Eylül
01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
Kategoriler
Kullanıcı adı:

Parola:


Kazı Kazan!
Deniz Durukan

Büromuza geldiler. Ben sordum, onlar da yarı alay, yarı ciddi cevapladılar. Kaan Çaydamlı'nın dediği gibi ben de tepkisizce okurlara sunuyorum.

Bu kadar mısınız?
Tolga: Gökcan var diğer arkadaşımız, o evde.

Niye Gelmedi?
Tolga: Yaşı on altı, annesi dışarıya çok göndermiyor.

Konserlere nasıl çıkıyor?
Tolga: Özel izin alıyoruz. Acayip bir çocuk o...

Nasıl yani...
Ali: Okuldan atıldı.

Sizler kaç yaşındasınız?
Ali ve Tolga: 23 yaşındayız

Öğrenci misiniz?
Tolga: İstanbul, Arkeoloji
Ali: Ben bıraktım okulu, daha doğrusu üç üniversite bıraktım.

Neden?
Ali: Sevemedim....

Müziğe ilgi nasıl başladı?
Tolga: Müzik benim için yeni, çok eski değil... On beş on altı yaşlarında başladım...

On beş on altı yaş zaten çok büyük bir yaş değil...
Tolga: Benim ailem Gölcükte oturuyor. On yedi yaşında İstanbul'a üniversiteye geldim.O günden bu yana müzikle uğraşıyorum.

Ailenden ekonomik destek alıyor musun?
Tolga: Birkaç yıl almadım, aram bozuktu, kötü işler yaptım.

Ne gibi ?
Tolga: Beyaz kadın ticareti(kahkaha), şaka, küçük çapta hırsızlık yaptım, geçinmek için gizlice evlere girerdim. Sonra baktım bana göre değil, vazgeçtim. Birkaç ay kiramı ödemek için ödünç aldım. Amaç hırsızlık değildi.

Ödünç aldıklarını geri verdin mi?
Tolga: Tabii ki hayır, çünkü param olmadı hiç.
Ali: Ben nasıl müziğe başladığımı pek hatırlamıyorum, müzik dinliyordum, madem dinliyorum, bari yapayım dedim. Gitar çalmaya çalıştım, ama beceremedim. Bari vokal yapayım dedim, onu da beceremedim. Cemiyette Pişiyorum'u kurunca, bas gitarist olarak gelen arkadaşın, bas çalamadığını farkettik. Zorunlu olarak bascı oldum.

Nota eğitimin var mıydı? Kendi kendine mi öğrendin?
Ali: Nota eğitimi aldık, ama daha çok kendi çabamızla öğrendik.

Neden Cemiyette Pişiyorum?
Tolga: Özel bir nedeni yok, bir fanzinde geçiyordu, hoşumuza gitti. Biz de gruba isim arıyorduk, bunu kullandık.

Çocukluktan bahsedelim...
Ali: Çok kötü değildi. Sadece bir dönem, ergenlikte fırtınalı geçti, o da normal

Ailenle mi yaşıyorsun?
Ali: Evet, zaten babamın işinde çalışıyorum. Elektirik panosu yapıyorum.İşçilik yapıyorum.

Mutlu musunuz ortamınızdan?
Tolga: Daha kötülerini gördükçe, mutlu olduğumu düşünüyorum.

Nasıl daha kötüleri?
Tolga: Benden kötüleri var işte, mutlu olmak için üniversiteyi bıraktım. Şeyim yok zaten, devletle, bürokrasiyle... Mesela ben üşenip, okula kayıt yaptıramadığım için, ikinci sınıfta kaldım. Elektrik faturalarını, su faturalarını yatıramıyorum, uğraşmak istemiyorum. Telefonun çalması, kapının çalması beni sıkar, gidip açmam.

