Stüdyo İmgeKonserin ilk yarım saatini oldukça coşkulu geçiren dinleyici, sonlara doğru o heyecanı kaybeder gibi oldu. Sanırım bunda ilk albümleri Köledoyuran'dan farklı bir soundla dinleyicinin karşısına çıkmalarının etkisi var. Köledoyuran'la bizi mistizm sınırlarında dolaştıran grup, son besteleriyle, soundlarını elektronik müziğe başarıyla taşımış.
İlk albümlerinde, Ortadoğu müziğinin temalarını tekke müziğiyle birleştiren grup, son derece özgün bir tarz yaratmıştı. Böylece, Replikas müziği denebilecek bir sound oluşturmuştu. Dinleyici belki de bu havayı solumak istedi ve biraz şaşırdı. Oysa Replikas kendini farklı arayışlar içinde ifade eden bir grup.Yani var olan sanata karşı bambaşka bir sanat arayışı içersinde olması, müzikte bir dertlerinin olması, onları deneysel arayışlara yöneltiyor... Toplum olarak yeniliğe çok açık olmamamız ya da farklı olanı zor kabullenmemiz, Replikas gibi grupları karmaşık bulmamıza neden olabiliyor.
Bütün bunlara karşın Replikas, tarzıyla hiç de küçümsenmeyecek bir kitleyi etkilemiş, farklı bir müziğe doğru dinleyicisini sürüklemeyi başarabilmiş bir grup. Popülizmin doruk noktasını yaşadığımız şu günlerde Replikas'ın dinleyicisini bu seviyeye taşıması son derece önemli. Çünkü onlar gelecekteki müziğin temel taşlarından biri olacak.
Uzun lafın kısası, onlar çok iyiydiler. Özellikle davulda Orçun, vokal ve gitarda Gökçe, diğer gitarlarda Barkın, Selçuk ve groove box (ritim kutusu)'ta Erden Özer "zehirli sesler" sundu bize.