
YAZI: Suat BİLGİ
Hafızamızı biraz yoklayacak olursak, Steven Tyler'ın, New Hampshire kökenli bir grup olan Chain Reaction'dan Joe Perry ile tanışmasıyla grubun temellerinin atıldığını hatırlarız.
Grubun ilk kadrosu, vokalde Steven Tyler, gitarlarda Joe Perry ve Ray Tabano, basta Chain Reaction'dan Perry ile gelen Tom Hamilton ve davulda Joey Kramer den oluşuyordu. Lakin bu kadro çok uzun ömürlü olmamış Ray Tamano gruptan ayrılarak yerine Brad Whitford gelmişti. Brad'le birlikte grup ideal kadrosunu oluşturmuş ve uzun yıllar Sürecek bir beraberliğin temelleri atılmıştı.
İlk albümleri umdukları gibi olmadı. Sadece bir parçaları 45'likler listesinin alt basamaklarına kadar çıkabildi. Ardından yaptıkları ikinci albümleri Get Your Wings ile başarılı olabileceklerinin sinyallerini verdiler, üçüncü albüm Toys In The Attic ile adlarını tüm dünyaya duyurmayı başardılar.
Üçüncü albümün ardından gelen başarı, yöneltilen eleştirilerin dozajının da artmasına sebep oldu, özellikle Led Zeppelin ve Roling Stones ile karşılaştırılmalarını içeren önemli bir eleştiri vardı ki ne grup ne de grup hayranları bu eleştirileri iplemediler desek yeridir. Hatta grup hayranları neredeyse bu karşılaştırmaları bir övgü olarak algıladı.
70'lerin son günleri Aerosmith için pek hoş yıllar olmadı. 1978 de düzenlenen kısa ve dar kapsamlı bir turnenin hemen ardından önce Joe Perry gruptan ayrıldı. Grubun diğer gitaristi Brad Whitford'un da Perry'nin ardından gruptan ayrılmasıyla Aerosmith kan kaybetmeye başladı. Perry'in yerine Jimmy Crespo, Whitford'un yerine de Rick Dufay gruba dahil oldular. Ama yıpranış sürüyor ve albümleri pek ilgi görmüyor, konserleri eskisi gibi dolu ve coşkulu geçmiyordu. Geniş bir kesim grubun artık ömrünü doldurduğunu savunuyordu ve bu şartlarda dağılmaları kaçınılmazdı. Bu arada uyuşturucu ve alkol tüketimleri de son derece artmıştı.
1985 de verdikleri bir konser sırasında eski elemanlarıyla biraraya gelen grup ekibin yeniden toplanmasının herkes için yararlı olacağı düşüncesinde birleşti. Lakin Joe Perry ve Brad Whitford kendi solo kariyerleri açısından başarılı olamamışlar, grup ise onların yokluğuyla eski gücünü kaybetmişti. Bir zamanların deyimiyle, "somut koşulların somut tahlili" neticesinde mahşerin beşlisi tekrar biraraya geldi ve konserlere başladılar. Konserlerin ses getirmesi ile güçlerini yeniden toplayan grup bir de albüm yaptı. Bir taraf ta unutulmuşlukları, öbür tarafta ise alkol ve uyuşturuculardan temizlenmişliklerinin de getirdiği dinamizm ile "düşmanlık"ları bir kenara bıraktılar.
1986 da Hiphop aleminin en önemli gruplarından Run DMC ile Walk This Way'in hiphop yorumunu yapmaları onların yeniden doğuşu olarak kabul edilmelidir. Artık bit pazarı değerlenmiş ve nur yağmaya başlamıştı. Eski albüm satışları artmaya başlamış, Geffen ile anlaşmışlardı. Yeni şirketleri ile Permanent Vacation'u ardından Pump'ı ve hemen sonra da Get A Grip'i çıkardılar. Özellikle Get A Grip'in getirdiği başarı Aerosmith'in tekrar zirveye oturmasını sağladı. Yani kurulmalarının üzerinden geçen tam 16 yıl sonra grup inanılmaz bir şahlanışa geçti.
Brezilya'da çıktıkları festivalde, Güney Amerikalı hayranlarının tüm şarkıları ezbere söylemeleri, Wayne's World filminde oynamaları, tüm dünyayı dolaştıkları turnelerinin kapalı gişe geçmesi grup elemanları tarafından da inanılması imkansız şeylerdi. Ama inanılmaz yaşanılmaz demek değildi. Uyuşturucudan ve alkolden arınmış olmalarına rağmen şarkılarında her ikisine de fazlaca yer veriyorlardı. Tyler'in her konserde sahnede 5 km'ye yakın koşması adeta grubun kaynayan kanının da simgesiydi.
Not: Yazarın sitemizde yayınlanan "Şarap Kan Yapar" başlıklı yazısından alıntılanmıştır.