Yani nihilist bir davranış...
Tolga: Farketmez, isim koymak gerekmiyor(Sürekli tırnaklarını yiyor, bazen gergin, bazen de dalga geçiyor), yaşam tarzımız o, özellikle öyle davranmıyorum, içimden öyle geliyor, buna koyulan isimler beni pek ilgilendirmiyor.

Ali konuşmayacak mısın?
Ali: Kafam dağınık, akşam geç yattık.

Ne yaptınız gece?
Tolga (gülüyor)

Kızlar mı vardı?
Tolga: Yok ya !

Aşkla işiniz yok mu ?
Tolga: Kızlarla işimiz yok.

Neden? Tolga: Kız düşmanlığımız var, ama kızları etkilemek için yapmıyoruz bunu. Özel bir şey de yok.

Olmalı ama...
Tolga: Biz gençiz, bluğ çağındayız.

Hadi Ya!
Tolga: Kafa olarak o dönemde takıldık.
Ali: Şarkı sözlerini genelde Tolga yazdığı için, oraya da yansıyor.

Agresif bir Tolga var karşımızda
Ali: Tolga sen de sinir var ya...

Nerelere gidersiniz?
Ali: Gece çok dışarı çıkmıyoruz, bazı gittiğimiz yerler var, Anabala Pasajı var, orada arkadaşın dükkanı var, orada takılırız. Evlerde toplanırız.

Neden?
Tolga: Zaman kötü
Ali: Yapacak bir şeyimiz de yok.
Tolga: Özel bir şeyimiz yok yani. Ama ortamı soracaksan bir yığın grup var müzik yapan. Genelde Lay Lay Lom barda çıkar bu gruplar. Onları izleyen seyirciler de 13- 14 yaşlarında çocuklardan oluşuyor. Benim gibi giyinirler (bu arada tolganın kıyafeti; enine yatay çizgili renkli, eskimiş ince bir swit t- shirt'un kollarını kesip, bacağına geçirmiş, çorap gibi giymiş. Üstüne de dizlere kadar bol bir şort, rengi gitmiş, siyah bir bluz, kafasında bir bere), bol pantolonlar falan... Acayip ya, ne olduklarını bilmiyorlar. New school diye bir şey dinliyorlar. Pop rock gibi, gitarın abartılmış şekli, popüler kültüre ait bir müzik. Hepsi onları dinliyor. Biz konsere çıkıyoruz, biletçi dediğimiz grupların arasında çıkıyoruz. Başka grup yok çünkü. Çoğu İngilizce şarkı söylüyor. Biz Türkçe söylüyoruz, sahneye çıktığımızda, şaşırıp bakıyorlar.

Çok mu özentiler?
Tolga: Bir şey bilmiyorlar...

Kendi kültürlerini mi inkar ediyorlar?
Tolga: Bir kültürleri yok ki inkar etsinler, onlar altıdan yediden sonra evine gidiyor, biz de o saatten sonra sokağa çıkıyoruz.
Ali: O istediğiniz alt kültürlerden bahsedeyim. Herşeye bok atıp duruyoruz, ama undreground çevre de o kadar temiz değil. Konser vermek istiyoruz, ama konser vereceğimiz mekanlar yok. O underground mekan sahipleri çok para istiyorlar.
Tolga: Üstelik krolar...
Ali: Uçuk Kaçık bar, (şimdi İn de İn oldu daha entel bir havaya büründü) disko Sheskpir... Tam düğün salonu gibi.
Tolga: Keşke düğün salonu olsa

Uçuk kaçık bar ve Sheskpir'e kimler gidiyor?
Tolga: Çılgın Sedat diye biri vardı, Uçuk Kaçık Barda çıkıyordu, Kuşum Aydın gibi... Öyle yerlerde konser verdik. Pavyondan beterdi.
Ali: Türkiye'de konser salonları var, ama o konser salonlarından para alamıyoruz.
Tolga: Diyorlar ki konser yerine git, yüz bileti garantile. Bir de o biletleri ben satacakmışım.
Ali: Laylom'da grup başına otuz bilet sattırıyorlar...
Tolga: Şimdi son çıkacağımız konserde satılan biletlerin parasını bizden alacaklarmış. Ne ya! Müzik mi yapacağım, onu mu? O fotokopi afişlerde gördüğünüz konser afişleri çok zor şartlarda hazırlanmış. Tarkanın ayarlanmış milyarlık şeylerden değil.

