Ana sayfa
Kategoriler
Kullanıcı adı:

Parola:


Kulak ArkasıArşive gözat
Stüdyo İmge Devamını oku... / 29 Ocak 2008, Salı 08:07
Zihni Müzik, Akmar’daki ikinci müzik dükkanıydı. İlk iş olarak camekanı tam 600 CD kapağıyla donattı. Yakası açılmadık topluluklar çiçek verecekleri yeni bir saksıya sahip olmuşlardı ışıksız ve oksijensiz Akmar serasında.
Murat Be?er Devamını oku... / 18 Aralık 2006, Pazartesi 01:53
Hiç mübalağa yok; güvence veririm, istediğiniz her plağı bulur size. İnternette peydahlanan, dünyanın öbür ucundaki genç plak satıcıları dahil, hangi taşın altında ne var, iyi bilir. Aradığınız plak Alaska'da olsa, yılanı bulur deliğinden çıkarır. Plak piyasasının derin devletidir Emekcan.
Murat Be?er Devamını oku... / 18 Aralık 2006, Pazartesi 01:51
Müzikteki sınırları konusunda Nuh deyip peygamber demeyen azılı bir karşı-kültür mecnunu. Yılanı deliğinden bulup çıkaran avcılık ve toplayıcılık sanatkarı. İzbe pasajların toz yutucusu. İmansız bir demo eksperi. Kapalı kapılar ardındaki rock'n roll bekçisi. Üçüncü dünya ülkesine gönderilmiş kültür ispiyoncusu.
Murat Be?er Devamını oku... / 18 Aralık 2006, Pazartesi 01:49
"Kaç tane plağınız var?" sorunun yanıtını metre hesabıyla veren tanıdığım ikinci adamdı DJ Chet. Sekiz metre demişti. Sorunun sahibi Doktor 1210 ise, plaklarını mezurayla sayan bildiğim ilk ve tek adamdı o güne kadar. DJ Chet'in yakın arkadaşı Hollandalı Maestro ile Balans'a çalmaya geldiği gündü.
Murat Be?er Devamını oku... / 18 Aralık 2006, Pazartesi 01:46
İstanbul'da giderek dar bir alana hapsedilen huzurun, elinde kalan son arsalarından biridir Beşiktaş'taki Abbas Ağa Parkı. Adeta üzerine kurulduğu mezarlığın müteveffaları tarafından üflenen serin bir rüzgarın getirdiği dirlik ve düzen hakimdir bu büyük ağaçlıklı alana. Gündelik gaileleri bir paratoner gibi emerek toprağa veren parkın ayrılmaz parçası, kedilerden oluşan kalabalık ahalisidir.
Murat Be?er Devamını oku... / 18 Aralık 2006, Pazartesi 01:44
Terry Eagleton'ın fantastik romanı Azizler ve Alimler'de bir araya getirdiği sıra dışı kaçaklardan birine çokça benzer Anarşist Hira. İngiliz dar görüşlülüğünden sıkılmış, felsefeden ise tamamen bitap düşmüş bir halde Cambridge'den kaçan bir Ludwig Wittgenstein gibidir o. Yaşamın sırlarını çözdükten sonra, sokaklarda şarap içerek sızan berduşlara özenen bir bilgedir adeta.
Murat Be?er Devamını oku... / 18 Aralık 2006, Pazartesi 01:42
Doktor 1210 adlı şeytan tüylü mucizevi varlık Bülent Sancak, Zaireli Johnny Wakelin ile uzaktan akraba olur. Pek inanmadınız değil mi? Hani akraba dediysem fiziki bir akrabalık değil. Bir çeşit ruh akrabalığı demek daha yerinde olur. Aman canım çok eşelemeye gerek yok; zaten Wakelin de Zaireli değil. O da manevi Zaireli; ezilen halklara duyduğu hassasiyetten ötürü.
Murat Be?er Devamını oku... / 18 Aralık 2006, Pazartesi 01:39
Yaşamının ilk çeyreğinden sonrasının kaderini aşkının peşine takmıştı. Berlin'de Almanca öğrenmeye çalıştığı zamanlarda Enrica adında bir İtalyan kızına tutulmuş, onunla birlikte İtalya'ya göçmüş; bir müddet sonra da aşkıyla evlenerek İtalyan vatandaşı olmuştu. O yüzden biz onu İtalyan Utku olarak hatırladık hep yokluğunda.
Murat Be?er Devamını oku... / 18 Aralık 2006, Pazartesi 01:38
1998 yılında 80 yaşında iken vefat eden Nesim Alabora, ya da bizim hitap ettiğimiz şekliyle Nesim Amca, Yüksek Kaldırım'da plakçı dükkânı açan ilk kişiydi. Rivayete göre varlıklı bir aileden geliyordu, ama uyumsuzdu, ailesiyle geçinememesine neden olan maceracı mizacı sonucu sürüklenmişti bu işe.
