Nil SeçkinHerkes hayatının bir döneminde rock yıldızı olmayı hayal etmiştir. Hem çirkin hem ünlü olabilmek için bir Björk ya da Nickelback olmak gerektiğinden ünlü olamayacağını anlayanların bu çocukluk düşü çabuk kaybolur. Daha çok şarkı yazmakta başarılı olan, ne var ki tipi yaptığı müziğe uygun olmadığı için müzik şirketleri tarafından geri çevrilen bir çok insan olmalı. Buna güzel bir örnek olark nu-metal tarzı bir grupta şişman ya da kel olmadığı halde basçı olmaya kalkan birini gösterebiliriz. Bir örnek daha isterseniz işi gücü 'şarkı yazmak', 'şarkı satmak' olan ve diğer felaket 'mainstream' gruplardan kendisini ayrı tutacak herhangi 'sanatsal' bir numarası olmayan indie rock'çıyı ele alın.
Bir grup kurulurken yapılan en yaygın iki hatadan biri belli bir sound'u hedef almaktır. Bu değilse diğer hata yapılır ve son zamanların grubu olmayı sağlayacak, müzikte devrim yaratan çok farklı bir sound ortaya çıkarmaya çalışılır. Bunu yapan gruplar bugünün dünyasında başarılı bir grup olmayı gerçekten istiyorlarsa bu yolların işe yarayacağını düşünerek ne kadar yanıldıklarının farkında bile değiller ve çok büyük yanlış içindeler. Bu hata ancak müzik dünyasını hiç takip etmeyen birinden beklenebilir. Allah aşkına, belki bunu fark etmemek söylediğimden daha kolay olabilir ama istisnasız müziğin her köşesine sinmiş olan bir olguya rağmen hiç kimsenin bir grubun gerçekte nasıl popüler olduğunu farketmemesi ilginç.
Bir gruba başarı getiren ya da onu batıran; müzikten, pazarlamadan ve reklamdan da önce olan bir şey var ve ben buna grubun 'numarası' diyorum. Ne sayıda kadın veya erkek hayranı olduğuna bakmaksızın her grubun batmasını ya da çıkmasını sahip oldukları 'numara' belirliyor. Baştan beri bu yolda giden Aretha Franklin'in 70'lerdeki numarası 'Erkekleri ve yemek yapmayı sevmeyen, ama onları yemeği seven kadın!' olarak tanınmasıydı. Müzik dünyası grupların ve solo müzisyenlerin bu numaraları üzerine o kadar çok gitti ki bir grubun ünlü olmak için aslında bir eser vermesine bile gerek yok artık. Eğer pazarlama yeterince doğru yapıldıysa müzik endüstrisinin başarılı bir elemanı olmak için bir şarkı yapmaya bile ihtiyacınız olmayacak. Bunun bir örneği Mandy Moore. Onun numarası da 'Sex yapmayan kız çünkü yaşı onunla sex yaptığınızda hapse girmenize yetecek kadar küçük'tü. Bunu söyleyen çok zekice bir iş yapmış bir tanecik parça dahi çıkarmadan kız(!) ünlü olmuştu bile. Bir albüm çıkarmasa da olurdu. Toplumsal hayal gücünün bir uydurması olarak da kalabilirdi.
Çirkinseniz ama iyi bir numara buldunuzsa (Björk'ün numarası ''Banana fork spoon en fuego'ya benzer şarkı sözleri yazan sıkıcı küçük kız) hayatınız geri kalanı boyunca MTV2 gibi alternatif kanallarda boy gösterirsiniz. Popüler müziğin zulmüne karşı duranlar ve MTV'nin bundan başka bir şey çalmadığından dem vuranlar için bu bir problem oluşturmaz. Aslında bu kişiler de kendi müziklerinin ortalama mainstream gruplarınki kadar pop olduğunu göremeyen ve her grubun yaptığı gibi albümlerini satmak için numaralar peşinde koşan ikiyüzlülerdir. Hayranları da şu 'çok sattı' deyişinin hayranıdır. Bu söz genelde berbat bir grubu savunmaya çalışan aptal ve moronlar'dan duyulur. Artık bu kişiler 'Ama çok sattı!'dan daha iyi bir gerekçe uydursalar iyi olur. Çok satmanın daha fazla albüm satmak için sound'unuzu değiştirmenize yol açtığı söylenir. Bana bir tane sound'unu hiç değiştirmemiş ve popüler olmamış bir grup söyleyebilirseniz gidip kendinizi bir köprüden atın çünkü çok fazla gereksiz şey biliyorsunuz; kurtuluşunuz yok.
Başarılı bir numara kimse farkına varmadan sonuna kadar aynen tekrar edilebilir. Velvet Underground'ı ele alalım. Onların numarası 'Bizler sanatçıyız çünkü ilk albümüzü 5 kişi aldı! Al dinle sen de 'cool' ol!'idi. Strokes bu numarayı aldı ve şu şekle soktu: 'Wow, biz de en az Velvet Underground kadar kötüyüz.' İki numara da sözkonusu grupları, bazı insanların az albüm satmış olmanın bir numara olamayacağını düşünmelerinden dolayı popüler yaptığına göre aralarında çok az fark var. Yani az satmak da bir numara! Bu karşıtlık numarası grunge'ı da (biz hair metal değiliz!) nu-metal'i de (biz boy band değiliz!) popülerleştirdi. Aslında karşıtlık numarası son yıllarda inanılmaz derecede yaygın kullanıldı ve eskimek de bilmiyor.
Bir grup kurmanın en önemli adımını kavradığınıza göre artık ne tür müzik yapacağınıza karar vermelisiniz. Bütün türler ve onları alt türlerine göz atmak çok uzun zaman alacağından sadece türler dünyasının çöplüğü olan rock müziği ele alacağım. Bu sayede içinde olmanız gereken başarılı grup türü üzerinde daha kolay yoğunlaşabilirsiniz. Nu-Metal, Emo, Death Metal, New Wave, Indie Rock, Generock hepsine yarın değineceğiz. O zamana kadar kendinize bir 'numara' düşünün, ne tür müzik yapacağınıza da yarın karar veririz.