Cemiyette pişiyorum, bu çevrede tanınan bir grup...
Tolga: Ben biliyorum kendi ismimi ama, başkaları biliyor mu bilmiyorum. Laylaylom'a gelen kızların bilmeleri de pek önemli değil. Zaten bilmiyor da, adımızı duymuş geliyor, o bilmek değil. Mesela ben sevmiyorum, konserde çok fazla hoplayıp zıplayanı, otur dinle. Çünkü sözler önemli.
Ali: Şey de var, hoplamayıp ama, dinlemeyen de var.
Tolga: Onu demiyorum. Laylay lom'da mesela konser veriyoruz, söylediğimiz üç dört şarkı kızlara küfürle dolu, ama kızlarda hiç tepki yok, yüzlerine pis pis, tükürür gibi bakıyoruz, ama onlar bön bön bakıyor. Git, ağla yani, ama o hopluyor.
Ali: Konserlere gelenlerin sözlerimizi dinlemelerini istiyoruz, ortama gelmiş için konsere gelen kişi istemiyoruz, ama Lay lay lom konserlerinde öyle olur. Burada kimin çıktığı önemli değildir, sadece konser olduğunu bilirler, o ortam için giderler. Herkes orada toplanmıştır çünkü.

Çok fazla grup var sanırım?
Ali: Evet, çok var, nerdeyse elini sallasan gruba çarparsın. Çoğu cover yapıyor.
Tolga: Yaptıkları gerçek cover da değil. Cover ayrı bir olaydır. Fakat bizdekiler cd kayıtı gibi aynısını çalıyorlar, kendi yorumlarını katmıyorlar.
Ali: Bunların izleyicileri de ona göre değerlendiriyor. Bu burada şunu yaptı, yanlış yaptı gibi. Sana ne, ne çalarsam çalarım. Aynısını çalmamı bekliyorlar. Cemiyette Pişiyorum grubunu kurmak istediğimde eleman arıyorum, grup için. Bana ne çalacaksınız, kimlerin coverini yapacaksınız diye soruyorlardı, ben de kendi parçalarımızı dediğimde, dudak büküp, gülüyorlardı.
Tolga: Demoyu niye yaparsın? Kendini tanıtmak için? Herifler gidip, cover yapıyorlar.

Punklar nasıl yaşıyor?
Tolga: Pis yaşıyor (çok gülüyor)

Hard core ve punk grupları çok anlaşamıyor galiba.
Tolga: Kız yüzünden kavga ederler hep.
Ali: Hardcore grupları punk yapanları sevmez. Çünkü punkları dalgacılıkla suçluyorlar.

Anladığım kadarıyla bu ortam pek eğlenceli...
Ali: Eğlenebildiğimiz kadar eğlenmeye çalışıyoruz.
Tolga: Evet, eğleniyoruz.

Yaptığınız işi çok ciddiye almıyorsunuz ? Neden?
Ali: Para gerekiyor...

Bunun için sanırım çalışmaya ihtiyaçınız var.
Tolga: Düşünüyoruz, ama yapamıyoruz, sanırım komiğiz ondan.
Ali: Bir şeyler yapmak isteriz de destek olan yok.

Çok şey mi istiyorsunuz?
Ali: Şimdi cebimden kayıt parası çıkarıp veremem ki. O kadar param yok. Parasızlık bir çok şeyi engelliyor.
Tolga: Para çok büyü sorun, imkan verilsin her şeyi yaparım. Ama bu şartlarda herhangi bir şey yapacağıma inanmıyorum

Sorun para diyorsunuz, ama işe girip çalışmaya karşısınız, okumaya da karşısınız....
Tolga: Yok hiçbir şeye karşı değilim canım, üşengecim. Babam çalışmazsa para gönderemez, bunu istemem.