Murat Be?er Devamını oku... / 18 Aralık 2006, Pazartesi 01:36
Seksenli yılların tam ortası. 1985'in kavurucu yazı, sadece sokakları değil, çok değerli bazı arkadaşlıkları da pişirmişti. O yıl kaderin cilvesi sonucu bir avuç zıvanasız, Mimar Sinan Üniversitesi Resim Bölümü'nde toplanmıştı.
Murat Be?er Devamını oku... / 18 Aralık 2006, Pazartesi 01:34
İlk defa Music Concrete meraklısı dostlarımla yaptığım bir sohbet esnasında gördüm Alper Maral'ı. Kavanoz dipli 1950 model Michael Caine gözlüklerinin altından dünyaya büyük bir merakla fıldır fıldır bakan, yarım keliyle yetmişli yılların Alman pornolarından fırlamış gibi görünen bu ufak tefek adam, hem bir dinleyici olarak görüntüsüyle, hem de sohbete kattıklarının esprili zekasıyla dikkatleri üzerinde topluyordu.
Murat Be?er Devamını oku... / 18 Aralık 2006, Pazartesi 01:32
Beyazıt meydanında ikinci el tezgahların altın günlerini yaşadığı zamanlarda, Ankara Fen Lisesi mezunu pırıl pırıl bir gençti Gökhan Budak. Daha sonra mesleğine istinaden alacağı lakapla Doktor Gökhan, sol görüşe meyilli bir sosyal demokrat, aydınlık kafalı iyi niyetli ve temiz bir görüntü çizerdi aramızda. Yeni Gündem dergilerinin satıldığı kitap tezgahının küçük bir köşesini plaklara ayırmıştı. O da her tutkulu müziksever gibi haftanın bilançosunu içerde kapatır; aldığı plakların meblağı sattıklarından fazla olarak evine cebindeki parayı azaltmış olarak dönerdi.
Murat Be?er Devamını oku... / 18 Aralık 2006, Pazartesi 01:30
Hiç aklımda yokken müzik yazarlığına başlayışım, resim öğrencisi olduğum yıllara rastlar ve tamamen kaderin hoş bir cilvesidir. 1985 yılında arkadaşım Murat Ertel'den gelen emrivaki bir telefonun eseridir.
Murat Be?er Devamını oku... / 18 Aralık 2006, Pazartesi 01:29
Kediler barındıkları mekânın atmosferinden, birlikte yaşadıkları insanların (pardon, aslında mekânlar onlarındır, insanlar ise kedilerin yanlarında yaşar) özelliklerinden oldukça fazla etki taşır. Görüntüsü ve cüssesiyle uyuşmayan bir biçimde "Bızdık" adını verdiğimiz kaplan edalı kedimiz de öyle, kaçınılmaz olarak bazı ince damak zevklerine sahip bir çocuktur kendisi. Tam sekiz yıldır yanımızda; artık karşılıklı olarak birbirimizin huyunu suyunu en küçük detayına kadar iyi biliyoruz.
Murat Be?er Devamını oku... / 18 Aralık 2006, Pazartesi 01:24
Narmanlı Han zamanlarının en orijinal simalarından biri hiç şüphe yok ki, Cumhur Okan idi. Tatbiki Güzel Sanatlar Dekoratif Resim Bölümü'nden, DGSA Resim Bölümü'ne geçtiğim günlerde tanımıştım onu, aynı bölümde okuyan abisi İrfan vasıtasıyla. Kayıtlı olmadığı halde öğrencilerden daha fazla okula gelir, kantindeki yoklamayı kaçırmazdı. Sıklıkla orada oturur ve içtiğimiz çaylar eşliğinde, denize nazır müzik sohbetleri yapardık. Aramızdaki ortak payda müzik ve plaklardı. O da benim gibi bir plak manyağı idi.
Murat Be?er Devamını oku... / 18 Aralık 2006, Pazartesi 01:18
Bir Hobbit ile Noel Baba arasındaki görüntüsü çok sevimliydi. Hiçbir hırsı olmayan ve rahatına düşkün bir Hobbit idi Himmet Ağabey; tıpkı Tolkien'in kahramanı Bilbo gibi. Adının peşine Ağabey sıfatını takmak, televizyondaki eski yerli filmleri hatmederek içindeki komik sahneleri, tıpkı laz fıkraları gibi yüzlerce kez anlatan Apaçi'nin marifeti oldu. Himmet Ağabey, Köyden İndim Şehire filminin ana tiplemelerinden biriydi.
Murat Be?er Devamını oku... / 18 Aralık 2006, Pazartesi 01:14
Lakabı memleketinden ya da ten renginden gelmiyordu Portakal'ın. Soyadıydı Portakal, Mehmet'in. O yüzden herkes Portakal diye hitap ediyordu ya da arkadaşlar arasında kısaca Port deniyordu.
