıldır ailemden ayrı yaşıyorum. Bunları birleştirdiğinde, zaten erkek gibi yaşıyorsun. Benim savunduğum bir şey var; insan bunları yaparken kadınsılığından çok fazla bir şey kaybetmemeli. Lise yıllarından beri feministtim, ama o yıllardan bu yana feminizme bakışım değişti. Eskiden 'kadınlar erkekten daha güçlüdür' gibi klişe laflar vardı. Şimdi böyle bir şey olmadığını görüyorsunuz. Bunu da yaşam size öğretiyor. Erkeklerin de o kadar kötü olmadığını görüyorsunuz. Kadınsı yönünüzü kaybettiğinizde ilişkiler de çetrefilleşiyor. Roller karışıyor. Ben yaşadım ve artık böyle davranmak istemiyorum.

Öyle davranmak da gerekmiyor aslında... Neyse, her şeyde olduğu gibi rock'ta da kadınlar azınlıkta.

Aslında son yıllarda Türkiye'de erkeklerle kadınlar dengelenmeye başladı gibi geliyor bana. Kendi müziğini yapan Özlem var, ben varım, Şebnem, Aslı, Aylin Aslım var. Gerçi Aylin Aslım rock değil, elektronik müzik yapıyor, ama sonuçta kendi müziğini yapıyor.

Rock sound'lu pop diyebiliriz bunlara aslında.

Dışardan bakıldığında rock müzik tek bir şey olarak algılanıyor. Rock'ın da kendi içinde türleri var. Yurt dışında da öyle. Örneğin Madonna'yı rock statüsüne de koyuyorlar. Ama o elektronik pop rock yapıyor. Bizde de öyle. İşin melodik pop kısmına kaçanlar da var, Pentagram gibi hard müzik yapanlar, Acil Servis, Objektif gibi altmışların yetmişlerin sound'una dayanıp rock yapanlar da var. Bence hiç birinin mahsuru yok. Herkes içinden geleni yapsın. Zaten azınlıkta olan bir tarz olduğu için, kimse pek bir tarafa yamanmaya çalışmıyor bu müzikte. Satışları da belli. Ama bunları daha popülere yakın bir şekilde yapanların, örneğin Şebnem Ferah'ın, Teoman'ın ciddi satış rakamları var. Oraya ulaşmanız da mümkün. Ama ben onların da bunu satış için yaptıklarını sanmıyorum. İçinden geleni yapıyorlar. Rock dinleyicisi muhafazakar. Beni, Şebnem'i, Teomanı, Feridun'u sevmediklerini biliyorum. Biz de rock müzik yapıyoruz ama, onlar bizi pek onaylamıyorlar. Buna da yapacak bir şey yok, ben içimden geleni yapıyorum. Önemli olan da bu. Ben onlara daha geniş bakmalarını öneririm. Çünkü bu müzik sonuçta. Elbette rock'ın çok önemli olduğunu düşünüyorum, altında yatan bir felsefesi var. Ama daha geniş bakabilirler.

Serdar Öztop'la beraber çalıştınız. Albümün düzenlemelerini ve gitaristliğini yapmış...

Boğaziçi'nde tanışmıştık. Kızlar grubunu kurduğumuzda gitar çalıyordum, Serdar'dan gitar dersleri almıştım. Oradan gelen bir dostluk var aramızda. Daha sonra albüm yapmak istediğimi iletince, o da tamam, bir demo hazırlarız dedi. Ama yaptığımız planların hiç biri gerçekleşmedi. Yaklaşık beş altı yıl bu albüm üzerine çalıştık. Demo'lar hazırdı, ama onları firmalara götürdüğünüzde, farklı beklentilerle karşılaşıyorsunuz. İlk başta yaptığım besteler çok daha ilkeldi. Serdar'la Sürekli fikir alışverişi yaptık. Kendi kendime beste yapma işini pişirmeye çalıştım. Bu konuda iyi olduktan sonra da albümü hazırlamaya başladık. Serdar iyi bir gitarsit ve aranjör. Albümün kayıtları sırasında gitarist Aytaç Çakır'la çalıştık. Böylece iki aranjörlü bir albüm oldu.

Psikoloji eğitimi almışsın. Şarkı sözlerinde psikanaliz yönteminden faydalanarak, bilinç altını ortaya çıkardığından söz ediyorsun. Ama şarkı sözlerine baktığımda, bilinçaltından daha çok aşka yönelik duygular çıktığını görüyorum. Ya da liriklerine sadece bu kısmı yansımış. Başka şeyler yok mu?