Doğru, zor olur sizin için. Şarkılarınızda bolca küfür, agresif sözler var. Yazdığınız gibisiniz herhalde.
Ali: Şarkıları Tolga yazıyor. Ben onun yazdıklarını mı yaşayacağım.
Tolga: Pazar günleri patates soymayı severim diye şarkı sözü yazdım.. Pazar günleri patetes soyabilirsin ama.
Ali: Patates soymayı sevmiyorum abi.

Kız arkadaşlarınız nasıl? Aileleriyle mi yaşıyor?
Tolga: Kız arkadaşım ailesiyle yaşamıyor.

Kaç yaşında?
Önce 22 demişti, sonra 20 olduğunu öğrendim.

Cinsel özgürlükler...
Tolga: Bizim öyle sorunlarımız yok, rahatız o konuda. Hiçbir zaman ilk sorun olmaz bizim için.

Aşka inanıyor musunuz?
Tolga: En son yaşadığımda, çok kötü şeyler olmuştu. Boş ver.
Ali: Ben tam olarak aşkı yaşamadım.

İhtiyaç duyuyor musunuz aşka?
Tolga: Dönemsel bir şey, bazen ihtiyacını hissediyorsun. Kızdan sıkılınca iki hafta sonra falan bitiyor. Kız ağlıyor, üzülüyorsun ve tekrar başlıyor. Aslında biri hatırlatmadıkça ihtiyaç duymuyorum.
Neden hemen sıkılıyorsun ?Bir Süreklilik yok mu?
Tolga: Olmuyor, böyle alışmışız. Aşk hiçbir zaman ilk planda olmuyor.
Ali: Platonik takılırım. Ama etrafımda da uzun Süre ilişki yaşayan yok gibi. Zaten sonu hep bok oluyor bütün ilişkilerin.

Belki de olmaz!
Ali: Olmazsa zaten aşık olmuşundur. O zaman aşk var demmek ki.

Bütün ön yargılarından kurtularak yaklaşamaz mısınız aşka ve diğer şeylere?
Ali: Kızlar erkeklerle satranç oynamak istiyor. Biz de satranç oynamaktan bıktığımız için, duygusallıktan uzak duruyoruz.
Tolga: Kızlar çok salak ya !

Salak olmayan kızlar nasıl oluyor?
Tolga: Ayağımı yıkamalı, bana hizmet etmeli, su getirmeli. Gerçi ben de ona su isterse getiririm. Ciddi söylüyorum, bilinç altımda böyle kroluklar var.
Ali: Geçenlerde kafa attı hatuna ya!
Tolga: Onu çok sevdiğim için yaptım(çok gülüyor).

Nasıl yani?
Tolga: Yok ya! Falçatayla oynuyorduk. Kızın kolunu çizdim.

Şiddetli bir sevgi bu!
Ali: Hayır, sevmeyi bilmiyoruz. Öğretmediler, görmedik, biz de böyle seviyoruz.

Sen Ali, falçata falan atıyor musun sevdiklerine?
Ali: Yok, ama ben kötü sinirlenirim. İlk demo kayıtımızda öbür arkadaşımız Gökcan'ın üzerine yürümüştüm. Kendimi zor tutuyorum. Öyle bir durumum var.

Grup içersinde nasılsınız birbirinizle?
Tolga: İyiyiz, beraber yatarız(gülüyor)

Ya diğer arkadaşlarınız...
Tolga: Hep aynı insanlarla olmak insanı sıkar. Başkalarıyla da olma ihtiyaçı duyuyorsunuz.
Ali: Ortak arkadaşlarımız olduğu gibi, ayrı ayrı gruplardan arkadaşlarımız da var.
Tolga: Ali'nin ayrı arkaşlarını hiç sevmem( sinirli bir şekilde tırnaklarını yiyor). Çünkü oradakiler anarşist.

