Ocak
01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31
Kategoriler
Kullanıcı adı:

Parola:


'İstiklal Caddesi Müzisyen Pazarı Gibi' - Direc-t
Deniz Durukan

Direc-t'in henüz yasal albümü yok ama, bu ödülden sonra seslerini olanca gücüyle duyuracaklarına ve şarkılarını kolay kolay kimsenin unutamayacağına eminim. Solist Bilge iki yüze yakın besteye ve muhteşem bir sese sahip. Grup elemanlarından Alex (bas gitar) işi nedeniyle röportaja katılamadı. Diğer elemanlar Bilge(vokal) ve Özgür'le(davul) Beyoğlu Tünel'de bol kahkahalı bir konuşma yaptık.


Önce Adana'dan söz edelim biraz...
Bilge: Evet, Adana'da kolejde okurken, birinci sınıfta, grup hikayelerimiz başladı. Nirvana yorumları ve doğaçlama yapan bir gruptuk. Bir Süre sonra o grup dağıldı. Yiğit'in, Punk Art adlı grubu vardı, punk yapıyordu. Daha sonra Saygın geldi, o da yakın arkadaşımızdı. Adana'da hemen hemen herkes gitar çalıyordu. Herkes müzisyen, herkes gitarcıydı.

Adana'dan birçok rock'çu çıkıyor, ama yine de gözümün önüne getirmeye çalışıyorum. Rocker'lar ellerinde gitarlarla Adana Sokaklarında. İlginç bir resim.
Bilge: Evet. Feridun Düzağaç, Haluk Levent, Murat Kekilli, Mavi Sakal, Murat Göğebakan gibi birçok isim sayabiliriz. Daha sonra Yiğit ve Saygın'la grup kurduk. Arabayla Mersin'e CD satın almaya gidiyorduk. Bir gün arabayı direğe bindirdik. Biraz daha hızlı gitsek ölebilirdik. Dönerken çekicinin üstünde bol bol şarkı söyledik. Türkçe mi yoksa İngilizce mi isim olsun diye tartışırken aklımıza bu direğe çarpma olayı geldi. Grubun adı Direc-t olsun dedik. Böyle başladı bu sevda. Ardından Adana'da ilginç konserler verdik. Daracık yerlerde, yüz kişinin sıkış tepiş olduğu mekanlarda, büyük bir coşkuyla geçerdi konserler.

Aileniz nasıl bir tepki verdi müzikle uğraşmanıza. Adanalı pamuk tüccarı falan mıydı babanız?
Bilge: Babam yetmiş yaşlarında, emekli banka müdürü. Yani o kadar zengin değiliz. Keman, cümbüş gibi aletleri var, çalar söyler. Annem de öyle. Ama tabii onlar klasik sanat müziği ile ilgilenirlerdi. Aramızda öyle bir fark vardı. Babam gibi değil de, daha çok dedem gibi falan. Ama desteklediler. Liseyi bitirip üniversiteyi kazanınca, herkes çok şaşırdı. Çünkü hiç ders çalışmazdım. Neyse Ankara'da İspanyol Dili'ni kazandım. Ankara'da grup kuramadım, kimse yoktu. Tek başıma kayıtlar yaptım. Sonra okulu bıraktım, İstanbul'a geldim. Yolda Özgür'le karşılaştım...

Bu da ilginç. Daha önceki birebir konuşmalarımızda birçok kişiyle yolda karşılaşıp, gruba aldığını söylemiştin. Yolda nasıl karşılaşıyorsunuz, nereden anlıyorsun müzisyen olduğunu...
Bilge: Bu yol, yani İstiklal Caddesi müzisyen pazarı gibi. İşçi pazarı olur ya... Zaten biz müzisyenler de işçiyiz. Sürekli sömürülüyoruz! Beş kuruş kazanamayan, abi hangi bar olsa çalarız diyen adamlarız. Neyse, Özgür'ü gördüm işte...

