1969 yılında İrlanda’nın Dublin kentinde kurulan Thin Lizzy’nin kariyeri 1983’e kadar sürdü. Bu süre içinde rock’ın hem sokak hem de romantik yönünü özgün bir biçimde ortaya koyan : “Whiskey In The Jar”, “The Rocker”, “The Boys Are Bach In Town”, “Rosalie Cowgirl Song”ve “Killer On The Loose” gibi parçalar yaptılar. Thin Lizzy’nin başlangıçta ilginç bulunan yönü ise İrlanda folk müziğiyle hard rock’ı çok başarılı olarak biraraya getirebilmesiydi. Thin Lizzy’nin parçalarında olayları didikleyen, yarattıkları güzel müziğe ayrı bir tat katan Phil Lynott’un (bas - gitar), özellikle doğup büyüdüğü şehir Dublin’i anlattığı sözlerdi. Örneğin “Sarah” ve “Philomena” adlı şarkılar, Phil daha üç aylıkken onları bırakıp giden babasının ardından annesi ve anneannesine adanmıştı.
Phil müzik yapmaya başladıktan sonra, bir ara The Black Eagles’la çalıştı. Bir gece çalıştığı barda Brian Downey’ rastlayıp grubunda davul çalmasını istediğini söyledi. Tabii ki ikisinin de etkilendiği kaynaklar İngiliz Blues’u ve Amarikan rock’ıydı. Bu arada Black Eagles müziği daha fazla devam ettiremedi ve dağıldı. Lynott Kama Sutra adında bir grupta vokal yapmaya başladı. Daha sonra 16 yaşındaki Gary Moore’un gitaristi olduğu Skid Row’da çalışmaya başladı.
Fakat Skid Row’da işler bir türlü istendiği şekilde gitmedi. Ve Phil gruptan ayrıldı. Brian Downey’le tekrar biraraya gelip John Stanton, basçı Pat Quigley ile yeni topluluğu Orphanage’ı kurdular. Derken Van Morrison ile çalışmış Eric Bell de aralarına katıldı ve Phil, Eric ve Brian kendi grupları Thin Lizzy’i kurmak üzere son kez bir yerden ayrıldılar. Yeni kadro adlarını Tin Lizzie adlı bir çizgi roman kahramanından esinlenerek koydu. İlk başta alışık oldukları gibi barlarda şarkı söylemeye başladılar.
Diğer bar gruplarının arasından sayrıldı Thin Lizzy... Ve olay 1970’de turneye çıkmalarına ve bir yıl sonra ilk albümlerini çıkarmalarına kadar büyüdü. Albüm pek de başarılı olamadı; yalnızca 2000 tane sattı. Ardından New Day EP’yi çıkardılar. Grup 1972’de ikinci albümü Shades Of A Blue’yu yayınlayıp turneye çıkmasına çıktı, ama maddi olarak berbat durumdaydı. İşte tam böyle bir umutsuzluk döneminde gene 1972’de “Black Boys On The Corner” ve “Whiskey In The Jar” parçaları çok beğenildi ve Thin Lizzy, Slade’ın alt grubu olarak turneye çıktı. Phil de bu arada kendine bir imaj yaratmayı ve çıktıkları turnelerde sahne şovları yapmayı ihmal etmemişti. Thin Lizzy ardından “Pandelph” adında bir single ve 1973’de iyi bir ticari başarı yakalayan Vagabonds Of The Western World albümünü çıkardı.
Grup 1974’ten sonra yoğun bir gitarist değişimi yaşadı. Önce Eric Bell turnelerin kendisine zarar verdiğini düşünerek Thin Lizzy’den ayrıldı. Yerine o zamanlar daha gitarcılığıyla çok fazla öne çıkamayan Gary Moore geldi. Fakat çok da uzun sürmedi bu birliktelik... Sonra 18 yaşındaki Brian Robertson katıldı kadroya... 1974’de Nightlige adlı albümlerini çıkardılar. 75’te de Flighting’i yaptılar.
Grubun altıncı albümü Jailbreak ise Thin Lizzy’nin en iyilerinden biri oldu. Grubu tam olarak uluslarası bir rock topluluğu haline getirdi. Turne sırasında Gary Moore yeniden geldi. Moore’un katkısı büyük oluyordu, hatta o sıralar çok başarılı konserler verdiler. Fakat Moore yeni albümün kalıtlarında yer almadı. Bad Reputation albümnde gitarları Scott Gorham çaldı. 1978’de Live and Dangerous albüm sırasında Gray Moore üçüncü kez Thin Lizzy’e dahil oldu. Biraz karışan kadronun son hali şöyleydi: Gary Moore - gitar, Brian Douney - davul, Phil Lynott - bas gitar / vokal, Scott Gorham - gitar.
1979 yılında Gray Moore’la Black Rose isimli ilk albüm kaydedildi. Fakat Moore grubu ciddiyetsiz bulup yeniden ayrılmaya karar verdi. 1980’de Snowy White gruba alındı. Chinatown ve Renegade albümlaeri yapıldı ve Thin Lizzy eski başarısını yeniden yakaladı. 1980’de Jolo In Soho ve 1981’de The Edventures Of Thin Lizzy adlı albümler çıktı sırasıyla... Beklendiği gibi önce Sonny White gruptan sonra da Scott Gorham...
1984’teki Live adlı bir konser albümü çıktığında grubun tamamen dağılmasının üstünden bir yıl geçmiş oluyordu. Phil, “Philip Lynott” adlı bir solo albüm çıkardı. Aynı yıllarda çok faazla uyuşturucu kullanıyordu. Ve 1986’da yüksek dozda uyuşturcudan öldü. Grubun kadrosunda yer alan tüm gitaristler kariyerlerine büyük başarılarla devam ettiler. Gary Moore önce caz yaptı, daha sonra solo çalışmalarına devam etti. Brian Robertson önce Wild Horses’da, daha sonra da Motörhead’de çaldı.