Kategoriler
Kullanıcı adı:

Parola:


Aşk mı O da Ne?
Deniz Durukan

Globalleştikçe daha bir şeffaflaşıyor, şeffaflaştıkça açılıp saçılıyoruz. Öyle ki, yıllardır üzerimizde taşıdığımız geleneklerin baskısı, muhafazakar yapı, yerini rahatlamaya bırakarak arzuların patlamasına neden oluyor. Bu patlama, Türk insanını bire bir yansıtan sanat türüne, yani müziğe, oradan da gündelik hayatımıza biz fark edemeden, olağan bir şekilde giriveriyor.

Seksenli yılların sonlarında başlayan, doksanlı yıllarda ise tavana vuran "kırma" bir Süreç bütün gücüyle yaşamımızı etkisi altına aldı. Bu sarsak kapitalizm, tüketime yönelik her türlü duyguyu abartılı bir şekilde yaşamımıza soktu. Özellikle ilişkilerde görülen doyumsuzluk ve kısa Süreli tatminler, aşkı da tüketilecek, apar topar yaşanılıp bitirilecek bir duyguya dönüştürdü. Batı ülkelerinin yıllar önce, bir takım Süreçlerden geçerek yaşadığı cinsel özgürlük, bizim önümüze birdenbire ve tepe taklak düşüverdi... Deyim yerindeyse gökten zembille indi.

Son yıllarda yapılan şarkılar, ilginçtir, özellikle de kadın müzisyenlerin şarkıları bu hafiflemenin dışa vurumu sanki. Bu özgürlüğü ve ihtirası şarkılarında sonuna kadar kullanan kadın müzisyenler, yıllardır yaşayamadıkları boşalmayı artık el yordamıyla ve ürkek bir şekilde değil, basbayağı cesurca yapıyorlar. Çıktığı ilk yıllarda ve uzunca bir Süre duygusal şarkılarla tanıyıp dinlediğimiz Sezen Aksu'yu, doksanlı yıllara gelirken daha rahatlamış, daha pervasız bir söylemle bulduk karşımızda. O bildiğimiz minik serçe gitmiş, yerine cesur, alaycı, arzulu, özgür bir kadın gelmişti. Sevgilisine "Sen ağlama dayanamam göz yaşlarına" diyen aşık kadın profili, 90'lı yıllarda yerini " Yalnız yatmak mı allah korusun" diyen, kalbini ısıtmak yerine yatağını ısıtmayı tercih eden şehirli, bağımsız kadına bıraktı. İki binli yıllarda ise aynı kadın "Oh oh suyundan da, oh oh şuyundan koy" diyecek aşamaya geldi.

Nazan Öncel "Napcaz şimdi, yatcaz şimdi" derken, Sertab Erener Yaklaş adlı şarkısında "Söndür beni bir nefes daha, yanıyoruz gece gibi, sevişelim sevişelim şimdi" diyor, böylece romantik aşkların yerini şehvet dolu sevişmelere bıraktığı resmen ilan ediliyor. Artık eski Türk filmlerindeki o masum, saf aşkı bekleyen, pembe panjurlu ev hayalleri kuran kadınlar yoktur. Hovardalık yapan, aldatan, -erkekler gibi- canı istediğinle, sırf zevk için yatan bir kadın protipi vardır. Hatta Gülşen'in şarkısındaki gibi " Sana bir ihanet borcum var" deyip, önüne çıkan herhangi birini kullanarak borcunu ödeyiverir! Sonunda olan olur; kadın dişe diş, göze göz bir mücadele içine girer, özgürlüğünü ilan eder.

Bu söylem, görünüşü seksi, ama erkeksi tavır sergileyen kadınların müzik alanında hızla yer edinmelerine neden olur. Yonca Evcimik'in "Bandıra bandıra ye beni, doyamazsın tadıma, bütün numaralar bende, sen de var farkıma..." sözleri kendini sunan davetkar bir ifade taşır. Kadın edilgen değildir ve onda her numara vardır. Bu durum hem kendini pazarlamayı , hem de ispat etmeyi beraberinde getirir.

Sert ve erkeksi söylemiyle sokak kızı olmaya aday Nazan Öncel, toplumun değişen yüzünü gösterir, cinsel özgürlüğü tavandan tabana doğru yayar. Bu kadarla da kalmaz, Tarkan'a Hüp şarkısını yazar. "Hüp diye içine çek beni" diyen Tarkan, erkeğiyle kadınıyla milyonları içine çeker. Zaten herkes de çekilmeye hazır vaziyette, ağzının suyu akarak seyretmektedir Tarkan'ı. Çekilen klipler, güzel hatunlar, kaslı erkekler arzu dolu şarkılar hepsi bir tek şeye hizmet eder; cinselliğe ve onun da parçası olduğu popülizme. Toplumun yıllardır giysilerin altında saklı tuttuğu dürtüleri ayağa kaldırıp, toplu mastürbasyona neden olan bu şarkılarla genç kızlar konserlerde müzisyenlerin boynuna boşuna sarılıp çığlık atmaz. Bu ihtiras fırtınasına neden olan şarkılar bedenimizi harekete geçirir, ama ruhumuzu asla.

Çünkü aşk zordur, risklidir. Pop ise tüketilmeye yönelik bir müzik türüdür. Bu yüzden aşkı taşıyamaz. Zaten poptan bunu beklemek de haksızlık olur. Pop müziğin temelinde aşk, önceden beri aksak giden bir duygu olarak yer edinir. Her ne kadar tüm dönemlerde aşk için şarkılar yazılmış, bu duygu diri tutulmaya çalışılmışsa da, pop müzikte yuvalanan aşk her zaman yıkılmaya, yara almaya hazır bir halde bekler. Son yıllarda yaşanan köklü değişim sayesinde pop da üzerinden bu ağırlığı kolayca attı, rahatladı. Hepsi bu...
Dost Mekan
Salon İKSV
Hadi indir !
NITRO - We Are Nitro
Duyurular
Stüdyo İmge, Açık Radyo'da...
Sosyal Ağ