Nerede oturuyorsunuz?
Tolga: Feriköy'de halamın kızıyla beraber oturuyorum. Mahalle, esnaf çok kötü. Kuzenimin adı Yasemin, ben yokken mahalleden komşu gece üçte gelip, bir ihtiyaçın var mı diye soruyormuş. Oradan gitmek istiyorum, bir şey olacak, üstüme kalacak diye tedirgin oluyorum. Bir yandan da Yasemin'in akrabaları bizim aynı evde kalmamızdan rahatsızlık duyuyorlar. Bize nikah düşüyormuş, o yüzden aynı evde kalamazmışız.(kahkahalar)
Ali: İşte bu yüzden davranışımız diğerlerinden farklı. Bu yüzden böyle giyiniyoruz. Millet böyle aptal şeylerle uğraşıyor, biz de tavrımızla, görüntümüzle o şoku daha fazla yaratıyor, tepki çekiyoruz. Bir kişiyi bile etkilesen yeter.
Tolga: Çocuğum olursa, açık söyleyeyim camiye giderse döverim.

Ailenin ve çevrenin senin üzerinde kurduğu baskıdan pek farklı değil bu düşüncen. Aynı saçmalık devam etmiş olacak.
Tolga: Tamam ben de kroyum diyorum işte. Sonra ben mantıklı, özgürlükçü biri değilim ki, kıl biriyim. Tam tersini yapacağım her şeyin. Evlendiğimde eşimi ailemle, kıl, tüyle kimseyle tanıştırmam.

Aileyi temsil eden bir çok şeyden bu kadar nefret ederken, aile kurmak istemen bana tuhaf geldi.
Ali: Alternatif bir aile yaratabilir ama.

Çok hayal kuruyorsunuz. Teoriyle pratik her zaman çakışır.
Tolga: Yaratabileceğime inanıyorum.
Ali: Aslında ben korkuyorum, evlilik üzerine kafa yordum, ama işin içinden çıkamadım.

Şart ta değil evlenmek öyle değil mi?
Tolga: Evlilik olmazsa, toplumun değişmesi üzerine o hayaller de kurulmaz. Amacım toplumu değiştirmek de değil. Alternatifler olmasa, eski aile yapısı da devam eder.

Ama sen bir yanınla da o eski aile yapısını devam ettirmeye çalışıyorsun.
Tolga: Tam tersi bir aile yapısını düşünüyorum. Yani zaten varolan bir evlilik var, ben buna karşı bir aile oluşturacağım, benden sonra ki zamanlarda bu ikisinin arası bulunacak. Bu alternatif evlilik şekline de karşı gelinip, doğrusu oluşturulacak.
Ali: Marksistler gibi..
Tolga: O ne ağbi, bıyık mı? Bilmiyorum öyle şeyler.

Evlilik, var olanı değiştirme gibi ideolojileriniz var gibi duruyor?
Tolga: Evet, mantıksızlık gibi ideolojilerimiz var.
Ali: Aşırı bireyci anarşizmle, nihilizm arasında bir ideolojim var.
Tolga: Azınlıksın ondan.
Ali: İdeolojimde o da var.

Alevi misin?
Ali: Evet, hem alevi, hem de kürtüm. Ama o kültürle çok ilgim yok. Bana göre değil. Ailem de alevilikle pek ilgilenmez. Çok kuralları vardır Aleviliğin. Biz öyle Cemevine falan gitmeyiz. Ailem bana bu konuda baskıda bulunmadı, o yüzden kendimi şanslı buluyorum. Rahat bıraktılar.

Son olarak ne söyleyeceksiniz?
Ali ve Tolga: Hiçbir şey
Dost Mekan
Peyote
Hadi indir !
East of the Sun
Duyurular
Stüdyo İmge, Açık Radyo'da...
Club Intro