Psikanaliz benim teknik olarak bildiğim, ya da üzerinde doktora yaptığım bir şey değil. Genel anlamda bildiğim bir şey. Yoksa mesleğimi icra etmek istemedim. Onun dışında albümde başka duygulara yönelik şarkı sözleri de var. 'Bırak Kırılsınlar' dayak yiyen kadınlar için yazılmış bir şarkı, 'Boş versem Nereye Kadar' isimli şarkı ise aşk şarkısı değil. Oradaki sen'leri siz diye okursanız daha toplumsal bir şey çıkar ortaya. 'Ne istiyorsunuz benden, ben hep dürüstüm' dediğinizde, toplumda birilerini bir tarafa ittiğiniz, herkes yalancı bir ben dürüsttüm dediğiniz sanılıyor. Böyle algılanacağından endişelendiğim için siz'leri sen haline getirdim. Bazı endişeleriniz oluyor, onları törpülüyorsunuz ister istemez. Yine 'Susuzluğun Geçti mi' adlı parçayı, sorumluluktan kaçan erkekler için yazdım...

Elbette o şarkıların farkındayım, sadece çoğunluğa baktığınızda bu izlenimi veriyor. Belki de bu şarkıları bir erkek seslendirse farklı algılanır. Kadınlar şarkıyı yorumlarken, ister istemez biraz önce konuştuğumuz o kadınsılığı da işin içine katıyor.

Evet, aslında öyle gibi duyuluyor, ama öyle değil.

'Gözlerim Ağlıyor' adlı şarkınıza klip çekildi. Daha hit olabilecek şarkılar da vardı. Bunu özellikle mi yaptınız?

Bu albümü yaparken bir konsepti olsun istedim. Birbiriyle çalışan sözler olmasın istedim. Bir parçada 'ah sevgilim gitme' derken, diğerinde 'çek git' demek yanlış geliyor. Albümde hit parçayla çıkmaktansa böyle bir bütünlüğün olmasını tercih ettim. Zaten rock albümlerinde hit'e dayalı bir müzik anlayışı yoktur. Ve olmamalıdır. İster istemez ticari anlamda ön plana çıkan bazı şarkılar olacaktır. Ama esas çıkış noktası bu değildir.

Türkiye'deki koşullar düşünüldüğünde, albüm hazırlama aşamasında bazı zorluklarla karşılaştığını tahmin edebiliyorum. Neler yaşadın?

Türkiye'de müzik endüstrisi zor. Dışarıda da öyle. Elime altmışlı yılları anlatan bir kitap geçmişti, müzisyenler prodüktörlere falan acayip küfür ediyordu. Ama bu, dışarıda müzik endüstrisinin yeni kurulduğu zamanlara denk geliyor. Biz ise onların altmışlı yıllarda yaşadığı seviyedeyiz daha. Prodüktörlerin pek çoğu bu işe bir manavın bakışıyla bakıyorlar. Çok az kısmı doğru açıdan bakıyor. Daha çok yurt dışından gelen Sony, Universal gibi firmalar bunlar... Bir de şu anki firmam olan TMC için aynı şeyi söyleyebilirim. Daha önce çalıştığım birkaç firma daha vardı, ama bakışları çok farklı olduğu için anlaşamadık. Ben kendi bestelerimi söylemek istedim, hayır başkalarından beste alalım dediler. İşin ticari yanını düşünüyorlardı. Bir kısmı da o stüdyoyla değil, şu stüdyoyla çalış, ya da sansasyonla çık gibi tekliflerle geldiler. Bunları kabul etmeyince onlarla birlikte olmanız mümkün olmuyor. Bunun dışında Raks'la anlaşmıştım, iflas edince iptal oldu. Krizler oluyor, depremler oluyor, başka şeyler çıkıyor, siz oradan oraya sürükleniyorsunuz. Biz bu albümü Serdar ve Alper'le birlikte bitirdik. Ortada ufak bir para vardı, o parayla albümü yaptık. Bir çok müzisyen arkadaşım para almadı benden. Sezen Aksu hiç para almadan stüdyosunu bana açtı. Kısacası bana inanan arkadaşlarım sayesinde albümü bitirdim. Bir de bu firmaya geldikten sonra çok huzurlu oldum.

Rock'ta grup anlayışı daha hakim. Solo çalışma da yapsan, arkada çalanlar çok önemli. Pop'ta ise hep solist ön plandadır.

Evet, zaten rock müzikte ya grubunuz vardır, ya da tek başına bestelerinizi yapıyorsunuzdur. Her iki durumda da arkanızda mutlaka iyi bir ekip oluşturmanız lazım. Soliste dayalı müziği sevmiyor rock dinleyicileri.

Peki susuzluğun geçti mi?

Benim geçti de, geçmeyenler olabilir...
Dost Mekan
Peyote
Hadi indir !
East of the Sun
Duyurular
Stüdyo İmge, Açık Radyo'da...
Club Intro