Görünce gözünden mi anladın?
Bilge:Aşık oldum ona.
Özgür: Adana'dan zaten tanışıyorduk, Adana'da gitarcıydım. Lisede benim grubumda olan davulcu ayrılınca, beni davula aldılar. Ben de tek ritim biliyorum, davulcu olmak da istemiyorum, ama zorla davulcu oldum. ( Bilge ile rakip gruplardaydık. Sürekli Milliyet'in yarışmalarına katılıyorduk.) Lise 1'de ilk defa davul çaldım, sonra da hep davulcu oldum. Herkes de beni davulcu olarak tanıdı. İstanbul'a geldiğimde canım çok sıkılmıştı. Grubum yoktu. İşte o sıralar yolda Bilge ile karşılaştım; bir grubum var, gel izle dedi. Gittim. Bir hafta sonra gruptan davulcuları ayrıldı. Böylece girmiş oldum.
Bilge : O zamanlar grubun adı Direc-t değildi. Adana'da o ismi kullanıyorduk ama, İstanbul'a gelince başka gruplar kurdum, isim değişti. Sonra Özgür gelince, bir de basçı bulduk.
Özgür: Biz hep yolda buluyoruz ya, çok iyi hatırlıyorum, Beyoğlu'nda Açık Sahne'nin önünde, elinde bas gitarı olan bir çocuk vardı ve bize bas çalar mısın diye sormuştuk. O da şaşırmıştı. İstiklal'de elinde gitar olan herkese bu soruyu sorabilirsin.

Alex'i de yolda mı buldunuz?
Bilge: Yok, önce Cem vardı, sonra Çelik bize katıldı. ( Şu Show TV'deki Kim 500 Milyar İster yarışmasına katılıp da 125 milyar kazanan arkadaş.) Robert Koleji'nde konser verdik. Orada Universal'den Oğuz Bey bizi izlemiş, kartını verdi. Gidip Süha Bey'le görüştük. Orada şarkılarımızı kaydettiler. Kayıt çok güzeldi. Kesin olur gözüyle bakıyorduk, ama olmadı. Bahtsızlığımız yine ortaya çıktı.

Başka ne gibi bahtsızlıklarınız oldu ki?
Bilge: Meis'de çalarsın, kimse gelmez, alet bozulur, para alamazsın, basçı gelmez, acilen basçı bulmaya çalışırsın... Böyle abuk işler. Sonra basçı ayrıldı gruptan, Çelik de o sırada gitar çalıyordu, onu basa aldık. Universal sözlerimizi sert bulmuştu, para yok, belirsizlik diz boyu... Özgür 'ben vazgeçiyorum' dedi.
Özgür: O sıralar Aiesec diye bir kuruluşa üyeyim, gönüllü çalışıyorum...

Nasıl bir kuruluş o?
Özgür :Ekonomi okuyan öğrencilerin üye olduğu bir yer. Yurt dışından ve Türkiye'den öğrencilerin başka ülkelere gidip staj yapmasını sağlıyor. Dışardan bize, bizden de dışarıya staja böyle bir çok insan geldi gitti.
Bilge: Özgür o sıralar profesör olmaya karar verdi. Bizim o zamanlar bir menajerimiz vardı. Özgür'ü de alarak hepimizi Marmara Oteli'ne çaya götürdü. Özgür'e bir yığın diller döktü ayrılmaması için.
Özgür: Aslında müzikle uğraşmaktan büyük bir zevk alıyordum. Ama hiçbir zaman işler yolunda gitmedi. Hep ters giden bir şeyler oluyordu. Para kazanamıyorduk, ne olacağını bilmediğimiz bir belirsizlik hakimdi. Ben de o sıralar işletmede okuyordum. Eğer müziği bırakırsam okula yönelik bir şeyler yapabilirim, kendime başka bir yön çizebilirim diye düşünüyordum. Daha doğrusu ne yapmam gerektiğine karar vermeye çalışıyordum.
Bilge: Bizde o arada hala ona dil döküyorduk. Çünkü Özgür gibi davulcu bulmak zordu. Baktık ikna olmuyor, Çelik 'ben davulcu bulurum, sonra stüdyo çalışmalarına başlarız' dedi. Ben de o sırada Bahariye'de sokak müziği yapmaya başlamıştım. Ama Çelik'in TV'deki yarışmadan 125 milyar kazanması, gruptan ayrılmasına neden oldu. Tek başıma ortada kaldım öyle. Ben de her şeye boş verdim. 'Yeter artık! Adana'ma döneceğim' diye epey söylendim. Tabii gitmedim, olanca hızımla sokak müziğine ağırlık verdim.

