Deniz Durukan2001 yılında Anabala Han'da boş bir dükkanda gerçekleştirilen bir porejenin parçası olan bu kasette, proje sırasında çalışanların sesleri ve pasajdaki diğer dükkanlarda çalan müzik ve konuşmaların kaydı yer alıyor. Bu projenin nasıl gerçekleştiğini merak edip, sorduk, onlar da anlattı:
Ceren: Bir arkadaşımın babasının boş bir apartmanı vardı. Yaza doğru yıkılacak olan bu apartmanın en alt katında heykel bölümünde okuyan arkadaşım ve başka bir arkadaşıyla beraber orada çalışıyordu. Hep beraber yıkıma kadar burada bir şeyler yapalım dedi. Bunun üzerine bir çok insanın katılımıyla apartmanda çalışmaya başladık. Böylece apartmanın kendi kimliği oluşmaya başladı. Önceden saptanmış bir tema yoktu, kendiliğinden spontan bir şey oluştu.
Yani tamamen doğaçlama oldu öyle mi?
Murat: Evet, bu konuda aslında biz mücadele verdik. Apartmandaki diğer insanlar birbirlerini tanıyorlardı, ama olaydan pek haberdar değildi. Her hangi bir şey saptamak sahte olurdu. Biz apartmanın yapısını koruyarak herkes kendi odasında bir şey yapsın istiyorduk. Bütün kapılar açık olduğu için, projede yeralan kişiler istediği odaya girip çıkabilecek serbestlikteydi. Bu yüzden birbirinden etkilenip konuşanlar, beraber bir şeyler yapanlar olabilirdi, ama biz bütün apartman böyle bir şey yapsın diye zorlamaya girmedik.
Ceren: Apartmanın açılış gününde herkes kendi kafasına göre bir afiş yapsın, çeşitli yerlere asılsın diye düşündük. Daha sonra yapılan bu afişlerden, bir katolog oluşturulması gündeme geldi. Ama katolog fikrini gerçekleştiremedik. Bu apartman altı katlı, on iki daireli idi. Proje bittikten sonra başka insanlar, sergilere katılmaya başladı. Bunun devamının gelmesi için, birkaç kişiyi daha toplayarak Anabala Han'daki dükkan projesini hayata geçirdim. O dükkan üç metre kare, dövmecilerin ardiyesi gibi bir yerdi.Orada iki ay çalıştık. Bir hocamız gelip, gördüğünde fanzinler evi demişti. Sahiden de dışarıdan bakıldığında o görünümdeydi. Oradaki sesleri Murat kayıt edelim dedi. Böylece dükkan içinden başka bir proje çıktı. O sesleri kayıt edip, kasetlere çektik.
Murat: Dükkanın iki aylığına kiralamıştık ve geçici olmasını planlamıştık. Oradaki çalışmalar, bizden sonraki gelecek insanların kiralaması sonucuyla yok edilecek, ya da beğendikleri şeyleri muhafaza edecektiler. Bu albüm projesinde de dükkanın bir hafızası olsun diye düşündük.
Ceren: Aynen de öyle oldu. Dükkanın kapanmasıyla, apartmandaki afiş fikrini yeniden uygulamayı düşündük. Orada herkes afiş yapıyordu, bu sefer herkes bu kasetlerin kapağını yapsın ve elden ele dolaşan bir şey olsun istedik. Şu anda bu devam ediyor. Hatta bunu ikinci, üçüncü bir proje olarak devam ettirmeyi düşünüyoruz. Orijinal kapak yapıp arada, dükkanda çalışmış olanların, küçük işlerini sokuşturup, resimler, diyalar... gibi çalışmaları Anabala'da satmayı düşünüyoruz.
Bu kasette iç kapaklar saptanmış oluyor değil mi?
Murat: Evet, iç kapak saptanmış olarak kullanıldı. Kim var, hangi sampler veya ses örnekleri kullanıldı belli olsun istedik. Ama dış kapağı, kaseti alan belirleyip, istediğini yapacak. Bir başkasına vercek, o alan da bir başkasına hazırlayıp verecek.
O apartmandaki eserlere ne oldu?
Murat: Bir çok duvar resimi vardı. Apartmanla beraber yıkıldı.
O projede çalışanlar, genç insanlardan oluşuyordu sanırım.
Ceren: Mimar Sinan ve Marmara Üniversitesi öğrencileriyle birlikte, İzmirli birkaç gencin katılımıyla gerçekleşti.
Aslında orada sivil bir hareket oluşmuş.
Ceren: Evet, ama gazetelerde yer almasıyla da bir anda medyatikleşti. Basın ve televizyon üzerimize çullandı.
Murat: Ama bu en son aşamada oldu. Artık herkes eserini ortaya koymuştu. İşin üretim Sürecini etkileyen bir şey değildi. Sergi aşamasında basın geldiği için, bizi çok da olumsuz yönde etkilemedi.