Murat Be?er Devamını oku... / 18 Aralık 2006, Pazartesi 01:12
Yıllar sonra karşılaştık tekrar Levent ile. Takvimler yeni milenyuma az kaldığını gösterdiğinde. İstanbul'un en uzun sokağı olarak bilinen Eşref Efendi'de oturuyordu. Sekiz yıllık eşinden ayrılmış, yeni bir yaşama yelken açmanın bocalaması içindeydi. Aynı semtte, yani Kurtuluş'ta oturuyorduk ikimizde.
Murat Be?er Devamını oku... / 18 Aralık 2006, Pazartesi 01:08
Başarısızlıkların ve eyyamcılığın bu kadar masum ve sevimli kıldığı bir başka insan var mıdır onun kuşağında acaba? Her başarısızlık hikâyesinde biraz daha büyüyen, kısa Sürede sönen her çılgınca fikirlerin ertesinde hikâyeleriyle biraz daha sempatikleşen Levent Erseven, düzenli Babıâli maceramın düğmesine basan adamlardan biriydi.
Murat Be?er Devamını oku... / 18 Aralık 2006, Pazartesi 01:06
Yaşamının mihverine plakları koyan birini tanıma şansına nail oldunuz mu hiç? Nasıl mı? Şöyle ki, örneğin insanın en temel ihtiyaçlarından olan ayakkabı ya da kazağın fiyatını plak fiyatı ile mukayese eden; yerine dört tane plak alabileceğini hesapladıktan sonra, bunlardan vazgeçerek parayı plağa yatıran, sonra da tüm bir kışı yırtık ayakkabı ve kısa kollu gömlek ile geçiren biri. Ben böyle birini tanıdım. Adı Ayhan, soyadı Çetiner. Bursa'nın Karacabey ilçesinde doğmuş, bir ilköğretim öğretmeni olan (sonradan okuduğum ilkokulun müdürlüğünü yapan) babasının vazifesi icabı ailecek İstanbul'a yerleşmiş sıra dışı biri; Ayhan Çetiner ya da bilinen adıyla Apaçi Ayhan.
Murat Be?er Devamını oku... / 18 Aralık 2006, Pazartesi 01:04
Bilmezdim 'Beautiful Dream' şarkısının bu kadar güzel olduğunu Deep Purple Ahmet'i tanımadan önce. Uriah Heep topluluğunun 1975 tarihli "Return To Fantasy" albümünde yer alan şarkının fark etmemiştim bu kadar zor bir vokal tekniği ile söylenmiş olduğunu. Ta ki, evine konuk olduğumuz günlerin birinde, Deep Purple Ahmet'in bu şarkıyı hem plak eşliğinde, hem de acapella olarak söylemeye kalkışmasına dek.
Murat Be?er Devamını oku... / 18 Aralık 2006, Pazartesi 01:01
Herkes bilir; ben de büyük bir edep ve memnuniyet içersinde kabul ederim ki, Apaçi Ayhan pek çok konuda ilk hocamdır. Onunla sayısız rutinlerimiz vardı. Ben bu seanslarda atmıştım (naçizane) müzik bilgimin, görgümün temellerini. Gününü iple çektiğim rutinlerden biri de Solak Orhan ziyaretleriydi.
Murat Be?er Devamını oku... / 18 Aralık 2006, Pazartesi 01:00
Hiç kimse kolay kolay tartışma konusu yapmaz; şüphesiz Stanley Clarke'ın en güzel albümü "School Days"dir. Bende "School Days"in Türk baskısı var. Halbuki defalarca Amerikan ya da İngiliz baskısına rastladım dükkânlarda, hem de pırıl pırıl, ama bir türlü elim varmadı. Almadım, alamadım, belki de almak istemedim. Açıkçası bendeki Türk baskısının hatırasını bir türlü alt edemedim.
Murat Be?er Devamını oku... / 18 Aralık 2006, Pazartesi 00:57
1984 yazında tanımıştım Tebeya Birol'u. Yani Fatih'in, hatta İstanbul'un en büyük karışık kaset dolduran plakçısı olan Azra'nın iki odadan oluşan stüdyosunda gece gündüz karışık kaset doldurduğum günlerde.
Murat Be?er Devamını oku... / 18 Aralık 2006, Pazartesi 00:52
Bu sitedeki sacayaklarım olan iki hınzır herif, bana haince bir plan hazırladıklarını açıklarken bir yandan pis pis sırıtıyorlar, bir yandan da Peyote'nin karanlık ortamında soğuk tombul şişe biralarını yudumluyorlardı.
Dost Mekan
Peyote
Hadi indir !
Proudpilot
Duyurular
Stüdyo İmge Facebook grubu...
Club Intro