Nasıldı sokakta çalmak?
Bilge: İnanılmaz zevkliydi ve dinleyicim ufak da olsa oluşmuştu. Sokaklardan çok şey öğrendim. İnsanlarla birebir iletişim kuruyorsun, o paylaşım anında ortak duygular yaşıyorsun. Orada tanıdığım insanları hiçbir zaman unutacağımı sanmıyorum.

Gerçek hayat, o ara sokaklarda saklı zaten...
Bilge: Doğru. Bu şarkılarınıza, bestelerinize de yansıyor. Bir de orada bir devrimi gerçekleştiriyorsun. Bir kere karşılıklı yoğunlaşma, iletişim oluşuyor, ikincisi alışık olmadıkları bir ortamı, sokak çalgıcılığını görüyor, eğleniyorlar. Tıpkı Avrupa'daki gibi. Halkın katılımı iyi, özellikle de polisler inanılmaz ilgili. Tabii onlar geldiğinde hemen kendimize çeki düzen veriyoruz.

Alex...
Bilge: Onu sokakta falan bulmadık. Zaten tanıyorduk, babalarla çalan bir basçı. Bizimle çalacağı aklımıza bile gelmezdi. Çalıştığı stüdyoya gittik, bizimle çalışabileceğini söyledi, böylece tekrar bir grup oluşturduk. Bu arada Özgür de tek bir konser için bize katıldı, ama bir daha ayrılamadı.

Demolarınızı dinledim. Kendinizi oldukça özgür bırakmışsınız. Hatta pornografiye varan çığlıklar, sesler vokale yansımış. Yasal bir albüm çıktığında bu kadar cesur davranabilecek misiniz?
Bilge: Tabii. Türkiye'de böyle bir şey yok, ama yurt dışında var. Hatta albüm kapaklarında küfür veya müstehcen herhangi bir şey olduğunda uyarı notu kullanılır. Ben de yapabileceğimi sanıyorum.

Yine demolarınızdan birinde 'Arab Hair' adlı bestede kanun, ud gibi enstrümanlar kullanılmış. Bunları kim çaldı?
Bilge: Kanunun sesini org'dan çıkardım. Udu ise Sadık abi çaldı. Sonra da stüdyoya girdik, kayıt yaptık.

Peki bu kayıtları kendi olanaklarınızla mı yapıyorsunuz?
Bilge: Evet, iki yüze yakın bestem var, çoğu kendi olanaklarımızla yaptığımız kayıtlar.

E hadi bakalım biraz da Roxy'den bahsedelim. Birinci de oldunuz, çok da bahtsız sayılmazsınız...
Bir kere açık konuşayım. Ben, o ve o çok parasızız. Allah'tan yarışmanın ertesi günü öğrendik paranın olmadığını. Moralimiz bozulabilirdi. Çünkü bizi motive eden şeylerden biri de oydu. Bir tek gitarım var, yedi senedir onu kullanıyorum, teller artık gitmiş durumda. Ağladığım bile oluyor bu duruma. Yani bahtsızlığımız bir şekilde sürüyor. Ama yine de böyle bir yarışmayı kazanmaktan mutluyuz.
Dost Mekan
Peyote
Hadi indir !
East of the Sun
Duyurular
Stüdyo İmge, Açık Radyo'da...
Club Intro