Stüdyo İmgeUzun zamandır ortalıklarda gözükmeyen Kate Bush'u anmak amacıyla, 1980 tarihli 'Never Forever' albümü yeni çıktığında yapılan bir söyleşiyle anarak, şöyle bir eskilere uzanalım istedik.
Baştan başlayalım. Albümünüzün adı "Never For Ever'. Bununla ne demek istiyorsunuz?
Bu, zaman zaman herkesin hissettiği 'hiçbirimiz baki değiliz, ölüm kaçınılmaz, iyi- kötü her şey gelip geçici' fikrinin bir yansıması aslında. Yani, kendinizi çok kötü hissettiğiniz zaman bile, bunun sonsuza dek sürmeyeceğini bilirsiniz. Her şey geçicidir; kendimiz ve içinde bulunduğumuz her şey ve bunu hep hatırlamalıyız çünkü o zaman, bir kere daha düşünmek istiyorsunuz.
Son albümünüzden beri geçen Süre içinde, böyle hissetmenize neden olacak olaylar yaşadınız mı?
Sanırım bu, şarkı yazmaya başladığımdan beri hissettiğim bir şeydi. Bence, yaratıcı alanlara girdiğiniz anda, özellikle sanat içinde, her şeyin gelip geçici olduğunu, uzun Süre etrafta olamayacağınızı daha iyi anlıyorsunuz.
Bazen aklınıza bir şey geldiğinde, 'Bunu şimdi yazmazsam, unutup sonsuza dek kaybederim' diye düşündüğünüz oluyor mu peki?
Evet, evet. Bence o 'olduğu an'ı yakalamanız çok önemli. Fırsatları kaçırmamalısınız yoksa yaşlandığınız zaman, pişmanlık duyarsınız. Dakikasında oynamak önemlidir, ne kadar zor olsa da.
İlham perinize o anda uymak zorunda olmak, yani kendi zamanınızı kontrol edememek sizi rahatsız etmiyor mu?
Ediyor ama maalesef başka nedenlerle de şu ilham perisi engellenebiliyor. Çok meşgul olduğum zaman bile beni çağırırsa giderim. Sanırım bazen bunu ihmal ettiğiniz ya da reddettiğiniz için endişeleniyor ve kaybolacağını düşünüyorsunuz. Bence sanatçının en büyük korkularından biri kuruyup kalmaktır ve özellikle yazan her insanda böyle bir korku vardır.
'Never For Ever' albümünüzün kapağı gerçekten çok ilginç. Hem iyi, hem kötü, hem güzel hem de çirkin karakterler arasında rüzgarda uçuşan etekliğinizle sizin bir resminiz var. Bu kimin fikriydi?
Aslında fikir benim ama hayata geçiren kişi, kendi algıladığı gibi yorumlayan bir sanatçı olan Nick Price'dır. Mantık, hepimizin o siyah/beyaz, yarasa/ kuğu özelliklere sahip olduğumuz. Ne sadece iyi, ne de tam olarak kötü olabiliriz, ikisinin bir karışımıyız. Benim açımdan, iyi ve kötü taraflarım hepsi, müziğime karışıyor ve kapakta gösterdiği gibi benden çıkıp, albüme yansıyorlar. Anlatmak istediğimiz şey buydu işte; birçok şeyden oluşuyor olmamız ve bunların bir gün, ister kızgınlık, ister üretkenlik şeklinde olsun, mutlaka su yüzüne çıkmak isteyecekleri.
İçinizdeki bu siyah/beyazlıktan bahsediyorsunuz, halbuki o güzel gülümsemenizle gayet hoş bir kadınsınız ve insanlar sizin için 'ne şirin bir çocuk' şeklinde düşünüyorlar. Ama tabii içinde büyük şiddetler olan şarkılarınız da var, 'Wedding List' gibi...Çok rahatsız edici bir parça.
Evet, sanırım bu şarkının enerjisi çok rahatsız edici ve zaten benden bu yüzden yazdım. İntikamın enerjisiyle ilgili bir parça o, insanın hayatının geri kalanını intikam uğruna harcayabileceği gerçeğiyle ilgili. İntikam alındığında çok tatlı olabilir çünkü amaca ulaşılmıştır ve artık ortada bir şey yoktur. Bu çok anlamsız, boşa harcanmış ve karanlık bir enerjidir. Birçok film, intikamı konu edinmiştir çünkü bu insanları etkileyen bir konudur ve hepimizin içinde bir yerlerde mevcuttur. Ve belki bazılarında, diğerlerinden daha fazla bile olabilir.
'The Wedding List' şarkınızda, Rudy isimli bir karakter var. Bu, okuduğunuz bir şeyden mi yoksa gerçek hayatın içinden ilham aldığınız biri mi?
Hayır, alakası yok. Şarkıyı yaparken ortaya çıkmış öylesine bir isim ve sonradan da değiştirmek için uğraşmadım açıkçası, öyle kabul ettim.
Erkek kardeşiniz Paddy de bu albüme konuk olarak katılmış ve birkaç şarkıda pek de alışık olmadığımız enstrümanları çalıyor. Mesela Balalayka, Koto ve stumento di porco gibi. Bu aletleri nerden buluyor?
Pek bilinmeyen enstrümanlar Paddy'nin ilgi alanıdır. Geçmişe ait aletlere karşı bir zaafı vardır. Enstrüman yapmayı öğrendiği bir kursa gitmişti ve bu "strumento di proco'yu da kendisi yaptı zaten.
Paddy'i davet etmek sizin fikriniz miydi yoksa kendi mi teklif etti?
Paddy'le çalışmayı eskiden beri düşünüyordum. Aslında bütün albümlerimde yer aldı ama bu seferki gibi yoğun olarak değil. Zaten bu albümle ilgili en güzel şeylerden biri de, birçok insanın kendince bir şeyler yapabileceği alana sahip olması. Ve Paddy de, enstrümanların yeni alanlar ve hisler yaratmalarına yardımcı oldu.
Albüme yardımcı olan bir diğer sanatçı da Peter Gabriel ve siz ona 'pencereleri açtığı için' teşekkür ediyorsunuz. Bununla ne demek istediğinizi açıklar mısınız?
Çünkü o bir bakıma pencereleri açtı ve benim için içersini biraz aydınlattı. Peter'la birlikte çok özel işlere imzamızı attık ve umarım gelecekte de çok güzel şeyler yapacağız. Bunu çok isterim çünkü bir müzisyen olarak kendimi ona yakın hissediyorum. Başka müzisyenlerle çalışmak çok değişik bir sorumluluk ve aldığın enerji de sanki, nasıl anlatsam, bir dansçıyla çalışmak gibi bir şey; karşılıklı fikirler arasında gidip geliyorsunuz...